Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Eylül '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
755
 

Farklı yaşam manzaraları

Farklı yaşam manzaraları
 

Hava serindi. Bir yağmur sonrası ıslaklığında rüzgar da hafif hafif yoklarken bir bankta gördüm onu. Akşam saatleriydi. Deniz kenarında ellerim ceplerimde, beynimin içinde de bin bir düşünceyle yürüyordum. Yolun yanındaki ağaçlı parka sonbahar havası gelmiş, yerlerde bir sürü sarı yaprak rüzgarın sesiyle dans ediyordu.

Bir banka oturmuştu. Üzerindeki ilmek ilmek eprimiş incelmiş kazağına sarılmış üşümemek için uğraşıyordu sanki. Kollarını kavuşturmuş, kafasını da omuzlarının içine çekmiş sanki hayatın içinde kaybolmuş gibiydi. Yüzündeki derin kırışıklıklar gülmeyi çoktan unuttuğunu gösteriyordu. Ellerindeki zaman lekeleri gerçek tenini göstermiyordu bir de sanki kirden daha da kararmıştı rengi. Kol ağızları genişlemiş, yakası esmer tenli göğsü gözükecek kadar bollaşmıştı. Ayaklarında belki tabanları delik eski ayakkabılar vardı ve bastığı su birikintilerinden su alıyordu belli ki üşüyordu ayakları. Nasırlı parmakları hayatın çilesini çekmiş çok yükler kaldırmıştı.

Oturduğu banka uzanıverecek gibi büzülerek oturmuştu. Ara sıra sabahları gördüğüm parkta sabahlayanlardan biri miydi acaba, evi mi yoktu gidecek de buralarda vakit geçiriyordu? Öyle de zavallı bir hali vardı ki, bu geceyi oracıkta geçirirse sanki sabaha çıkmaz gibi bir düşünce kemirdi beynimi. Kendi kendime sorduğum sorularla aklım da onda kalarak yürüyüp geçtim önünden.

Yavaş yavaş akşam karanlığı da çöktü, gölgeler daha bir uzadı, güneş yuvasına çekilmeye başladı. Sonra son ışınlarını da gönderip, göğü bin bir kızıllıklara boyayarak kayboldu ufukta. Güneş gidince aniden belirgin bir soğuk oldu. O garibanın bütün geceyi nasıl geçireceğini düşününce cevabını bulamadım. Bulunduğu banka mı kıvrılıverecekti yoksa başını soktuğu bir barakası var mıydı?  Onu bekleyen birileri olabilir miydi?

Deniz kenarında balıkçılar sıralanmış, rastgele deyip oltalarını denize sarkıtmışlar, gözleri başka hiç bir şeyi görmüyordu. Bütün dikkatleri birazdan oltanın ucunda sallanacak olan balıklardaydı. Birisinin kahkahalarını duydum bir ara, çektiği büyük bir balığı gösterip arkadaşlarına hava atıyor olmalıydı.

Biraz ilerde iki genç birbirlerine sokulmuş fısıl fısıl konuşuyorlar, belli birbirlerine aşklarını tekrarlıyorlar. Bakışlarından birbirlerine tutkuları öyle okunuyor ki sanki üstlerinden akıyordu. Kız erkeğin omzuna yaslanmış dünyada aşklarından başka önemli bir şey yokmuş gibi sadece o anı yaşıyorlardı ikisi de. Yine başka bir çift biraz ilerde tartışıp duruyordu. Bir kayaya oturmuşlar dünyayı paylaşamıyorlarmış gibi suratları asık, biraz sonra biri veda edip yanından ayrılacak gibi bir ayağı dışarıda, gidecek bir daha da dönüp bakmayacak. Bugün var yarın yok aşklardan biri daha dedim kendi kendime.

Aynı anda elinde bir cep telefonu, kılığından epeyce paralı olduğu anlaşılan bir adam bağıra çağıra telefonun öbür ucundakiyle iş konuşuyordu. Üstten bir ses tonuyla konuştuğuna bakılırsa emirler yağdırdığı belliydi. Göbeğine dar gelen gömleğinin düğmeleri gerilmiş pahalı kıyafetleri içinde, pahalı arabasından inmiş dünyayı ben yarattım edasıyla gururlu ve pişkin yüzüyle kimseye aldırmadan konuşup duruyordu.

Epeyce yürüdüğüme kanaat getirerek döndüğümde pervasız bir şekilde hala konuştuğunu gördüm adamın. Biraz evvel gördüğüm o zavallı yaşlı adamın çelimsiz adımlarla yanından geçtiğini fark ettim. Elinde deniz kenarından topladığı şişeleri koyduğu bir torba vardı yaşlı adamın. Yavaş yavaş yürüyordu sanki belini toparlayamıyor gibi dik duramıyor arada duruyor dinleniyordu. Gözleri taşların arasına bırakılmış, atılmış şişeleri arıyor, bulduklarını torbasına koyuyordu. Demek ki dedim topladığı şişeleri satacak, para alacaktı karşılığında. Onunla da belki akşam yiyeceği ekmeği ve birazcık katığını alacaktı yanına.

Ne çok değişik yaşam var şu dünyada diye düşündüm. Bir sürü yaşam birbirine teğet bile geçmeden, değmeden bile yan yana hüküm sürüyor, kimse birbirini görmüyor ve anlamıyordu. Herkes kendi hayatını yaşıyordu ve kendi sıkıntılarını büyütüyor, kendi kabuğunda dönüp duruyordu. Hayat dolu insanlar, aşk dolu sevdalılar, para hırsında yüzenler,  çevresini görmeyenler, ekmek parasının derdine düşenler, yiyeceği ekmeği bile bulamayanlar, adaletsizlikler, görgüsüzlükler.

Bir sürü farklı insanın farklı yaşamları, farklı düşünceleri, farklı sıkıntıları.

Hepsinin farklı yaşam romanları vardı…

 

Şükran Demirtaş 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Şehirler farklı insanları bir arada fakat birbirleriyle ilgisiz hayali bir yalıtım koridorları içinde tutan sözde medeniyet merkezleridir. Demokrasinin bir de kalbi olsaydı amma güzel olurdu insanlık...

Muharrem Soyek 
 02.10.2012 19:16
Cevap :
Sevdim ifadenizi Muharrem Bey. Hayali bir yalıtım koridorları içinde yaşıyor insanlar. Ne kadar doğru. Herkes kendi koridorunda yürürken diğerine değmiyor bile. Dolayısıyla kalbiyle bakmıyor ki diğerlerine. Çok teşekkürler, selamlar...  03.10.2012 0:02
 

öyle güzel resmetmişsiniz ki Şükran hanım; hepsi gözümün önünden geçti, ellerinize gören güzlerinize sağlık. Pek çok insan yürüyor, geziyor da etrafında ne var farketmiyor bile...Dilerim herkes muhtaç olmayacak kadar herşeye, herşeye sahip olanlar da başkalarını düşünebilecek insafa merhamete sahip olabilsin. sevgilerimle selamlar

Cemile Torun 
 28.09.2012 13:44
Cevap :
Ne güzel demişsiniz Cemile Hanımcım. Herkes muhtaç olmayacak kadar herşeye, herşeye sahip olanlar da birazcık merhamete sahip olup etrafını görseler dünya daha bir adaletli olacak. Teşekkür ederim güzel yorumunuza. Sevgilerimle...  28.09.2012 20:55
 

Rahmetli Annem etrafına bak ve dinle derdi... Herkesin bir hayat hikayesi her hayat hikayesinden çıkartacağın bir ders vardır... Sevgilerimle...

ecemece 
 27.09.2012 22:55
Cevap :
Çok doğru söylemiş anneniz. Her hayat hikayesinden çıkarılacak bir ders vardır evet. Teşekkür ederim güzel yorumunuz için. Sevgilerimle...  28.09.2012 4:08
 

Ben demiyormuyum, farklı farklıyız ,diye...

Erdal Ceyhan 
 27.09.2012 20:34
Cevap :
Diyorsunuz hocam, hem de yaşamlar birbirine değmeden birlikte yaşanıyor.Teşekkür ederim...  27.09.2012 20:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 249
Toplam yorum
: 1563
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 2863
Kayıt tarihi
: 19.03.11
 
 

Doğup büyüdüğüm şehirde, İstanbul'da yaşıyorum. Emekliyim. Gezmeyi, görmeyi, keşfetmeyi sevdiğim ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster