Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Kasım '13

 
Kategori
Spor
 

Fatih Terim'le yeni dönem; reform

Bütün başlangıçlar güzeldir. Umut vaadeder. Yepyeni bir enerji verir, sinerji yaratır.

Fatih Terim üçüncü kez başına geldiği Milli Takımın yeni dönemine “yeniden yapılanma” değil “reform” adını uygun gördü.

TDK bu kelimenin karşılığını “düzeltme” olarak veriyor. Düzeltmenin anlamını da “Daha iyi duruma getirmek için yapılan değişiklik, ıslahat, reform”  şeklinde yazmış.

“Yeniden yapılanma” kavramı dilimize Gorbaçov’un perestroyka açılımı ile girmişti; bu SSCB’yi batı ile entegre edecek sosyalizmden vazgeçmeye kadar götürmüştü.

Peki bizim neye ihtiyacımız var?

Yeniden mi yapılanmalıyız yoksa var olanı düzeltmeli miyiz?

Açıkçası futbola dair süreci yönetmekle ilgili ne zaman bir soru veya sorun oluşsa yapılması gereken en doğru şeyin başarılı olan ülkelerin ne yaptığına bakmak olduğunu düşünürüm.

Bu nedenle Aykut Kocaman Projesi’ne çok önem ve değer vererek destekledim.

Çünkü orada bir plan ve proje vardı; bunun sonuçlarını yaşamak Ersun Yanal’a nasip oldu. Fenerbahçe bu yolu devam ettirmeyi başarabilir, devamlılık sağlarsa muhtemelen önümüzdeki yılları domine eden takım olacaktır.

Kuşkusuz Milli Takım da liglerdeki takımlarla uyumlu olabilmelidir.

Ersun Yanal bu sezon Caner ve Gökhan Gönül’den bambaşka bir şey ortaya çıkardı. Fatih Terim de bu doğruyu kendi takımına getirdi yerleştirdi. Kesinlikle isabetli bir seçim oldu bu. Dün akşamki maçta da bu sistemin takım içinde bir hücum zenginliği yarattığını izledik.

Ancak sadece bu yeterli değildir; Fenerbahçe’de de olamıyor.

Bunun savunma düzeni, orta saha kurgusu ve hücum organizasyonlarıyla desteklenmesi gerekiyor.

Messi’nin İspanya’da Barcelona’da başarılı olurken, Arjantin Milli Takımı için çok şey ifade etmemesinin ya da istenen şeyi yapamıyor oluşunun kuşkusuz bir karşılığı var.

Barcelona’da bütün kurgu bir sistem içinde çalışıyor ve bu bir altyapı olarak İspanya Milli Takımına kadar uzanıyor.

Yeniköy Kasabı’nın işini kolaylaştıran bütün süreçlerin üst üste gelmesi ve yerleşmesidir.

Arda Turan dün takımın iyilerindendi ancak bireysel olarak bir şeyler yaptı. Takım içinde onunla senkronize hareket edebilen bir anlayış, kurgu gözükmüyordu.

Burak Yılmaz, Galatasaray’daki yeni yerinden çok daha farklı bir yerde aslında alıştığı, bildiği hücum hattında oynadı.

Biz şu yanılsamayı değiştirmek durumundayız.

“Anadolu!ya gidip, oyuncu arayıp, bulacağız, bunları Milli Takıma kazandıracağız.”

Bu başka bir şey.

Adem Büyük, Bilal Kısa bu takımın içinde sistemin bir parçası olarak bulunması gerekiyorsa oynamalıdır; yoksa takımın görüntüsünü değiştiriyorum, farklı isimlere yer veriyorum anlayışı sonuçta içeriği boş bir gösteriden ibaret kalır.

Milli Takım bir üstyapı kurgusudur ve asla futbolcu yetiştirme merkezi olmamalıdır.

Dün izlediğimiz Milli Takımın ne oynadığını ve bunu bir sonraki maçta aynen tekrar edebileceğini konuşabiliyor veya söyleyebiliyor muyuz?

Ancak ülkemize Parreira veonun  Kemalettin Şentürk’ten bambaşka bir şey yaratmasıyla giren ön liberolu oyun kurgusu hem Brezilya’nın hem de futbolumuzun içinde bir şeye karşılık geldi.

Mehmet Topal o bölgeyi bugün zenginleştiren adam olarak sivriliyor.

Arda Turan’ın takım kurgusu içinde ne yapacağını bilmiyoruz, çünkü o anki yaratıcılığına göre bu değişiyor ancak Mehmet Topal’ın ne yapacağını veya yapması gerektiği konusunda bir fikrimiz var.

Daha önce Mehmet Aurelio burada oynuyordu ve biz yine onun ne yaptığını biliyorduk.

Bu çok önemlidir; bir altyapıdır.

Demek ki yapmamız gereken şey futbolcuya göre oyun değil, sisteme göre futbolcu bulup onun takım içinde oynamasını sağlamak olmalıdır.

Fatih Terim bu reform sürecini Ersun Yanal, Bilic, Mancini, Mustaşa Reşit Akçay, Mehmet Özdilek, Ertuğrul Sağlam, Daum vb. teknik adamlardan bağımsız yürütemez.

Ya işbirliğine girip oyuncuların oyun planlarını onlarla tartışacak ya da takımların hazır ve işleyen kurgularını getirip milli takıma yerleştirecek.

Ve biz önümüzdeki dönem milli takımın ne oynuyor olduğunu bilerek bunun nerelerde aksadığı ve arıza gösterdiği bunun yerine ne olması gerektiğini tartışmalıyız.

Nasıl tarif etmiş Edip Cansever?

BÜTÜN İYİ KİTAPLARIN SONUNDA
BÜTÜN GÜNDÜZLERİN, BÜTÜN GECELERİN SONUNDA
MELTEMİ SENDEN ESEN
SOLUĞU SENDE OLAN
YENİ BİR BAŞLANGIÇ VARDIR

PARMAĞINI SÜRSEN DÜNYAYA, RENGİNİ ANLARSIN
GÖZÜNLE GÖRSEN ELMAYI, SESİNİ DUYARSIN
ONU İŞİTSEN, YUVARLAĞI SENDE KALIR
HER BAŞLANGIÇTA YENİ BİR ANLAM VARDIR.

NEDENSİZ BİR ÇOCUK AĞLAMASI BİLE
ÇOK SONRAKİ BİR GÜLÜŞÜN BAŞLANGICIDIR.

http://twitter.com/uzaygokerman

uzaygokerman@gmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1908
Toplam yorum
: 2001
Toplam mesaj
: 77
Ort. okunma sayısı
: 1334
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster