Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Haziran '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
686
 

Fazıl Say Birilerinin Ayağına Dolaşacak

Fazıl Say Birilerinin Ayağına Dolaşacak
 

Münih'deki Fazıl Say Konseri İlanı (Nisan 2012)


 

Yanda bir fotoğraf var.

Bir konser ilanı bu. Almanya’ya Mart sonunda yaptığım bir seyahatte bizzat çektiğim bir foto. İlanda Fazıl Say’ın Münih’te vereceği bir konserden söz ediliyor.

Klasik müzikle biraz ilgilenenler, hatta hiç ilgilenmeyenler bile Wolfgang Amadeus Mozart’ın adını mutlaka duymuşlardır. Pop müziğe bile aksetmiştir Mozart’ın etkisi, geçen yılların hit şarkılarından “Amadeus”  da hatırlardadır mutlaka. Yani biraz gazete okuyan, TV seyreden herkes için tanıdıktır bu isim, tam olarak kim olduğunu, ne zaman yaşayıp ne yapmış olduğunu bilmeseler bile.

Klasik müzikle ilgilenenler ise, Mozart’ın Almanların 18 inci yüzyılda Salzburg’da doğup, dört yaşında iken piyano öğrenmeye başlayıp, altı yaşında iken konserlere çıkan ve sekiz yaşından itibaren besteler yapan harika çocuğu olduğunu, 35 senelik kısacık yaşamına 60 senfoni, 21 opera, 27 piyano konçertosu, sayısız seranat, marş, oda müziği, keman ve nefesli çalgılar için yine sayısız konçertoyu ve daha buraya almadığımız binlerce besteyi ve çalışmayı sığdırarak,  tüm Avrupa’da turnelere çıkarak, zamanının en şöhretli müzisyeni haline gelmiş olduğunu bilirler.

Hayatı esnasında yaşamış olduğu Salzburg, Viyana, Prag, Augsburg, Mannheim gibi şehirler bugün hala, onun mirasını paylaşamazlar ve her biri ona sahip çıkarak adına çeşitli anıtlar, müzeler tesis etmişlerdir.  Mozart, bugün de dünyanın gelmiş geçmiş en büyük müzisyenleri arasında en ön saflardaki yerini muhafaza eder ve tüm dünyada eserleri durmadan çalınan, sahneye konan büyük müzik dehası olarak alkışlanır.

Böyle bir dehayı dünyaya sunmuş olan Alman milleti için Mozart, müziğin sembolü ve en büyük iftihar vesilelerinden biridir. Mozart eşsizdir, Mozart en büyüklerdendir.

Bu satırları yazmamızın amacı, okuyucuya Alman milleti için Mozart’ın ne ifade ettiğini biraz olsun hissettirebilmektir.

Bu noktada Fazıl Say’a dönüş yapıyoruz.

Fazıl Say, müzik öğrenimine Ankara Konservatuarında başladıktan sonra,  Düsseldorf ve Berlin’de devam etti. 1994 de Newyork’da “Young Concert Artists International Auditions” Yarışmasında birinci olduktan sonra, milletlerarası kariyerini başlatmış oldu. Daha sonra tüm dünyanın en meşhur orkestraları ile çaldı, tüm dünyada konser salonlarını tıklım tıklım doldurarak dakikalarca ayakta alkışlandı ve alkışlanmakta. Bu büyük hayranlığın, şahsen defalarca tanığı oldum. Fazıl Say tüm dünyadaki müzik otoritelerince bugünün sayılı piyanistleri arasında gösteriliyor ve kendisinden “piyanonun heykeltraşı” olarak hayranlıkla bahsediliyor.

Şimdi tekrar yandaki fotoğrafa bakıyoruz. Fotoğrafta Fazıl Say’ın isminin üzerinde “Der Amadeus am Flügel” şeklinde bir ifade var.

Bu ifade Türkçe’de “ Piyanodaki Amadeus” demek. Yani “Piyanodaki Wolfgang Amadeus Mozart”. İlanın panolarda yer aldığı şehir Almanların müzik ve sanat metropollerinden Münih. İlanın sahipleri, Wolgang Amadeus Mozart’ı dünyaya hediye eden ve onu haklı olarak yere göğe sığdıramayan Alman müzik çevreleri.  Bu, Fazıl Say’a en büyük müzisyenlerinin adını lakap olarak veren Almanların, Fazıl Say hakkındaki düşüncelerinin ve ona verdikleri değerin, açık ve başka hiçbir izaha gerek duymayan göstergesidir. Ve bu yalnızca Almanya’da böyle değildir.

Ve Türkiye ne yapıyor?

Türkiye’nin bağrından çıkmış büyük bir dünya sanatçısını, sudan sebeplerle, düzenlenmiş, yakıştırılmış gerekçelerle yakında hapse atmaya hazırlanıyor!

Türkiye’nin yüzde ellisinin oy verdiği bir iktidar içinde yer alan hiç kimsenin ve ona oy veren yüzde ellinin böylesine bir aymazlık içinde olduğuna inanabilmek, gerçekten çok zor.

Bu sanatçı, bu gösterilen ve aslında çeşitli biçimlerde yorumlanması mümkün sebeplerle, gerçekten mahkum edilirse, dünyada ne biçim bir toz duman kalkacağını, insan hakları ve özgürlükler konusunda bugüne kadar karnesi hiç bir zaman iyi olamış bir ülkenin ne gibi bir duruma düşeceğini, bu yüzde elli içinde hiç kimsenin  mi göremiyor, algılayamıyor oluşuna şaşmamak elde değil.

Yoksa “battı balık yan gider “ zihniyeti mi? Uluslararası arenada alınmakta olan kötü notlara, bir yenisinin daha eklenmesinin artık kimseyi ilgilendirmemesi mi?

Türkiye’nin “herkes kendine baksın” diyecek bir lüksü var mıdır,  ortalığa çıkıp “heyyyt” diye babalanmakla işlerin düzeleceğine inanmak,  başını kuma gömmekle veya kendi kafasına çuval geçirmekle bir değil midir?

Evet, dünyanın her yerinde ve hemen her ülkede haksızlıklar yapılmaktadır. Her ülkenin hataları vardır ama bu hatalar da, uluslararası vicdanda bir bir kayıt edilmekte, yeri gelince haksızlığı yapanların burnuna tutulmaktadır. Haksızlık edenler, dünyanın en büyükleri bile olsa.

Çinli heykeltraş Ai-Weiwei’ ın adını duymuşsunuzdur.  Bugünkü Çin idaresine şiddetle muhalefet eden ve geçenlerde Çin’de bir zaman ortalıktan kaybolduğu için dünyayı ayağa kaldıran sanatçı. Neredeyse bir buçuk milyarlık Çin ülkesinin en şöhretli kişisi haline gelmiş olan Ai-Weiwei, insan hakları ve özgürlükleri konusunda zaten sabıkalı olan  koskoca Çin devleti karşısında tek başına bir güçtür. Çünkü tüm dünyanın ilgisini çeken bir sanatçıdır ve söylediği sözler dünyada, bütün bir Çin hükümetinin çabalarından daha fazla yankı bulmaktadır.

Eğer birileri biran önce akıllarını başlarına toplayıp birşeyler yapmazsa ve Fazıl Say’ın gerçekten yargılanıp hapis cezasına çarptırılmasına göz yumulursa, Türkiye, geri adımı olmayan koskocaman bir hata yapmış olacak, uluslararası arenada ışık hızıyla yeniden puvan kaybetmiş ve yeni bir Ai-Weiwei daha yaratmış olacaktır.

Dış dünyada fazla tanınmayan bazı muhalifleri, gazetecileri, ordu mensuplarını hapse atmak dünyada çok fazla ilgi uyandırmamış olabilir.

Ama dünya çapındaki bir sanatçıyı, suyu bulandıran kuzu cinsi hikayelerle hapse mahkum ettirmenin ve bu şekilde, belki de onu ülkesinden kaçmak zorunda bırakmanın, bizden söylemesi - birtakım güç ve iktidar hesapları değil de gerçekten ülke çıkarları düşünülürse tabii- ciddi sonuçları vardır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnsan gariptir zaten ama bizim insanımız hele, hepten! Bizde hangi "değerli insana" hakettiği gerçek değeri verilir ki? Verilmiş midir hiç şimdiye kadar? Bütün dünyanın saygı duyduğu, değerini bildiği, kabul ettiği Atatürk gibi bir insanı dahi, BAŞKALARI DEĞİL, yine biz kendimiz, kendi kahramanımızı, atamızı kurtarıcımızı bizzat yine bizim insanlarımız, bizim halkımız, devletimiz veya yönetimimiz değil midir karalayan, olmadık şeyler diyen, kötüleyen? Böyle başka bir ülke, başka bir millet-devlet var mıdır yeryüzünde bindiği dalı kesen, kendi değerlerini çiğneyen, kendi kahramanlarını aşağılayan? Onun için Atatürk gibi bir değerine dahi neler yapabilen ve de YAPABİLENLERİ DE SADECE SEYREYLEYEN, KINAMAYAN VE SUSAN BİR HALK, başkalarına neler yapmasın? Bence bunları hiç uyarmamak da lazım, bırakalım dolaşsın ayaklarına. Zira böyle bir halka, böyle insanlara, bu millete bu yönetime ve yandaşlarına, ülkeye iyi bir ders hakikaten artık şart. Çünkü zaten desek de bir şey anladıkları da yok!!

Filiz Alev 
 04.06.2012 4:47
Cevap :
Çok doğru tesbitlerinize ilave edecek bir şey yok. Ne yazık ki öyle. Uzun yıllardır dışarıda yaşamanın getirdiği deneyimlerle diyebililirim ki, Türk toplumu "Gemeinschaft" yani toplum olmayı becerememiş bir topluluktur. Toplumun yaşayan bir organizma olduğunu, bir ucundaki olumsuzluğun herkesi etkileyeceğini kavrayamamıştır. Kavrayanlar da var tabii ama onlar azınlıkta ve bu genelde böyle. Ne yazık ki çoğunluk, birbirinin tepesine basarak ayakta kalma yolunu tercih ediyor."Ben üstte kalayım da, bugünümü kurtarayım da, başkaları ne olursa olsun" zihniyeti. Bu zihniyetin gözünde, eğri ve doğru birbirine karışmıştır ne acı ki. Böyle olunca da ortak değerlerin, onların öneminin filan da sözü edilemiyor. Görülen o ki, insanların çoğunu, bugünkü çıkarından öte hiçbir şey ilgilendirmiyor, ülke ve toplum menfaatleri de kimsenin umurunda değil. Böyle bir zihniyetin birgün başını sert birşeylere vurması da kaçınılmazdır. Yaşayan görecektir. Teşekkürler, selam ve sevgilerimle Filiz hanım.  04.06.2012 14:22
 

Gerçekten günlük gazetede yer alacak kadar güzel yazı olmuş. Bunlarda "benden olmayan karşımdadır" zihniyeti var. Klasik müziği de sevenleri de pek sevmezler. Eğer ki, ayaklarına dolanırsa bu da Fazıl Say ve sevenleri adına hayırlı bir iş olacaktır. Selam ve saygılar.

Turbest 
 04.06.2012 4:20
Cevap :
Teşekkür ediyorum sevgili Turbest. Bu ufuksuz görüşün bir yaptırımı mutlaka olacaktır. Toplumlar da, aynen kişiler gibi bazı şeyleri yaşayarak öğrenmek durumundalar. Bazen bedeli ağır da olsa. Türkiye bugün maalesef iki kampa bölünmüş durumda. Ama geçmişte de hep bölünmedi mi? Hatta ikiden çok daha fazla ve hep birbiriyle kıyasıya mücadele etmedi mi? Haksızlığı görmek için klasik müziği sevmek gerekmez ama hakkaniyeti sevmek gerekir. "Benden olmayan ölsün" düşüncesi, bu toplumun başına ne yazık ki daha çok bela olacaktır. Esen kalınız, selam ve sevgilerimle.  04.06.2012 14:31
 

Bu ülkede akıllı insan kalmadı da Fazıl Say gibi bir insanı içeri atmaya çalışıyoruz. Onu içeriye atmak demek, Mozart'ı tutuklamak gibi bir şey olur. Bunun dünyadaki çalkantısı, tepkisi ne olur, bunu tahmin edebiliyor muyuz? Fazıl Say'ı tutuklamak demek, onu öldürmekle eş anlamlıdır. Çünkü gerçekten o değilse bile, sanatı ölür... Yazıklar olsun!

Erdal Ceyhan 
 04.06.2012 1:20
Cevap :
Artık açıkça görülüyor ki, iktidara karşı eleştirisel bir tutum gösteren herkes, o veya bu sebeple susturulmaya çalışılıyor. Gazeteciler kolay lokma, onlar her devirde en kolay saf dışı bırakılanlardan. Ordu mensupları da artık o hale getirildiler. Fazıl Say'ın önemi ve değeri de anlaşılan herhangi bir engel teşkil etmiyor. Yeter ki sussun. Ama bu yolda gitgide fütursuzlaşanların unuttuğu bir nokta var ki, o da herşeyin dış dünyada dikkatle takibedildiğidir. Bir sınırdan itibaren artık güç odaklarınca "taşınılmaz" hale gelenlerin, alaşağı edildiği çok defa görüldü. Ama bu sınırı, ülke içinde yaşayan halkın kendisinin görmemesi çok acıdır. Fazıl Say'la bu şekilde oynamak, aslında bu sınırlarda oynamaktır. Fazıl Say çok önemli bir dünya starı ama sebep sadece bu değil, o, dış dünya için konunun insan hakları ve özgürlükleri açısından "taşınılmaz" hale geldiğinin esaslı belirtilerinden biri. Türkiye'de gücü şu anda elinde tutanlar arasında bunu görebilen var mı acaba?Selam ve sevgilerimle  04.06.2012 14:47
 

Zaten Almanya başta olmak üzere Avrupa'nın önde gelen birçok ülkesinde Fazıl Say'ın (sudan bir sebeple/imamların şikayetiyle) mahkemeye verilmesi ile ilgili tepkiler -özellikle dün ve bugün- gazete manşetlerinde ayyuka çıkmış vaziyette! Evet, bu haksız uygulama bu işten de bir şeyler umanların ayaklarına dolaşacak gibi görünüyor. Umarız ki "piyanodaki Amedeusumuzun", tuşlar üzerinde uçuşan "ışıltılı feneri"ne uzanan karanlık, "Deniz Feneri"nden daha farklı ve derin bir tepki doğurur! Bekleyelim, görelim. Esenlik dileklerimle...

Ersin Kabaoglu 
 04.06.2012 1:09
Cevap :
Sevgili Ersin bey, birkaç gündür dünya basınında çıkan yazılara ben hiç değinmemiştim, iyi ki eklediniz. Evet dış ülkeler olan biteni hayret ve ilgiyle yakından izliyor, fırtınalar da yakında kopacaktır. Bu çeşit işlemleri başlatanlar ve devam ettirenler bu dünyada yaşamıyorlar gibi geliyor bana. Bu ne dar görüştür, ne habersizliktir ya da aldırmazlıktır, anlaşılır gibi değil. Dediğiniz gibi, olacakları göreceğiz. Herşey bir tarafa, bu gerçekten değerli sanatçıya sımsıkı sarılacak onu baş tacı edecek yerde, yapılanlar hafsalaya sığmıyor. Oysa bu kişi Türkiye'yi başka hiçbir kimsenin yapamıyacağı biçimde yüceltebilirdi dış dünyada. Gözler ya kör, ya da at gözlüğü takılmakta. Kimse kusura bakmasın ama elindekileri değerleri böylesine kolayca harcayan başka millet yoktur bu yeryüzünde. Öte yandan da özgürlükten ve ileri demokrasiden söz ediliyor. Teşekkürlerim, selam ve sevgilerimle.  04.06.2012 1:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 165
Toplam yorum
: 554
Toplam mesaj
: 96
Ort. okunma sayısı
: 1364
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Uzun yıllardır yurt dışında yaşıyor. İsviçre'de Adalet Bakanlığı'ndaki mesleği yanında tiyatro ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster