Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Kasım '09

 
Kategori
Efsaneler
Okunma Sayısı
55451
 

Fatsalı Halil İbrahim Destanı

Fatsalı Halil İbrahim Destanı
 

http://fatsakent.net/hikaye.html


Dostlarına "hayır"diyemezdi Halil İbrahim. Yoktu öyle bir sözcük onun lugatında. Saat, gramafon, kilit ve şemsiye gibi tamiratların yanında gizli gizli tabanca tamiri yaptığı bilinirdi. Çoğu karadenizli akranı gibi silahsız dolaşmazdı zaten. Küçük dünyasını evi ile dükkânı arasında kurmuş zamanına göre oldukça iyi giyinen, kıvırcık saçlı, genç irisi kısacası "sırım gibi bir karadeniz delikanlısı" idi.

Gel zaman git zaman Halil İbrahim komşu köyün ağasının kızına vurulur üstelik aşkı karşılıksız değildir. Ağanın nabzı yoklanır. Gelen yanıt olumsuzdur. Çaresiz kalan Halil İbrahim kendinden beklenileni yapar. Ağanın kızını kaçırır. Ağa bu kaçırma olayını hazmedemez ancak olan olmuştur ayrıca hesap görme konusunda acelesi yoktur.

Ve Halil İbrahim'in askerlik zamanı gelir çatar. Ardından yolunu gözleyen karısından başka bir oğlu ve kızı bulunmaktadır. Asker ocağında aldığı mektup ise yüreğini dağlar. Ağa, Halil İbrahim'in tapusuz arazilerini üzerine geçirdiği gibi kızını da geri alıp götürmek üzeredir. Halil İbrahim dayanamaz ve firar eder. Köyüne gelir ormanlık bölgede uzunca bir süre tutunmayı başarır ve fırsat kollamaya başlar. Ancak jandarma müfrezesi çemberi daraltmıştır.Kaçınılmaz son gerçekleşir Fatsalı Halil İbrahim yakalanır. Onu yakalamak için oldukça uzun bir zaman harcayan jandarma çok öfkelidir. Telefon direğine bağlanarak çok şiddetli bir şekilde dövülür. Bu dövülme anı Halil İbrahim'in kalan ömründe sara nöbeti gibi sürekli önüne çıkacak âdeta onun kâbusu olacaktır.

Dağda Kızıl Ot Biter
İçinde Keklik Öter
Eşkıyadan Da Beter
Uslan Be Halil İbrahim

Kıvırcık Saçlarına
Kar Düşmüş Uçlarına
Dağın Yamaçlarına
Yaslan Be Halil İbrahim

Halil İbrahim cezasını çeker ve askerlik görevini tamamlayarak köyüne geri döner. Karısı elinden alınıp çocuklarıyla birlikte başka birine verilmiştir. Artık hiç bir şey eskisi gibi değilidr. Hele Halil İbrahim hiç değildir. İnsan içine çıkamaz durumdadır. Herkesin kullandığı yolları kullanmaz dağlık ve ormanlık yerleri mekân tutmaya ve mümkün olduğunca gece dolaşmaya başlar. Tabancası ise her zaman ki gibi yanındadır. Zamanla ormandaki evine ve eski mesleği olan tamirat işlerine geri döner. Özellikle o dönemin gözde müzik aleti olan gramafonun tamiri konusunda şöhreti Fatsa sınırlarını aşmıştır.

Bu arada 12 Eylül öncesi Fatsa bir hayli karışmıştır. Meşhur nokta operasyonları ise olanca hızıyla devam etmektedir. Tek başına yaşayan Halil İbrahim'in evi bir çatışma sırasında önce yıkılır daha sonra yakılır. Yangından kurtarabildiği gramafon ve bir takım tamir aletlerini yakındaki bir mağaraya taşır. Orada barınmaya başlar ve insanlardan iyice uzaklaşır. Bu arada yaşlanmış kıvırcık saçlarının uçlarına kar taneleri düşmüştür. Ancak gene de hiç kimsenin gündüz bile gidemediği yerlerde hem de gecenin zifirî karanlığında pervasızca dolaşmaktan çekinmez.

Derede Su Durulur
Daldan Köprü Kurulur
(Dal Köprüler Kurulur)
El Yerine Vurulur (*)

Aslan be Halil İbrahim


Kıvırcık Saçlarına
Kar Düşmüş Uçlarına
Dağın Yamaçlarına
Yaslan Be Halil İbrahim

İşte böyle gecelerden birinde mekân tuttuğu mağarasından oldukça uzaklaşan Halil İbrahim amansız bir fırtınaya yakalanır.Dağ, orman, dere demeden saatlerce yürüdükten sonra bir yakınının evini görür. Çaresiz sığınacaktır ancak vakit bir hayli geç olmuştur. Ev halkını uyandırıp rahatsız etmek istemez. Feci bir şekilde ıslanmış ve yorgunluktan bitap düşmüştür. Mısır alafı ile ot dolu samanlığa girer tabancası belindedir ve anında uykuya teslim olur. Uyandığında jandarma müfrezesinin namluları üzerine çevrilmiş durumdadır. Hiç bir şey yapamaz sılahını verir ve teslim olur. Jandarma ev halkının tamamını sorguya çeker. Herkes Halil İbrahim'i tanımaktadır. İfadelerin tamamında ona destek verirler. Her şey yoluna girmektedir Halil İbrahim'in kurtulması an meselesidir. Çünkü o dönem silahını teslim edenler soruşturmaya tabi tutulmamaktadır. Halil İbrahim ise çok tedirgindir. Yıllar önceki o kahrolası dövülme anı olanca şiddeti ile tüm benliğini kaplar. Yeniden o anı yaşama olasılığı bile onu deli etmektedir. Belli etmemeye çalışır ancak zangır zangır titremektedir. Jandarmaların bir anlık dalgınlığında faydalanan Halil İbrahim Hasano Deresine doğru koşmaya başlar. Fırtına sonrası dal köprüyü sel almıştır. Azgınlaşan dereyi türlü zorluklarla geçer bir müddet daha koşar tam ormana gireceği anda başından vurulur. Yere düşmez Halil İbrahim kayalara yaslanır. Ölürken de aslandır Halil İbrahim. Israrla ve inatla ayakta kalmaya çalışır. Dur! Kaçma! sesleri arasında hızlanmaya çalışırken kayalardan aşağı yuvarlanır. Silah sesleri birbirine karışır, ortalık kıyamet gününe döner.

Fatsalı Halil İbrahim sonunda düşer.

Bir başka ifade ile "anarşist yerine" vurulur.

Uğruna ağıtlar yakılır ve içlerinden bir türkü bugünlere kadar gelir sesini bize duyurur.

Müfreze Dağı Sarar
Dağda Kaçaklar Arar
Geçit Vermez Kayalar
Hızlan Be Halil İbrahim

Kıvırcık Saçlarına
Kar Düşmüş Uçlarına
Dağın Yamaçlarına
Yaslan Be Halil İbrahim

Musa Eroğlu'nun dokunaklı sesinden dinlemek isteyenler için:

http://fizy.com/s/16rtqm

Söz: Dursun Ali AKINET - Beste: Selahattin AYGÜN - Düzenleme : Ozan Ali YILDIZ

(*) Bazı yörelerde "Elli yerinden vurulur" şeklinde seslendirilmektedir.

Kaynak:

http//www.forumgercek.com

http://www.sanatevi.net

Erol Evgin

Atv

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Koyumuzde yasardi ormanlarin icerisinde kendi kalacagi kadar yer yapardi. Rahmetli babaannem babamin bana vermis oldugu saati bozdugum icin ona sormustu...oglum halil ibrahim su saati tamir yapabilirmisin? tabii bir bakayim dedi...biraz ugrastiktan sonra tamir etti..saat tamirinde kullanilan cok kucuk tornavidalari vardi..ve cok kucuk acilir kapanir durbunu vardi baktirmisti bana durbununden.. eskiya derlerdi cocuktuk bilmezdik cekinirdik.. meger ne isler gecmis adamin basindan...biz avrupaya geldik ailemiz buradaydi zaten. 1 sene sonra 1980 ihtilal oldu o ihtilalde izine gitmistik ve koyde anlatiyorlardi askerlerin halil ibrahimi taradigini ve bir deyime gore mermiler kafatasini ikiye ayirmisti..Allah rahmet eylesin, mekani cennet olsun.

Ertem Karay 
 30.07.2018 1:05
Cevap :
Sayın Ertem Karay Değerli satırlarınıza teşekkürediyorum, Selamlar...  01.08.2018 13:19
 

Yıllar önce Oğuz HAKSEVER' in O ANLAR programında Halil İbrahim' in hikayesini dinlerken birden araya reklam girdi.Merak ve heyecan ile reklamın bitmesini bekledim.Reklamlar bitince Oğuz HAKSEVER allak bullak olmuştu.Birden programı bitirdi ve hikayeyi yarım bıraktı.Hikaye anlatılırken bir yerlerden uyarı almış olacak ki yayını kısa kesti.Yıllar önce yaşayan Halil İBRAHİM' in hikayesinden korkan komutanlarımız gitti çok şükür.

bayram karaahmet 
 01.01.2016 16:01
Cevap :
Bu satırlar vakt-i zamanında yaşanmış bir hadisenin anlatımı olup devrinin özelliklerini (12 Eylül nokta operasyonları)sergilemektedir. İş bu olay askeri veya sivil kesimlerce genel kabul görmüş bir nevi efsane/destan boyutuna bürünmüştür. Dolayısıyla -şükrederek gitti dediğiniz- komutanların H.İbrahim'in hikayesinden korkacakları iddianızı oldukça manidar buluyorum doğrusu.   07.01.2016 13:58
 

hikayesini okumamıştım sayenizde okudum....her türkü gibi bununda hikayesi yürekten vuruyor insanı....hep acı var maalesef....kaleminize sağlık bu paylaşım için...selam ve sevgiler gönderdi gelincik.

B Gelincik 
 12.11.2009 13:53
Cevap :
Türküler...türkülerimiz... Uzun yıllar süren baskı ve şiddetin izlerini taşır. Bu yüzden yürekten vuruluruz türkülerimize.
Selamlarımla...  12.11.2009 19:05
 

Hep dinlerim aslında ve nedenini bilmediğim bir hüzün çÖkeriçime şimdi daha da anlam kazandı ve dinlerken hep anacağım hem sizi hem Hatırlayacağım sevgilerle

Şennur Köseli 
 11.11.2009 20:15
Cevap :
Bu türküde bir dost tarafından anımsanmak çok güzel olacaktır. Teşekkür ediyorum.
Esenkalın...  11.11.2009 23:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 257
Toplam yorum
: 1319
Toplam mesaj
: 253
Ort. okunma sayısı
: 1484
Kayıt tarihi
: 27.09.07
 
 

Anadolu'nun doğusunda sonradan ismi değiştirilen köylerden birinde zemheri zamanına denk gelen bi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster