Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Temmuz '20

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
306
 

Fatma Kız

    Hasan ile Esma büyük bir aşkla evlenirler. 1949' da ilk çocukları doğar. Yurda nur olsun diye adını Yurdanur koyarlar. Onların yurtları evleridir. Hasan yurdunu güzelleştirmek için iki odalı evlerinin büyük bahçesini briketçi olduğu halde şimşir ağaçlarıyla donatır. Doğanın her tonuna aşıktır, kendisi. Tıpkı Esma' sının yüzü gibi huzur verir, ona. Derken Mustafa doğar. Atatürk' ün devrimlerine aşık, dinine sevdalı bir adam İlk erkek çocuğunun adını Mustafa koymazda ne koyar? Ardından Fatma kız doğar. On üç yıl içinde yedi çocukları olur. Esma zamanın illet hastalığı siroza yakalanır ve kısa sürede yaşama veda eder. Hasan söz verir kendi iç dünyasında. Hiç evlenmeyecektir bundan sonra, çocuklarına adayacaktır kendini,  hayat denen yolculukta.

    İki kız çocuğu vardır ve ikisinide okutmak ister. Yurdanur tüm ısrarlarına rağmen okumak istemez. Kardeşlerime analık etmek isterim der, on üç yaşında bir çocuk. Yüreği dayanmasada okumak istemeyince ev hanımlığına alışır, kızının Hasan. Ama Fatma ne olursa olsun okuyacaktır. 

   Fatma annesini kaybettiğinde sekiz  yaşındadır. Ne olup  bittiğini pek anlamaz. Babasıyla birlikte şimşirleri budamaktan büyük zevk alır. Ablasıyla birlikte ambarda olgunlaşan armutları yerken, yunan radyosundan mektupla istekle bulundukları şarkıyı beklemek ne büyük mutluluktur, o zamanlar. İşte hayalleri tamda o zaman bu küçük radyo ile başlar. Çocuklara şarkılar öğretmek ister, çocuk gülüşlü Fatma kız. 

   11 yaşında öğretmen okulu sınavlarına girer ve Bolu Kız Öğretmen Okulunu kazanır. Küçük bir kız çocuğunu kilometrelerce uzaklara yollamaktan çekinmez, Hasan. Ne olursa olsun Fatma kız okuyacak der. Etraftan söylentiler gelsede kulağına, hiç oralı olmaz, tıpkı erkek çocukları gibi hayatla mücadele etmesini ister. Bir gün köylü kadınlar ellerine kına yakmak isterler. Hasan o zamanın algısıyla karşı çıkar. Benim kızım okuyacak ve oje sürecek der. Çünkü eline kına yakılan kız genelde gelin adayıdır, o zamanlar. 

   Hasan öyle mücadele ruhlu biridir ki, biriket kesmek yetmezmiş gibi, birde park işletmeye başlar, Poyralı köyünde o yaz.  Parka jeneratör bağlatarak sinema keyfi sunar, halk sevdiğine. İnsana hizmeti nede çok sever, Hasan. Hele de çocukları söz konusu olunca doyamaz çalışmaya. Fatma kız babasının ufacık çocuklara hizmet etmesine bozulurdu ara sıra. Kalbi büyükleşmiş çocuklar hüzün veriyordu ona ve elinden geldiğince yön verecekti mutluluklarına. Söz vermişti , dört çay bardağını küçüçük elleriyle taşırken masaya. Öğretmen olacaktı, hayat dedikleri bu bilmediği  sihirli dünyada.

    Hasan yaz bitince Fatma kızı Bolu' ya bırakıp döndü,  içi sızlasada. 

    İlk yıllar zor geçmişti. Geceleri yatağını ıslatan bir kızla dalga geçenler olmasaydı ne kadar da iyiydi. Öğretmenlik ruhuna yakışmayan hareketler onu çok incitmişti. Yine de yılmadı,  Fatma kız direndi. Sağ, sol kavgalarının yanından bile geçmedi, kulaklarını tıkadı her bir yönlendirişe. O kendi kalp yönüne ilişmişti, bir kere. Annesiyle birlikte ektikleri tohumları hiç bir zaman unutmadı. Ayni tohumdanda olsa ayni anda olgulaşamazdı insanlar ve hiç bir şeye aldırmadı. İşte tamda bu yüzden tüm arkadaşları yıllar geçtikçe onu çok sevmeye başlamıştı. Kendi aralarında gruplaşmalar olsada Fatma kıza ilişen olmamamıştı. Dört yıllık Bolu macerasının ardından Hasan olayların iyice artması üzerine kızını Kepirtepe Öğretmen lisesine aldırdı. Köyden şehire araba yoktu ama o özel araçla yılmadan onu okula yollamayı başardı. Küçük bir odada beş çocuk, diğer ikisi uzak diyarlarda. Yedi çocukla başa çıkabilen babasına hayrandı Fatma. Burada ki eğitimini de üç yılda tamamladıktan sonra yüksek lisans sınavlarına girdi ve Tekirdağ eğitim entstitüsünden sınıf öğretmenliğine atandı. 

    Okul zamanlarının dışında çapa sallamaktan, odun kesmekten, çamaşır yıkamaktan, pekmezhaneye girmekten hiç gocunmadı. Mücadele ruhunu ona babası aşılamıştı. 

    Güzel ruhlu dedem banada çok güzel duygular aşılamıştı ben bilmeden. Her gün yaşadıklarını not ettiği günlüğünü gizlice okurdum onda kaldığım zamanlarda. Unutmamak için kimden ne almış onu bile yazardı. Yağmur yağmış mutlu olmuş, bunu yazarken bile mutlu olduğunu dile getirmiş, tüm samimiyetiye. 

    Şimdilik bu kadar.....Buyrun Fatma kız ınstagram sayfamda lavantalar diyarında... @yazancekenbiri

    İlgili blog yazım http://blog.milliyet.com.tr/bir-el--arabasi--hikayesi/Blog/?BlogNo=601486

   

 

 

      

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok zorlu geçen bir hayat hikayesi okudum şimdi.Ama içinde ümitsizlik yok,kavga,gürültü yok.Fedakarlık var bolca.Hem de tüm ailecek.Anneniz de dedeniz de harika insanlar.Yoktan var etmeyi bilmişler.Size de öğretmişler üstelik.Hayatta başarılı olmak,herkese nasip olmaz.Bu sizin genlerinizde var sanırım.Sevgilerimle Jale hanım...

fisun gökduman kökcü 
 18.09.2020 12:04
Cevap :
Başarı iyi bir insan olabilmek diye düşünüyorum ve henüz yüzde yetmişteyim teşekkür ediyorum, dedem çok ileri görüşlü biriydi, annem de bize öğrettiği kadar bizdende öğrendi :)   20.09.2020 6:02
 

"Aynı tohumdan da olsa aynı anda olgunlaşamazdı insanlar" çok etkileyici ve en önemlisi sahici, bizden hiç yabancı gelmiyor. İşte Jale Kasap bu yüzden okunuyor. Emeğine sağlıklar diliyorum sevgilerimle

Cemile Torun 
 10.08.2020 23:14
Cevap :
İlk çilekte keşfetmiştim bunu.Ayni tohum ayni dallar ama biri kırmızı biri yeşil..Domatesler biberler patlıcanlar derken ağaçlara sarmıştım sonra, ayni ağaçta biri çiçek biri tohum gibi...Domatesler bazen olgunlaşmadan yere düşer kimi olgunlaşsada düşmez..Her şey zamanı gelince güzelleşir yargılamadan sorgulamak ve sorgulatmak gerek..( okunuyormuyum bilemiyorum fakat face kullanmadığım halde 4 bin tasviye iyi gibi benim gibi biri için :) çok teşekkür ediyorum ablacım sevgiler   11.08.2020 23:20
 

O hikayeyi de okumuşum ve etkilenmişim. 9 çocuk da bizdeydi.Kimini yel aldı kimini sel aldı kimi derede kaldı. 2 kız 2 oğlan 4 tane kaldık.Kardeşlerim kolay öldü 50'lerde.Onun için Menderes'in asıldığını duyduğumda çocuk aklımla iyi oldu demiştim. Onun için öyküdeki 7 çocuk olayı dikkatimi çekti.

Kerim Korkut 
 25.07.2020 17:23
Cevap :
Allah size uzun ömür versin..  25.07.2020 21:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 91
Toplam yorum
: 429
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 256
Kayıt tarihi
: 28.04.17
 
 

Lise mezunu bir öğrenme aşığı, fotoğraf hastası , yazma sevdalısı, sevgi yanlısı, bir dünya insan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster