Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Temmuz '20

 
Kategori
Resim
Okunma Sayısı
34
 

FATİH VE BELLİNİ

 
1479 yılında Venedik ile Osmanlı’nın arasındaki gerilim, yapılan barış antlaşmasıyla bir son bulmuştu.
 
Fatih Sultan Mehmet bunun üzerine Duka Pietro Moçenigo’dan suret çizimlerinde usta olan bir sanatkarın İstanbul’a gönderilmesini rica etmişti.
 
Talep Venedik’e ulaştıktan sonra bomba etkisi yaratmıştı. Dukalık Sarayı ve Venedik Senatosu toplanarak konuyu uzun uzun istişare etmeye başladı.
 
Büyük Osmanlı İmparatoru kendilerinden hiç beklemedikleri bir talepte bulunuyordu, bu rica Osmanlı-Venedik ilişkilerinin geleceği açısından büyük önem arz ediyordu.
 
Görüşmeler sonucunda Fatih’in ricasının yerine getirilmesine karar verildi. Fatih; yalnızca iyi bir ressam değil, iyi bir heykel tıraş da yollanmasını rica etmişti.
 
Öte yandan, Venedik’te kimse bu konuda gönüllü olmayınca bu ricası yerine getirilemeyecekti.
 
Suret portresi için gönderilecek isim olarak Gentile Bellini belirlendi.
 
Senato, Bellini’ye uzun süredir hükümetten talep ettiği memurluk mevkiini almak istiyorsa bu görevi kabul etmesini şart koştu.
 
Ayrıca bu yolculuk sırasında kendisine herhangi bir maaş ödenmeyeceği, yalnızca yol masrafları karşılanacağı kendisine bildirildi.
 
Hayatının geri kalan kısmında kendisini tamamen sanat eserlerine vermek için bu memuriyetin hayati bir önemi olduğunu iyi bilen Bellini çaresizce görevi kabul etti.
 
Bellini, görev kendisine tevdi edildikten kısa bir süre sonra, 1479 yılının eylül ayında yola çıkarak İstanbul’a vardı ve payitahtta 14 ay boyunca Fatih Sultan Mehmet ile yakinen çalışma fırsatı buldu.
 
Büyük korku ve önyargıyla geldiği İstanbul’da Fatih’in yakın ilgisiyle karşılaşmıştı. 
 
Fatih Sultan Mehmet, aslında Bellini’nin gelişinden 20 sene evvel Veronalı meşhur Matteo Dö Pasti’yi suret çizimi için sarayına davet etmişti; ama resmi kayıtlarda İstanbul’a geldiğine dair bir belge bulunmaması sebebiyle Belli’ni İstanbul’a gelen ilk ressamıydı ve tarihe de Fatih’in portrelerini çizebilen tek ressam olarak geçecekti. 
 
Tarihi vesikalarda yazılı bir şekilde; Fatih ve Bellini arasındaki diyalog sınırlı hatta yok denecek kadar azdır.
 
Konuyla alakalı Jan Mari Anjiyolulu’nun aktardığı iddia edilen bir konuşma ise, Fatih ve Bellini arasındaki diyalog hakkında bizlere ipucu vermektedir.
 
Ahmet Refik’in L. Thuasne’den tercüme ettiği “Gentile Bellini et le Sultan Mohamet II” eserinde ikili arasındaki bir diyalog şöyle aktarılır:
 
Bir gün Fatih hazretleri, Jantil Bellini'yi çağırarak, ‘Sana bir derviş getirecekler, onun bir resmini yap’ der. Jantil Bellini, padişahın emrine derhal itaat eder ve resmi tamamlar tamamlamaz padişaha takdim eder.
 
Fatih, vaktiyle bu dervişin bedestende bir sıranın üzerine oturarak kendisinin yaptığı büyük işleri öven kasideler okuduğunu işitmiş ve dervişe gizlice haber göndererek susturmuştu.
 
Bundan sonra da canı, Ressam Bellini'ye dervişin bir resmini çizdirmeyi istemişti. Bellini, resmi Fatih hazretlerine sununca, Fatih resme bakar ve dikkatle seyrettikten sonra der ki: 
 
-Jantil, Biliyorsun ki hakikati söylemek şartıyla her ne olursa olsun konuşmana müsaade etmişimdir. Şimdi söyle bakalım, şu adam neye benziyor?
 
- Efendimiz, mademki zat-ı şahaneleri fikrimi serbestçe söylememe müsaade buyuruyorlar, o halde söyleyeyim, bendenizin fikrimce bu adam meczuptur. 
 
- Pek doğru. Bak, cinnet alâmetleri gözlerinden nasıl da belli oluyor?
 
- Fakat Efendimiz, bizim oralarda da böyle birtakım adamlar vardır ki, bir sıranın üzerine oturarak muhtelif kişilerin methiyelerini okur dururlar. Zat-ı şahaneleri ki, bu derece ulvisiniz (zira İsken der'in bile başaramadığı derecede önemli fetihlere imza attınız) övülmeyi arzu etmemeniz beni hayretlere düşürüyor.
 
Bunun üzerine Fatih, şu cevabı verir:
 
- Bu adamın aklı başında olsaydı, tarafından övülmeyi arzu ederdim; fakat bir mecnunun benim hakkımda övücü sözler sarf etmesini hiçbir vakit arzulamam.
 
Bunun üzerine Venedikli ressam:
 
‘Zat-ı şahaneleri, bu dervişi lütfen diğer dervişlere şeyh tayin buyursunlar’ diye ricada bulunmuş ve Sultan Mehmet de Jantil Bellini'nin bu arzusunu yerine getirmiştir.
 
Bu gibi diyaloglardan anlaşıldığı kadarıyla Fatih Sultan Mehmet, kendi suretini yapmadan önce Bellini’nin yeteneği kadar bilgeliğinin sınırlarını da anlamak istiyordu; çünkü bu tablonun yalnızca suretinin kopyasını değil, anlam ve mana dünyasını da yansıtacağını biliyordu.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 88
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 122
Kayıt tarihi
: 04.12.17
 
 

İlgi duyduğum alan tarih. Milli mücadele ve Osmanlı tarihine  odaklandım. Gözden kaçan tarihi şah..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster