Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ekim '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
325
 

Farklılıklar, farklı davranma ve huzursuzluk...

Farklılıklar, farklı davranma ve huzursuzluk...
 

Muamele eşitliği, aynı davranma veya birine yaklaşımda, ‘ötekileştirme tavrından’ titizlikle kaçınma...

Dini, ırkı, yaşı, cinsiyeti, siyasal görüşü ve fiziki durumu ne olursa, olsun herkese ‘eşit yaklaşma’...

Yani farklılıkları zenginlik sayarak, insanlarla ilişkilerde ‘ayrımcılık’ yapmama...

Birey olarak bu özelliğe haiz ve davranışta bu kazanımı kendimize temel prensip edinmiş miyiz?

Ya da başka bir deyişle, başkalarıyla olan ilişkilerimizde, yukarıda belirtilen farklılıkları gözetmeden, davranma olgunluğunu göstere biliyor muyuz?

Buna cevabımız ‘evet’ ise ne ala; zoru başarmış ve birlikte huzur içinde yaşamaya devam ediyoruz/edeceğiz demektir.

Yok, eğer muhataplarımıza duruma göre; bazen hoş görülü, bezen de kaba ve acımasız oluyorsak, o zaman iş değişir!

Çünkü böyle durumlarda madalyonun diğer yüzündeki tehlike; huzursuzluk, didişme ve iç çatışmadır.

Olmadığı halde, bulunduğumuz yerdeki sözde huzurdan, barıştan ve hoşgörüden bahsetmek, bu gerçeği fazla değiştirmez.

Hatta böyle bir yaklaşım, daha beter toplumsal yaşamdaki ayrışma ve ötekileştirme girişimlerine katkı sağlar.

İlişkilerde farklı davranma; hor görme ya da hakkaniyetten uzaklaşma, insanlık tarihindeki çatışmaların, kavga ve savaşların da temel nedenlerini oluşturmuş.

Yakın tarihte, dünyanın çeşitli coğrafyalarında benzer nedenlerden dolayı baş gösteren olumsuzluklar, insanoğluna ağır bedeller ödetmiştir.

Örneğin: İkinci dünya savaşında onca insanın öldürülmesinin asıl nedeni, üstün ırk iddiası veya ırkçılıktır.

Haçlı seferlerinde, milyonlarla ifade edilen insanın yok olmasının altında yatan gerçek ise inanç hoşgörüsüzlüğü ve yağmalama arzusudur.

Günümüzde dünya üzerinde, farklı yerlerde hala devam eden kavga, çatışma ve ölümlerin temelinde de benzer menfaat ve ayrımcılıklar vardır.

Ve aynı konularda örnekleri daha da çoğaltmak mümkündür...

Ancak esas olan, gerçeğin farkında olmak ve geçmişte yaşanan acı deneyimlerden ders almaktır.

Toplumların, dolayısıyla dünyanın huzura, refaha ve esenliğe kavuşmasının yolu, farklı davranma ve ayrımcılıktan kaçınmaktan geçer.

İnsanca yaşamanın ve medeni olmanın gereği de budur. Buna inandığımız sürece refah ve mutluluğumuz, artarak devam eder/edecektir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 251
Toplam yorum
: 65
Toplam mesaj
: 30
Ort. okunma sayısı
: 439
Kayıt tarihi
: 29.12.07
 
 

Emekli; Öğretmen, Yönetici ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster