Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Haziran '16

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
64
 

Farklı bir pazar

Farklı bir pazar
 

Pazar günü Bedensel Engellilerle Dayanışma Derneği işbirliğinde düzenlenen Color Sky 5k Renkli Koşu’ya katıldım. Daveti arkadaşım Eda'dan gelmişti ve başta ne yalan söyleyim çok niyetim yoktu. Çoluk çocuk gider yahu, benden geçmiş demiştim.
Ayrıntıları okuyup bedensel engelliler ile dayanışma kısmını görünce karar verdim gitmeye. Çok sevdiğim, ölümünün üzerinden 15 yıl geçmesine rağmen acısının hep taze kaldığı, her ölüm yıldönümü ve yaşgününde hakkında sayfalarca yazı yazdığım dedem de bedensel engelliydi. 1972 yılında geçirdiği bir trafik kazası sonucu omurilik felçlisi olarak tekerlekli sandalyeye mahkum olmuştu. Kendisini kaybettiğimiz 2001 yılına kadar da hiç yürüyemedi. Son 29 yılını o halde geçiren bir insan olarak da tanıdığım en hayat dolu ve neşeli kişiliklerden biriydi. Madem elde edilen gelir tekerlekli sandalye almakta kullanılacak, o eğlenceli ortam da işin bonusu olacak hadi gideyim dedim son anda.
Dün farklı duyguları aynı anda yaşadığım bir Pazar geçirdim. Engelliler haftasında kentin dört bir yanına ‘hepimiz engelli adayıyız’ diye yazıyoruz gerçek anlamını hiç düşünmeden. Dün sabah alanda, tekerlekli sandalye ile gelmiş genç-yaşlı o insanlarla konuşurken ben de gerçek anlamını ilk kez düşündüm sanırım. Hikayelerinde genellikle anlık bir dikkatsizlik sonucu yaşanan kazalar, basit bir işlem için gittikleri hastanede yapılan yanlış iğneler ve beklenmedik anda gelen hastalıklar var. Pamuk ipliğine bağlı yaşadığımız şu hayatta her an hepimizin başına gelebilecek şeyler. Sonrasında ise işten çıkarılmalar, aileye ve eve bağlı bir yaşam sürme zorunluluğu. Gencecik, üniversite mezunu ve ‘engelsiz’ insanlar dururken iş veren bizi ne yapsın diyenler, senin sapasağlam halinle yürüyemeyip bileğini burktuğun kaldırımda ben tekerlekli sandalye ile nasıl tek başıma gezeyim diye şikayet edenler…Bunları dinlerken benim başıma gelse ne yaparım diye empati kurmaya çalışıp daha düşünce aşamasında bile kalbimin sıkışması…Bazı konularda hiç ‘empatik’ biri olamıyorum sanırım. Ve bizler düşünmekte bile zorlanırken o insanlar bunu bizzat yaşıyor maalesef.
Sabahki bu duygu yoğunluğumuzun üzerine öğleden sonra çok keyifli geçti. Daha koşu başlamadan herkes elindeki boyayı önüne gelene attığı için hepimiz gökkuşağı kıvamına ulaşmıştık. Koşu falan da yalan oldu tabii. O bozuk toprak arazide, yüzlerce kişi koşmak ne mümkün. Bildiğin yürüdük. Her km başında üzerimize tekrar toz boyalar serpildi. Katılımcı grubu 15-22 yaş arasıydı. Gençlerle gençleştim desem yeridir. Yol üzerindeki evlere teklifsiz dalıp su isteyen fırlamalar, ev sahiplerinin bu renkli tipleri görüp önce ürkmesi, sonra damacana ya da bahçe hortumu ile suyu dayaması, daha çok boyaya bulanmak için yere yapışıp dökülen boyalara sürtünenler, yorulanların yoldan geçen arabalara otostop çekip yolun bir bölümünü bu arabaların camından sarkarak gitmesi, kamyonetlerin arkasından koşup bagaja atlayıp doluşanlar falan derken bayağı renkli bir ekipti…Beni azıcık olgun görüp “Abla sende ıslak mendil kesin vardır, yüzümü silmeme yardım eder misin?” ya da “Abla boya gözüme kaçtı, ne yapmam lazım sen bilirsin” demelerini saymıyorum tabii. O aşamada ulan yaş kemale ermiş ben hala nerelerdeyim dedim :) Uzun yıllardır Fransız kaldığım muhabbetlere de maruz kaldım. Mesela, “Abla yeea yarın İngilizce sınavı var, üçüncü kez çakıcam galiba, artık Büt’te kurtarırız” diye konuya girip bana öğrenim hayatı boyunca girdiği SBS, OKS, YDS vb sınavları anlatan arkadaşa “Valla ben bir ÖSS ve KPSS biliyorum, ÖSS tedavülden kalktı ya da dönüşüm geçirdi, KPSS ne alemde hiç bilmiyorum” dedim. Uzaylıymışız gibi bir bakıştık. Sonra o hızlandı ve öne geçti…Yürüyüş sonrası düzenlenen partide tekrar tekrar boyalara bulandık. Ancak arkadaşımla benim kafamız o gürültülü müziği bir noktadan sonra kaldıramadı, erken kaçtık. Her ne kadar yüzümüzü silip yıkadıysak da boyalar çıkmadı tabii. O halde bizi hiçbir dolmuş, taksi, otobüs almadı. Üniversite yıllarından sonra ilk kez otostop yaptık. Arabasına kabul eden amca “Ayıptır sorması, size ne oldu, başınıza ne geldi de bu hale geldiniz?” diye sordu :) ::Ulus’ta da metroya kadar yürürken herkesin ilgi odağı oldum. Boyalı yüzüm, kollarım, rengarenk olmuş kıyafetlerim ve üzerinde “Fuck Google, ask me” yazan tişörtümle ben olmayacaktım da kim olacaktı zaten…Eve ulaştığımda da bakkal “Hayırdır kaza mı geçirdin yüzün mosmor” diye panikledi. Kendimi duşa zor attım, Allah’tan boyalar çıktı. Yoksa bugün işe tavus kuşu gibi gelmek de vardı…

Gece yattığımda, güneş geçmiş başım ve amele yanığı olmuş kollarımın sızısı eşliğinde uzun uzun o günü ve tabii ki dedemi düşündüm. 31 temmuzda kaybedeli 15 yıl olacak. Ben o tarihlerde Artvin’de kampta olacağım. Bunca yıla rağmen hala çok üzülüyorum ve özlüyorum. Yalnız dün fark ettim ki bedenen artık yanımda olamasa da hala hayatıma yön verebiliyor. Örneğin bu koşu etkinliğine katılmama vesile olup o kadar keyifli bir gün geçirmemi sağlayabiliyor. Ve ne mutlu bana ki bazı huylarımı ondan alabilmişim. Gezmeyi, yaşamayı, yeni insanlar tanımayı ve herkesin hikayesini dinlemeyi seviyorum. Yaşım kaç olursa olsun, ne yaşamış olursam olayım; elimden geldiğince seyahat etmeye, doğa ile iç içe yaşamaya, yeni yerler-farklı kültürler görmeye, yeni insanlarla tanışmaya (hemen güvenip arada kazık yemeye :) devam edeceğim. Mutluluğu önce kendi içimde; sonra da bazen bana saf sevgiyle bakan bir çift gözde, bazen bir köpeğin kuyruk sallayışında, bazen bir çocuğun bana gülümseyişinde, bazen bir kitapta, bazen de Allah’ın bile unuttuğu ücra bir dağ başında aramayı sürdüreceğim…Ta ki, hayatımızın yönetmeni gökyüzünden “Tamam, kestik” diye seslenene kadar…
Hepinize tüm bu güzel ruh halimle HAYIRLI RAMAZANLAR dilerim canlar… Geçen yıllardan bildiğiniz gibi, oruç tutamasam da çok güzel bir iftar ve sahur arkadaşıyımdır. Davetlerinize açığım :) :


BeğenDaha fazla ifade göster
Yorum YapPaylaş

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 19
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 499
Kayıt tarihi
: 02.01.14
 
 

27 Kasım 1981 tarihinde Bursa'da dünyaya geldim. 1984 yılından beri Ankara'da yaşıyorum.1998 yılı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster