Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mart '11

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
1263
 

Farklılıkları 'Anlamak' Üzerine..

Farklılıkları 'Anlamak' Üzerine..
 

her Yüz bir ülke


Sosyokültürel Anlamda Etnik Kimlik 

Sevgili Beyaz Adam 

Doğarım, siyahım 

Büyürüm, siyahım 

Güneşlenirim, siyahım 

Üşürüm, siyahım 

Hastalanırım, siyahım 

Ve ölürüm, siyahım 

Ve sen Beyaz Adam 

Doğarsın, pembesin 

Büyürsün, beyazsın 

Güneşlenirsin, kızarırsın 

Üşürsün, morarırsın 

Korkarsın, sararırsın 

Hastalanırsın, yeşilsin 

ölürsün, grisin 

Ve hala utanmadan bana RENKLİ dersin. 

Çoğumuzun bildiği (anonim) bu şiir 1990 yıllarında Southall Londra'da bir okulda elden ele dolaşarak bugüne aktarılıyor. Herhangi bir yazıya şiir ile başlamak... Eğlenceli bir giriş olduğu sanılsa da içerik olarak öncelikle 'ötekilik' etiketini belirtmek için ikinci kez incelemeye değer buluyorum. 

Dizelerde okuduklarımız ilk olarak 'ırkçılık' kelimesini anımsatıyor. Ancak yüzyıllar önce de insanlar ten renkleri yüzünden 'öteki' olarak adlandırılmışlardır. Günümüzde eskiye oranla daha yaşanabilir hale gelebilmiş olan bu olgu beraberinde başka bir yansımayı doğurmuş 21. yüzyıla uyarlanmış halini açığa çıkarmıştır. Çok Kültürlülük. Bundan yüzyıllar önce insanları ten renkleriyle etiketlemeye çalışan kimseler uygarlaş-a-mamış, şekillendirilmiş dayatmaları ile etnik kimlik 1 olarak sınıflandırmalarına devam etmişlerdir. 

-1- 

Toplumumuzun yeniden biçimlenmesinde her iki taraf da ; hem çok kültürcüler , hem de ırkçılar mevcut en yüksek düzene dair bilişsel hatanın, yani somutlaştırma hatasının kurbanı olmuştur. 2 

Kültür : Sahip Olma, Üretme ya da Her İkisi ? 

'' Karşılaştırma Çağı. İnsanların geleneklere bağlılığı azaldıkça , güdülenmelerinin iş devinimi daha da artar ve bu yüzden dışa dönük huzursuzluk, insanların kendi aralarında kaynaşmaları ve niyetlerin çok sesliliği büyür. Günümüzde kim kendini ve çocuğunu tek bir yere bağlayacak kadar herhangi bir katı zorunluluğa tabidir ? Gerçekten de, kim herhangi bir zorunluluğa tabidir ki ?Tıp ki sanat biçemlerinin yan yana kullanılmasında olduğu gibi, ahlaklar, gelenekler ve kültürlerin tüm düzey ve türleri içinde aynısı geçerlidir. Bu dönem tüm farklı dünya görüşleri, gelenek ve kültürlerin karşılaştırılabilir ve yan yana yaşanabilir olmasıyla önem kazanır... İşte bu karşılaştırma çağıdır ! Çağımızın görevini olabildiğince olumlu bir biçimde anlayalım : Böylece , gelecek kuşaklar bizlere minnettar kalacaktır- karşılıklı ayrı, özgün halk kültürleri ve karşılaştırma kültürünün ötesine geçmiş olacak gelecek kuşaklar . '' 3 

Alman felsefeci Nietzsche ' nin bu incelemeyi çok kültürlülük sözcüğü düşünülmeden yaklaşık yüz yıl önce yazmış olduğuna olduğuna inanmak zor. Nietszche, hangi nedenden dolayı bilinmez, yaşayan insanları kültür ve kültürel farkın etkin müzakerecileri olarak düşünmüştür. 

Kültürün en önemli ögesi şüphesiz insandır. Evrende var olan insan sayısı kadar farklılık, bu farklılıkların bir araya getirdiği milyonlarca yaşam biçimi... 

Bir ağacın köksüz var olabilmesinin düşünülemediği ölçüde, bu farklılıkları meydana getiren kimselerin yaşadıkları kara parçaları üzerinde köklerinin-etnik kimliklerinin varlığı göz ardı edilemez. 

Bugün yalnızca Türkiye'de var olan toplam etnik nüfus yaklaşık olarak 7.2 milyondur.4 

Nüfusun %10 unu oluşturan nüfusun içerisinde Araplar, Lazlar, Çerkesler ( Adige ve Abhaz ), Kürtler, Zazalar ... başta olmak üzere pek çok etnik kimlikten söz etmek mümkündür. Bu çeşitliliği, farklı köklere sahip oluşluğu, farklı çiçek tohumlarına benzetmek mümkündür. Ancak HER çiçek bir bitkidir. 

'' Tanrı her bir halka bir kase verdi, kilden bir kase, ve onlar bu kaseden yaşamlarını içtiler... Hepsi paylarına düşen suyu aldılar ama kaseleri farklıydı. '' 5 

Farklı zaman ve mekanlarda yaşayan çeşitli insan toplulukları arasındaki farklılıkların nedenlerini mitolojik olarak açıklayan yukarıdaki söylence Antropolog Ruth Benedict tarafından Digger Kızılderlilerinden derlenmiştir. 

-2- 

Çoğumuz doğduğumuzda etnik açıdan etiketleniriz ve yaşamımızın geri kalanı boyunca da bunu reddeder ya da benimseriz. Apartman komşularımız, sıra arkadaşlarımız, otobüs ya da bir tren yolculuğunda yanımızda oturan kimse... ile kurulan diyalogların ilk cümleleri olmuştur 

'' Nerelisiniz ? '' sorusu. Verilecek cevaba göre karşı taraf için belirecek olan bu etiket ile sonra ki cümlelerin seyri devam edecektir. Kimileri bunu gönül rahatlığı ile cevaplayıp anlatırken, Büyük Adam Küçük Aşk adlı filmde Füsun Demirel ' in canlandırdığı '' Sakine '' ( asıl adı Rojin ) durumu saklamak zorundadır. Evin sahibi Rıfat bey ( Şükran Güngör ) emekli bir hakimdir ve evde Kürtçe konuşulması kesinlikle yasaktır... 2001 yapımı bu film bir dönem yasaklanmış olup sonrasında pek çok festivalde ödüle layık bulunmuştur. Türkçeyi hiç konuşamayan Hejar ( Dilan Erçetin ) adlı küçük bir kız ile Rıfat bey ' in hikayesini anlatan filmin afişinde yer alan '' Yalnızlığı paylaşmak aynı coğrafyayı paylaşmaktan bile zordu. Ayrı dilleri konuşsalar da onlar bunu başardılar... '' cümlesi durumu özetleyiş biçimiyle izlenilmeye değer kılıyor. 

Müzikte , sinemada , edebiyatta... yaşamın her alanında böyle örneklere rastlamak mümkün. Ancak daha da acı verici olanı bu ve benzeri durumlara şaşırmıyor olmaktır. Aradan birkaç yıl geçtikten sonra, dönem insanlarından özür dilemek , ölmüş olan kimseler için adeta dalga geçercesine mezarlarının Türkiye'ye iade edilmesi izni çıkararak gerekli yerlerden durumu talep etmek, adlarına belgeseller çekmek ve niceleri... Çağımızın hastalıklarından birinin de 'kıymet bilmemek ' olduğunu kanıtlamaktadır. Ya da ' jetonu geç düşmek ' deyimini mi demeli... 

bilemiyorum. 

Bugün insanın kendi yerine etnik kimliği yaşamaktadır. Ne yazık ki insan olmanın yet-e-mediği bir çağda nefes alıp veriyoruz. Öyle ki etnik kimliklerimiz yaptığımız işlerin, yaşanabilirliğimizin ve hatta sağlığımızın önüne geçebiliyor. Yakın zamanda Erzincan'ın Mollaköy sağlık ocağında yaşanmış olan bu olay durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor. 

15. 05. 2008 tarihinde sağlık ocağına atanan Dr. Müslüm Doğan gördüğü şartlar üzerine hayal kırıklığına uğrar. Sağlık ocağının tıbbi donanım ve laboratuvarının ötesinde bir ambulansı dahi bulunmamaktadır. Durumu il sağlık müdürlüğüne iletse de Hiçbir şekilde cevap alamaz. Bunun üzerine Valiliğe şikayette bulunan Doğan '' sus , olayı kapat ! '' şeklinde uyarılara ve hatta tehditlere maruz kalır. Olayın peşini bırakmayarak Adalet Bakanlığına durumu özetleyen bir dosya sunar ve savcılığa suç duyurusunda bulunur. Bölgede yaşayanlar ise çevrelerinde ki diğer belde sağlık ocaklarına her tür yardımın yapıldığını ancak kendilerinin ihmal edildiğini söylemektedirler. Çünkü Mollaköy bir alevi köyüdür. '' Memuriyete uygun olmayan davranışlarda bulunduğu '' iddiasıyla memuriyetten uzaklaştırma 'ceza' sına çarptırılan Dr. Müslüm Doğan ' da öyle. 

Mollaköy '' eşit yurttaşlık için ayrımcılığa hayır ! '' , '' doktorumuz değil ayrımcılar sorgulansın ! '' seslerin işitmiş topraklara, insanlara çocuklara sahip... 

-3- 

Çocuklar tüm bu olan biten içerisinde sessiz bellek kaydedicilerimizdir. Üstelik olayların en masum tanıkları ve en çok yara alanlarıdır şüphesiz... 

Topuğundan aşısı vurulamayan yeni doğmuş Mollaköylü bir bebek neyin cezasını çekmektedir ? Ya da bir hayat nasıl bu denli görmezden gelinebilir ki... ? 

''Bebekler çiçeği insanlığımızın 

Güllerin en hası en goncası 

Sarışın bir ışık parçası kimi 

Kimi kapkara üzüm tanesi 

Bebeklerin Ulusu yok !'' 6 

Farklı etnik, kültürel veya sosyal kökene sahip olmak insanlığın korunması gereken zenginliklerinden olduğu halde, farklı kimliklere tahammülsüzlük bir adım daha ötesinde yıkıcı toplumsal etkileri de beraberinde getirmektedir. 

Türkiye ayrımcılık suçunu TCK 122. maddesi ile cezai yaptırıma bağlamış olsa da, ırkçılık ve ayrımcılığın önlenmesine ilişkin hükümler içeren bir çok uluslararası sözleşmeyi ya onaylamamış, ya da çekinceli bir şekilde onaylamıştır. 

AİHS-Ek 12 nolu protokol -madde1- '' Türkiye ayrımcılığın her türünü önleyici kapsamlı bir yasal düzenlemeyi hayata geçirmeli, etnik ayrımcılığı bir ayrımcılık unsuru olarak bu düzenlemeye yansıtmalıdır. Türkiye, Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi'nin seçmeli protokollerini onaylamalıdır.'' 7 ifadelerini içermektedir. 

2005-2010 yılları arasında gerçekleşen etnik linç olayları raporuna göre yalnızca 2005 yılında olaylara maruz kaldıkları belirlenen 176 kişinin Kürt, Romen , Çingene kimselerden meydana geldiği belirtilmiştir. Yine aynı verilerde yer alan bilgiye göre ; yaralanan 160 kişi, gözaltına alınan 17 kişi... vb. Şeklinde istatistiki verilere ulaşmak mümkündür. 

Dilimize gelip yerleşmiş benzetmelerde yaşayan bir gruptur '' buçuk millet çingeneler '' . Kentlerin sahipsiz ve mülksüz çocukları olarak adlandırılmışlardır çoğu zaman. Kendilerini yer adlarına göre sınıflandırırlar. Çingene ; dil bilimsel olarak Zigevner, Czigony ve Zingori ile aynı köktendir 8 Diğer kategorizasyonlar Kıpti, Tsigon, Mutrib, Arabacı ve hatta Yörük'tür. Ayrıca Kürtlerde ; Gawandi , Qeraçi, Motrib ve Krişmal vardır. Doğu Anadoluda kullanılan Poşa ve Köçer terimleri de ayrıca dikkat çeker. 

-4- 

Var olan bu çeşitlilik ; yemeklere, dillere, masallara, türkülerden kıyafetlere yaşamın her anına yansıyarak devamlı bir etkileşim sağlamıştır. Diyarbakır'dan İstanbul sofralarına uzanan tatlarda, bir ilköğretim okulunda hazırlanan romen dans gösterisinde, Azeri bir türküden Dengbej 9 kelamına kadar var olan her bir etnik olgu bu küreye ayrı bir renk katmış, hayat vermiştir. Tıpkı Nezih Ünen' in 2009 yapımı Anadolu'nun Kayıp Şarkıları adlı belgeselinde de anlatıldığı gibi... 

Antik kültürleri, imparatorlukları, mitolojileri ve yaşanmış görkemi ile Anadolu'nun on bin yılı aşan bir geçmişten kalma egzotik mekanları ve farklı etnik kimliğe -kültüre sahip birbirinden güzel insanları arasında yaşanan bir müzikal-belgesel olarak belki de türünün ilk örneğidir. Anadolu halkının kendi mekanlarında provasız kaydedilen performanslarını izlerken bir sabahı başka beş farklı millet ile yaşamak mümkün. Aynı anda gösterilen bir yel değirmeni sesi ile çay tarlalarındaki toplayış... vb. Şimdiye kadar duyulabilecek en güzel müziği ortaya koyuyor. 

2002 yılında çekimlerine başlanılan bu yolculuk 7 yılda tamamlansa da pek çok sinema salonunda gösterime dahi alınmamıştır. Şüphesiz kaygı sanatsal değil ticaridir. 

Ayrımcılığın tüm biçimleri ve buna ilişkin yaklaşımlar çalışma yaşamında da tezahür edebilmektedir. Irk, renk, kültür, din ya da dile bağlı ayrımcılığı da içeren , etnik kökene bağlı ayrımcılık, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 2. maddesinde ki ; '' Herkes, ırk, renk, cins, dil, din, politik düşünce, ulusal ya da sosyal köken, mülk ya da diğer nedenlere bakılmaksızın bu beyannamedeki tüm hak ve özgürlüklere sahiptir. '' ifadesi ile yasaklanmıştır. 

İş kanunu m. 5/1 , Anayasanın 10. maddesinin iş ilişkisine uyarlanmış bir hali olarak dil, köken, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrımı yasaklamıştır. Buradaki '' ve benzeri '' sebepler kişi temel hak ve özgürlükleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. 10 Ayrımcılık yasaklarına ilişkin düzenlemelerin temelinde anayasanın 10. maddesi ve iş kanununun 5. maddesi hükmü yatmakta olup , 5. maddenin kabulünden önce de anayasanın madde 11 gereği anayasal normların kişileri bağlayıcılığı çerçevesinde, 10. madde işçi ile işveren arasındaki iş ilişkisine uygulama alanı bulmaktaydı. Burada ayrımcılık yasağı hem bir temel hak ve özgürlük, hem de diğer temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının bir şartı olarak belirmektedir.11 

1475 sayılı yasadan farklı olarak 4857 sayılı yasa ile ayırımcılık hallerine ilişkin özel bir tazminat yaptırımı öngörülmüştür. İşK. m. 5/6 uyarınca, iş ilişkisinin işleyişinde veya sona ermesinde ayırımcılığa maruz kalan işçi, dört aya kadar ücreti tutarında bir tazminattan başka yoksun bırakıldığı haklarını da talep edebilir. Buradaki tazminat iş hukukunda sıkça rastlandığı gibi götürü bir nitelik taşıyıp, işçinin uğradığı zararla bağlantısı kurulmamıştır. 

-5- 

5. maddede belirtilen tazminat işverenin ayrımcılık teşkil eden davranışına yönelik bir yaptırımdır. Bu tazminatın talep edilebilmesi için iş sözleşmesinin mutlaka sona erdirilmesi gerekmez. İş ilişkisinde ayırım yapılması halinde sözleşme devam ederken de bu tazminat talep edilebilir.12 

Ancak tüm bu düzenleme ve kanun hükümlerinin varlığının ötesinde, olaya yaşamsal uygulanabilirlik bazında bakıldığında, benzer niteliklere sahip olmalarına rağmen beyazların kasiyer, azınlıklarınsa temizlikçi olarak işe alındığı söylenerek, işçi çıkarımlarında kürt ve alevi ya da ''farklı'' olarak adlandırılan diğer gruplara öncelik verilmesi örneğini göz önüne alarak, yasaların başvuruda olmasa bile sonraki aşamalarda ayrımcılığı önlemeye yetmediği söylenebilir. Azınlık gruplar bir işe başvuru hakkına sahip olsalar bile işverenin ön yargılarını aşamamaktadırlar. 

Ve sona gelirken topuktan vurulamayan her bir iğne, Kürtçe diye dinlenilmeye değer bulunmayan bir türkü, sınır dışı edilmiş bir müzisyen, otobüsüne binilmeyen bir şoför, yemeği yenilmeyen bir aşçı... Ve dahası sosyal yarıklar açıyor ormanlarımıza, bizler farkında olmadan dağ keçileri ( ön yargılarımız ) kemiriyor yapraklarımızı, dal dal kopuyor tutunamadıkça toprak kaymalarında açılan çukurlarımız belirginleşiyor yüreklerimizde. İzleri silinemeyecek çukurlar... 

Nefes alınan her an umut vardır diyerek ; yeşeren çiçekleri, içimizde türeyen yeni canlıları, tohum atan fidanları görebilmek için söylenebilecek en güzel cümledir üstadınki ; 

'' Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine... '' 13 

 

-6- 

1DİPNOTLAR 

1 Ferdin içinde yaşadığı toplumdaki yaygın kültür unsurlarından farklı olarak, orijinal bir kültürel sistemin yapı özelliklerini nitelik itibariyle taşımasıyla ortaya çıkan bir kimlik türüdür. 

2 Çok Kültürlülük Bilmecesi – 1999 Gerd Bauman syf. 65 -66 / 1. baskı Nisan 2006 Ankara 

3 Fridrich Nietzche ( 1878 ) 1968 , 45 ; yazarın İngilizce ' ye çevirisinden 

4 Türkiye ' nin Etnik Yapısı syf . 370 

5 Benedict , 1998 , Haris , 1995 . 10 - 11 

6Bebeklerin Ulusu Yok – Ataol BEHRAMOĞLU 

72005 -2010 yılları arasında gerçekleşen Etnik Linç Olaylrı Raporu İHD Şubesi 23 Ağustos 2010 

8 Türkiye'de Etnik Gruplar syf . 266 - 267 

9 Kürt ozanlara verilen isim ( bkz. ozan ) ( bkz. aşık ) Kelime manası olarak sese biçim , hayat , renk veren anlamındadır. Dengbejlerin seslerini kullanarak yarattıkları yapıtlara kelam denir. 

10 ATAD, C-96/80, J.P. Jenkins v. Kingsgate (Clothing Productions) Ltd., 31 Mart 1981, ATKD, 1981, s. 911 d.; C-170/84 , Bilka-Kaufhaus GmbH v. Karin Weber von Hartz, 13 Mayıs 1986, ATKD, 1986, s. 1607 d. 

11 Altan , op.cit. , syf . 164 

12 Yenisey , Ibid , syf. 76 

13 Bkz. Nazım Hikmet 

EK OKUMALAR 

* İçe dönük yaşama mecbur bırakılanlar : Anadolu Hristiyanları 

* Türkiye ' de farklı olmak – ötekileştirme ve toplumsal baskı syf. 113 

* Laos ' ts komşuluk – Karl G. Zikowitz 

* Etnik gruplar ve sınırları – Fredrik Barth syf. 155 

* Homerik çağdan yirminci yüzyıla Ethik ' in kısa tarihi – Alasdair Maclntyre paradigma / İstanbul , Şubat 2001 

* Ayrıca bkz. Film : Büyük Adam Küçük Aşk , belgesel : Anadolu'nun Kayıp Şarkıları , Sarıkeçili Yörükleri Atlas 

Dergisi Ocak 2011 

KAYNAKLAR 

1) Andrews, Peter Alfred , Türkiye'de Etnik Gruplar 

2) Aytekin, Dr. Yılmaz, Etnik Ayrımcılık ( Türkiye-İngiltere-Fransa- İspanya ) örneği 

3) Bauman , Gerd 2006 , Çok Kültürlülük Bilmecesi 

4) Barth , Fredrik , Etnik Gruplar ve Sınırları 

5) Bilgin , Nuri , Kollektif Kimlik 

6) Bozan , İrfan – Morgül , Tan – Şener , Nedim , Türkiye ' de Farklı Olmak ( Din ve muhafazakarlık ekseninde ötekileştirilenler ) Araştırma grubu 

7) Çetin , İhsan Midyat ' ta Etnik Gruplar alan incelemesi 

8) Kaya, Ferzende , Başım Belada 

9) Önder, Tayyar Ali , Türkiye ' nin Etnik Yapısı 

 

Yararlanılan linkler ; 

 

* http://www.csgb.gov.tr/csgbPortal/csgb.portal?page=haber&id=haber195 

 

* http://www.sosyalhaklar.org/haberler/Iste-Alevi-Acilimi-Insanca-Saglik-Isteyen-Alevi-Doktor-Isten-Atildi 

 

* http://www.sosyalhaklar.org/haberler/Isciler-esit-haklara-dayali-kardeslik-istiyor 

 

* http://www.ihd.org.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=2120 

 

* http://www.turkhukuksitesi.com/makale_840.htm 

 

* http://haber.mynet.com/detay/yasam/flasinegolde-tehlikeli-gerginlik/523968 

 

-7- 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İlginize teşekkür ederim.Ne yazık ki haklısınız ''insan''olmanın yetmediği yetemediği bir çağda nefes alıp veriyoruz çünkü.Ve evet farklılıklarımız yaşam tarzlarımızdan ya da bakış açılarımızdan kaynaklanıyor belki de / ama ön yargıları buradan sıyırabilmek gerek.. Huzurla kalın,teşekkürler Melda

Melda ÖZGÜN 
 13.03.2011 20:18
 

Farklılıkları anlamak biraz da ortak noktaları görmekle ilişkili değil mi?.. Renklerimiz beyaz, sarı ya da siyahi olsa da, “insan” ortak kimliğinde buluşmak; “hiç renk vermiyorsun, düşüncen nedir?” diyenlere, “insanca yaşarken başkaca düşünebilir misiniz?” diye cevap verebilmek… Böyle bir deyiş üzere yol alabilse insan, belki de ne kendinde ne de başka birinde fark göremeyecek. Ancak fark insanların bakış açılarında, insanca yaşamak arzusu içinde olanlar fark perdelerini yırtıp atarken, farklılık algısı üzerinden sömürü inşa etmek isteyenler, sayısız fark perdesi dizerler zihinlere… İnsani bakış açısında, hiç farklılık olmadığını söylemiyorum; belki baharla oluşan bir renk cümbüşüdür farklılıklarımız, biri eksildi mi inan ki bozulur manzaramız!.. Görüşmek üzere, sevgi ve saygılar…

Rıza Üsküdar 
 13.03.2011 15:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1054
Kayıt tarihi
: 11.03.11
 
 

1990 yılında Kastamonu'da doğdu. Bir gitarın -re- teli olarak yaşamına devam etmektedir...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster