Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ağustos '15

 
Kategori
Yemek - Mutfak
Okunma Sayısı
435
 

Fatoş Hanım, domates reçeli ve ben

Fatoş Hanım, domates reçeli ve ben
 

Sakız gibi yıkanmış pembe çiçekli masa örtüsünün üzerine bıraktı beyaz tabağı. Önümdeki manzara karşısında kocaman açıldı gözlerim. Pembe şurup üzerine yatırılmış iki yeşil nane yaprağının tam ortasında adeta tomurcuk, kızıl bir lale.

"Domates reçeli" dedi Fatoş Hanım, öğretmen olduğunu belli eden gür sesiyle. Şaşkınlığıma hiç şaşırmamış görünüyordu.

"Tat bakalım beğenecek misin?"

Elim, tabak gelmeden önce kalp desenli kağıt peçetenin üzerine yan yana konulmuş küçük, şirin bıçakla çatala gitti. Tam ucundan kesmek üzereyken, önemli bir evraka imza atacakmışım da yanlış yeri imzalamayayım diye engel olmaya çalışır gibi "dur" dedi Fatoş Hanım; "Domates reçelini adabına uygun olarak kes ki ne yediğini görerek anlayasın."

Şaşkınlıkla baktım yüzüne; demek reçel yemenin de bir adabı varmış.

"Önce ortadan böleceksin" dedi beni yeniden şaşırtmak istercesine. Farkına bile varmadığım büyük bir itaatle elimdeki bıçakla ortadan ikiye böldüm domatesi. İki beyaz badem, kayarak koyu pembe şurubun üzerine döküldü. Müthiş bir görsellikti bu.

"Tat bakalım şimdi" dedi, başarısından emin takdir bekleyen duruşuyla. Küçük bir lokma kestim ucundan. Dilimin üzerinden ağzımın tüm çeperlerine yayılan müthiş lezzetin dışa vurumu, mimiklerim daha bir keyiflendirdi Fatoş Hanım'ı.

"Harika" dedim geniş bir gülümsemeyle; "Olağanüstü bir lezzet bu."

"Şimdi de bademiyle beraber tat bakalım."

Önce bir parça domates kesip, üzerine şurupta güneşlenir gibi yatan bademlerden birini koyup attım ağzıma. Dilimle damağımın arasına sıkıştırdığım lokmamın lezzeti, dişlerimin arasında farklı bir tada dönüştü. Kapattım gözlerimi; "enfes" dedim usulca. Tabağımdaki domates reçelini şurubunun son damlasına kadar sıyıra sıyıra yedikten sonra tarifini alıp alamayacağımı sordum. Fatoş Hanım'ın gözlerinde muzaffer bir kumandanın başarı ışıkları parlıyordu.

"Biliyor musun" dedi, lezzete dayalı tüm kalelerimi fethettiğinden emin; “Ben yaptığım hiçbir reçelin tadını bilmem. Reçellerimi sadece, onun kıymetini bilen zevkli insanlara tattırırım."

 "Dinle bakalım" dedi, "Malzemeleri veriyorum"

-          2 kg. orta boy sırık domates (uzun domates)

-          250  gr. çiğ badem

-          2 kg. toz şeker

-          250 gr. süzme bal

-          2 adet vanilya

-          1 paket "reçel yap"

"Domateslerin kabuklarını soyup çekirdeklerini de çıkardıktan sonra bir gece kirece yatıracaksın. Ertesi gün kaynayan suda 3-4 dakika haşlayacaksın. Sonra bir güzel yıkayıp ağızları aşağı gelecek şekilde süzülmeye bırakacaksın. Tencereye dizip üzerine şekeri ilave ettiğin domatesleri, kısık ateşte 25 dakika pişireceksin. 250 gram balı , 2 paket vanilya ve 'reçel yap'ı da ilave ettikten sonra 2 taşım daha kaynatacaksın. Soğumaya bırakılan domateslerin içine  bir kenarda kavrulup kabuklarından ayrılan bademleri ikişer ikişer yerleştirip  şurubunu üzerinden boca edeceksin."

*****

Bol köpüklü sade kahvemi de içtikten sonra izin isteyip kalktım. Fatoş Hanım içten bir nezaketle beni kapıya kadar geçirdi. Son kez bakıp birbirimize gülümsedik. Sıcak duygularla, merdivenlerden inerken Fatoş Hanım'ın şen sesi binanın duvarlarında çınladı:

"Gene gel, sana daha karpuz kabuğu reçelimi tattıracağım.."

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 288
Kayıt tarihi
: 20.04.15
 
 

Sanatsever, seyahatsever... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster