Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ocak '12

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
379
 

Farklı bir Yaşam, ilişki - Uygunluk - Düzen - Düzensizlik

İlişki Toplumun yapısı ve doğasıdır.
İlişkide hiçbir düzen olmadığında - şimdikilerde olmadığı gibi - her hareket çelişkili olmaya ve aynı zamanda çok büyük üzüntü, karmaşa, zarar ve çatışkı üretmeye zorunludur.

 "Hep Birlikte Sevgi ve  Saygıyla, ders alır gibi değil"

Kendi zihninizi - kiminle olduğu önemli degil - kendi ilişkinizi inceleyin ve o ilişkide düzen olup olmadığına bakın; çünkü düzen gereklidir, doğruluk gereklidir. Düzen, erdem (fazilet) dir.

Hiç kimse ilişkisiz yaşayamaz. Bu mutlak olgudan kaçamazsınız. Soyutlanırsanız var olamazsınız. Zihniniz soyutlanarak var olduğunu sanabilir, ama bu soyutlanışta bile ilişkidesinizdir. Yaşam ilişkidir, yaşamak ilişkidir. Siz ve ben çevremize bir duvar örmüşsek, bilinsizce, derinden, o duvarın altından ilişkideyizdir. (Arada bir o duvarın üstünden birbirimize bakıyorsak da.)

İlişki, tıpkı özgürlükte olduğu gibi sorumluluk gerektirir. Bağlı olmak yasamaktır, yasamdır, varolustur. Eğer ilişkide bir düzensizlik varsa, bütün toplumumuz, kültürümüz- tıpkı şu anda olduğu gibi - parçalara ayrılır.

Öyleyse duzen nedir? Özgurluk nedir? Iliski nedir? Duzensizlik nedir? Cunku, eger zihin, neyin duzensizlik oldugunu derinden, icten anlarsa, o icgöruden, o farkindaliktan, o gözlemden dogal olarak duzen olusur.

İçinde uygunluk (boyun eğiş, lidere uyma, sisteme uyma, topluma uyma, kültüre uyma, hükümete uyma vb.) varsa, bu düzen değildir. Çünkü uygunluğun olduğu yerde düzensizlik vardır. Nerede bir yetke`nin kabulü, nerede karşılaştırı varoluş; başka bir deyişle, kendini bir başkasıyla karşılaştırmak, ölçüm varsa, orada düzensizlik vardır.

Zihninizin neden uygunluk gösterdiğini kendinize hiç sordunuz mu?  Bir modele uyduğunuzun farkında mısınız? Neden hep uygunluk gösterirsiniz? Kuşkusuz, uygunluğun olduğu yerde özgürlük olmaz. Ama zihin, her zaman özgürlüğü arar - Ne kadar zeki, ne kadar duyarlı ve bilinçliyse, istek o kadar da artar- Zihin uyar, öykünür; çünkü, bir modeli izlemekte, uygunlukta daha çok güven bulur.

Halkı halk adına yöneten politikaciların; liderlerin ağızlarına bakmalarına, aksi taktirde siyasi kariyerlerinin son bulabileceğine dair hep gizli bir korku duyarlar ve böylece uygunluk gösterirler. Bu, eğitimci, bilim adami vb. için de geçerlidir.

Uygunluk gösterdiğinizde zihninize ne olur? Her şeyden önce burada özgürlüğün, algının, bağımsız sorgulanışın tamamıyla yadsınışı söz konusudur. Uygunluk gösterdiğinizde korku vardır. Çocukluktan başlayarak zihin; sınavlarından gecmek, bir diploma sahibi olmak, bir iş bulmak ve evlenmek gibi, toplumun kurmuş olduğu bir modele uymak, öykünmek üzere eğitilmistir. O modeli kabul edersiniz ve onun dışına çıkmağa korkarsınız. Öyleyse siz, içten içe özgürlüğü yadsır, ondan korkar, ortaya çıkarmak, araştırmak, sorgulamak, sormak için özgür olmadığınız duygusuna kapılırsınız. Dolayısıyla bu, ilişkilerimizde düzensizlik oluşturur. Bununla derinden ilgilenmeğe, gerçek bir içgörü sahibi olmaya, bunun hakikatını görmeye çalışıyoruz; zihni özgür kılan, birkaç uygulayış, ya da sorgulayış değil; `olan`ın  gerçek algılanışı anlamına gelen hakikatın algılanışıdır.

Korkuyla, uygunlukla, bir karşılaştırmak olan ölçümle ilişkilerimize hem içten hem dıştan düzensizlik getiririz. Eğer o düzensizliği açıkça görürsek bu kavrayıştan düzen ortaya çıkar. Böylece bize yüklenmiş  bir düzene göre yaşamak zorunda kalmayız. Düzenin hiçbir modeli yoktur; düzen bir kopya değildir, düzensizliğin ne olduğunun kavranışıyla ortaya çıkar. (Bu yüzden, "Ben şuyum" diyemeyiz, ancak, "Ben şu değilim" diyebiliriz.)

Birbirinizle olan ilişkiniz nedir? Herhangi bir ilişkiniz var mı? Yoksa ilişkiniz, geçmişinizle mi? Geçmiş, bütün imgeleri, deneyimi, bilgisiyle sizin ilişki diye adlandırdığınız şeyi oluşturur. Ama, ilişkide bilgi, düzensizliğe neden olur. Ben sizinle ilişkideyim, sizin oğlunuz, babanız, hanımınız, kızınız, kocanızım diyelim. Birlikte yaşamışız. Siz beni incitmişsiniz, ben sizi incitmişim. Böylece sizinle olan ilişkimde acılar, tedirginlikler, cinsel hazlar, can sıkıntıları yaşamışım ve o acılar bende bir anı olarak kalmış. Bunlar, anıları beyin hücrelerime kaydolur. Dolayısıyla sizinle olan ilişkim geçmiş üzerine kuruludur. Geçmis, benim yaşamımdır. Eğer gözlemlerseniz, zihninizin, yaşamınızın, davranışınızın nasıl geçmişe bağlı olduğunu göreceksiniz. Geçmişe bağlı olan bir ilişki, düzensizlik yaratmaya zorunludur. Bir başka deyişle, bir ilişki hakkında bildikleriniz düzensizliği de beraberinde  getirir.

Eğer beni incitmişseniz, ben bunu anımsarım; bu, benim, sizin hakkında bildiklerimdir. Bu bilgi, düzensizlik doğurur. Öyleyse soru şu:

Beni incittiğinizde, övdüğünüzde, ya da utandırdığınızda, zihin bunu o anda kaydetmeden silip atabilir mi?

Eksiksiz bir düzenin içinde yaşayan bir zihin, bir dakika bile olsa, üzerine  düzensizliğin gölgesinin düşüşüne izin vermez. O düzensizlik, zihin ilişkideki geçmis bilgilere dayanarak hareket ettiğinde ortaya çıkar.Öyleyse zihin, nasıl olacak da sövgüyü ya da övgüyü olduğu gibi kaydetmeyecek, ama, yapıldığını bilecektir? Yapıldığını bilip kaybetmeyebilir ve böylelikle ilişkide temiz, sağlıklı ve bütünsel kalabilir mi?

İlişki soyut değil, günlük bir yaşam olgusudur. Eğer o ilişkide siz ve başkaları arasında bir düzen yoksa, eninde sonunda düzensizlik oluşturacak bir kültür yaratırsınız - tıpkı şu anda olduğu gibi - Öyleyse düzen kesinlikle gereklidir. Bunu bulmak için zihnin kaydetmemesi, tutmaması; tuttuğunda kaydetmiş, hücrelerde bir iz bırakmış olur. Zihin tamamıyla saf kalacak bir biçimde bunu yapabilir mi? Saf bir zihin demek incinmeyen bir zihin demektir. Çünkü, incinmeyen bir zihin bir başkasını da incitmeyecektir. Peki, bu olanaklı mıdır?. Etkinin, olayın, kötülüğün, güvensizliğin her biçimi zihne atılır. Zihin bunları hiç kaydetmeyebilir ve böylece çok saf, çok temiz kalabilir mi?

Sevgi, bir dusuncenin urunu mudur?

Sevgi, 'zaman'ın alanı içinde midir?

Sevgi, haz  mıdır?

Sevgi, işlenebilen (uygulanabilen, düşünceyle kurulabilen) bir şey midir?

Bunu sorgularken şu soru yanıtlanmak durumundadır: Sevgi, cinsel ya da başka herhangi türde bir haz mıdır?. Zihinlerimiz sürekli hazzın peşindedir: Dün iyi bir yemek yediysem, o yemeğin hazzı kaydedilir; daha çoğunu isterim, daha iyi bir yemek ya da yarın da aynı tür bir yemek isterim.

Öyleyse Sevgi haz mıdır? Hazzın düşünceyle oluşturulduğu gibi, sevgi de düşünceyle mi oluşturulmuştur? Sevgi kıskanclık mıdır? Kıskanç, açgözlü, hırslı, vahşi, boyun eğen, uygunluk gösteren, tamamıyla düzensizlik içinde olan biri SEVEBİLİR Mİ? Öyleyse nedir sevgi? Açıkça görülüyor ki, bunların hiçbiri değil. Sevgi, haz değildir. Haz, düşünceyle güçlenir, bu nedenle düşünce sevgi değildir. Düşünce sevgiyi geliştiremez. Düşünce, tıpkı korkuda olduğu gibi haz arayışını besler, ama sevgi yaratamaz ya da oluşturamaz. Bunu gördüğünüzde hırsınızı, açgözlülüğünüzü bir yana atacaksınız. Olumsuzlamak yoluyla en olumlu ve olağanüstü şey olan SEVGİYE ulaşacaksınız.

Bir ilişkideki düzensizlik, o ilişkide hiç sevgi olmadığı anlamına gelir ve düzensizlik uygunluk göstermek söz konusu olduğunda ortaya çıkar. Öyleyse hazzın belirli bir modeline uyan bir zihin, sevginin ne olduğunu hiçbir zaman bilemez. Düzensizliğin bütün gelişimini anlamış olan bir zihin sonunda 'erdem' denen bir düzene ve dolayısıyla sevgiye varır. Bu, sizin yaşamınız, benim değil. Eğer bu şekilde yaşarsanız mutlu olursunuz; toplumsal düzensizlik içinde hapsolur ve o akıntıda sonsuza dek sürüklenirseniz, doğaldır ki, mutlu olamazsınız. Sevginin, düzenin ne olduğunu bilen, yalnızca o akıntıdan kurtulan kişidir.

DEĞERLENDİRME:

1. Düşünce hazzı geliştirir.

2. Düşünce, sevgiyi geliştirmez.

3. Haz, düşünceyle güçlenir.

4. Bu nedenle düşünce, sevgi değildir.

5. Ancak kaydetmeyen zihinde sevgi oluşur.

6. Bir ilişkideki düzensizlik, o ilişkide hiç sevgi olmadığı anlamına gelir.

7. Hazzın belirli bir modeline uyan zihin, sevginin ne olduğunu hiçbir zaman bilemez.

 (FARKLI BİR YAŞAM-Krishnamurti)

Alaettin Morgül / 10.01.2012

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 193
Toplam yorum
: 213
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 1029
Kayıt tarihi
: 02.02.10
 
 

İsveç`in Göteborg şehrinde oturmaktayım;  evli ve bir kiz bir oglan iki çocuğum var. İsveç`te..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster