Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ağustos '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1449
 

Fazıl Say ve ‘Yaş’lı gözlerden memleket manzaraları…

Fazıl Say ve ‘Yaş’lı gözlerden memleket manzaraları…
 


Sevgideğer FAZIL SAY, bir gün bütün coğrafyayı karşına alsan da … dünya yurttaşı Zelin, seninle gurur duymaya devam edecek!

Coğrafyayı “pediculus humanus”lar sarmış!

Bu beyinsiz yaratıklar, coğrafyanın bütün olumsuz koşullarına karşın 40 yılda bir yetişen beyinleri hedef alırlar.

Son günlerde eli öpülesi sanatçı Fazıl Say da bu PEDİCULUS HUMANUS’ların saldırı hedefi oldu. Onları kınamıyorum. O kadar küçük ve uzak görünüyorlar ki, ne desem boş!

***

Ama Fazıl Say’a bir iki sözüm olabilir belki:

Sen çok değerlisin insanlık için! Dokunma bunlara! Duyma.. görme onları, işine bak!

Çünkü onlar, İNSAN’ı yolundan alıkoymakta ustalaşmışlardır, çelme takmada, yoluna taş koymada hiç sınır tanımazlar.

Ufacık bir açık nokta buldular mı sızarlar zehirlerini akıtmaya… ve giderek çoğalırlar.

Onları kınamıyorum! Onları, lafla peynir gemisi yürüten gözü bantlı korsanlara benzetiyorum yalnızca! Çünkü laftan öte sermayeleri yok! Üretimleri yok!

Bazıları iyi bacak fotoğrafı veren ve kendine “sanatçı” diyen, dedirten uyanık yapay sarışınlara takılıp prim yapmış kişiler, bazıları… salya sümük baba-oğul, ya da karı koca kavgalarıyla medyanın tahtına kurulmuş arabesk “felek kurbanları!”

Sen istediğin kadar sistemi eleştir, yönetimleri eleştir… onlar arpalıklarında bir gedik açılıp da az ışık sızdı mıydı dar dünyalarına, hemen aslan kesilir… bu ÖRGÜTSÜZ toplumun örgütlü fedailerine dönüşüverirler.

Bunlar ve benzerleri, iktidar yanlısı medyayı arkalarına alır, “Bir falanca nasıl linç edilir?” diye salya sümük ağlayıp, bir elleriyle gözlerindeki sahte gözyaşlarını silerken, öteki elleriyle arkandan seni işaret edip LİNÇ tarifleri verirler! Yeni dünya düzeninin “yeni marifetleri” dir bu sahte tutumlar!

Bu sözlerim bir dehaya öğüt vermek değil! Ufak tefek gözlemlerin yansıması.

Bu gözler çok şey gördü, bu kulaklar çok şeyler işitti OĞUL! Yaşlanmışlığıma bağışla!

Kendini yalnız hissediyorsan ne mutlu sana! Bu yalnızlık, böylesi bir topl(a)mda (toplum diyemiyorum) sürüye katılmamak, insan kalmaya direnmektir yalnızca!

***

Sen bir müzik dehasısın Fazıl…

Bütün milleti karşına alsan da, yaşadığım sürece seninle gurur duyacağım!

İNSANLIK adına!

Zelin Artuğ, Ağustos 2010, Yeryüzü

(Daha fazlası için...)

http://www.kucukisler.com/2010/08/25/yasli-gozlerden-memleket-manzaralari/#more-8628

Figen A.E bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

geciken yorumum için özür dileklerimle,ülkemin gururu değerli sanatçımız,Fazıl Say'a ve emeğin için sana saygımla........ "Saygıyla eğil /Uzun uzun saygıyla /İçtenlikle /Bu güzel insanlara iç sesini duyurmaya geldin /Onlar da seni dinlemeye geldi /İçine çek onları /En derinden hissedecek kadar içine çek /İYİYİ HİSSET.."Fazıl Say Piyanistliği ve besteciliği kadar düşünceleriyle de yüreğimize imza atan saygıdeğer Fazıl Say,seninle gurur duyuyorum,kitabına verdiğin isimde,"Yalnızlık Kederi"SEN BİZİMLE ÇOKSUN...

Şerife Mutlu 
 01.09.2010 19:31
Cevap :
Can dostum, Sen de bir yontu sanatçısı olarak gururumuzsun. Sanatçının yalnızlığı, yalnızca yapıtının zorunlu yalnızlığı ve zirvenin doğal yalnızlığıdır. Sanatçı çoğuldur elbet... evrensel olduğu ölçüde, evrendeki yıldızlar kadar çoğuldur. Müziğin bir başka dalında, dünyaya Türkiye adını duyuran bir başka elçiye, Tarkan'a, Allianoi'nin baraj suları altıda kalmasına tepki gösterdiği için bir "BAKAN" ne diyor bak: "Tarkan kuru sıkı atmasın. Sanatçı arkadaş, sanatıyla ilgilensin, herkesin bir ihtisası vardır, herkes bilmediği konuya burnunu sokarsa çok yanlış olur." Ne diyeyim, sevgideğer ? Oysa SANATÇI, toplum doktorudur, yaşadığı çağdan sorumludur! Benzin istasyonu, kebapçı dükkanı sahiplerine sırf parababası diye dershane açma, okul açma izni ve yetkisi veren kafaların sanata, sanatçıya, bilim adamlarına alerjilerinin olması çok doğal. BİLİM adamı demeyi bile beceremediler! Çevre bilimcilere de "kendilerini İLİM adamı sananlar..." diyorlar :))) Can dostuma sevgi ve saygımla..  01.09.2010 20:37
 

İki gündür Fazıl Say'dan hayıra doğru bir blog yazmaya hevesleniyorum ama bir türlü vakit olmadı. Söyleneceklerin çoğunu söylemişsiniz zaten. Becerebilirsem ben de kendi penceremden görünenleri yazacağım. Yazınızı önerdim. Sevgi ve selamlar...

Yıldız... 
 28.08.2010 23:29
Cevap :
Teşekkürler. Okuyorum sizi. Pencereniz bol ışıklı... Bence yazmalısınız bir an önce. Sevgi ve selamlarımla...  29.08.2010 1:44
 

Can sevgideğerim; yorumumu yayınlayıp yayınlamamakta takınacağın tavra her zaman saygı duyacağım...Ben sadece yazdığın bu yazıya aynen katıldığımı bildirmek istemiştim...Ve tüm yaşam değerlerim noktasında hep bir yalnızlık duygusu hissettiğimi biliyorum...Sonsuz sevgi saygı ve dostluğumla sevgideğer yol arkadaşı...

CAFER DEMİRTAŞ 
 28.08.2010 20:21
Cevap :
Merhaba, yazılarıma gelen yorumları yayımlamamak gibi bir tavrım yoktur. Ayrıca şimdiye dek senden gelen yorumların hepsini yayımladım. Bir yıldır, sayfamda yorumlarının çıkmamasının nedeni çok basit! Unuttun mu? Sen yorum yazmadın. Yaşam değerleri noktasında yalnızlık duygusu hissedenler giderek çoğalmakta. Çünkü sistemin ideologları, sımsıkı sarıldıkları ipin ucunu kaçırmak üzereler. Biz arabesk, evrensel müzik tartışmaları yaparken, onlar toplumu arabeskten de geriye götürüp, ramazan davulu yerine, sabaha karşı mehter takımının arkasına kalabalıkları katıp sokaklarda sahur yemekleri düzenliyorlar ve kendilerine benzemeyenlere saygısızlıkta sınır tanımıyorlar! Bunun adına da din diyorlar! Nerede şairler? Yalnızlık zamanı değil, şair! Esriklik zamanı değil! Doğmamış bebelerden önce, doğmuş bebelere aydınlık gerek! Işık gerek! Yazdığım yazı TOPLUMCU bir yazı! "Aynen" katılmadan önce bir kez daha düşün istersen. Düşün, şair! Kalemi güçlü olanlar iki değil, on kez düşünmeli! Selamlar.  30.08.2010 0:30
 

Aşağıdaki yazıyı Fazıl Say'ın yazdığı makaleden kopyaladım, yazının tamamını odatv'de
2007 Aralık'ında ilk kez AKP'ye karşı uyarıda bulunmuştum.
1-2008'de Nazım Oratoryosu Frankfurt Kitap Fuarı'nın açılışını yapacaktı. İptal oldu.
2-2010'da İstanbul Senfonisi İstanbul 2010 Kültür Başkenti olması kapsamında adandığı kent İstanbul'da çalınacaktı. Reddedildi. Bunun yanında başvurumdaki diğer tüm konserler de reddedildi.
3-Nazım Oratoryosu ile ilgili Türkiye'deki tüm turne isteklerim reddedildi.
4-Basketbol Federasyonu benim projemi istedi. Reddedildi. Yerine Sezen Aksu (ve Müslüm Baba) geldi.
Bütün bunlar 2 yıl içinde.
Ne mutlu AKP'liyim diyene" ülkesidir. Benimse hiçbir sorunum yok, bütün dünyada yılda verdiğim 120 konser ve her yıl bestelediğim 3-4 eser siparişi ile. Hakikaten yok.Bize yazık.Aydınlık gelecekleri göremiyor ve göremeyecek olmamıza yazık.

Sanatçı olmak ile yandaş olmak arasında bertaraf edilemeyecekleri ince bir çizgi vardır Zelin. Syg.

Hakan Şahin 
 27.08.2010 12:27
Cevap :
Günler, günler sonra sana yeniden merhaba diyebilmek ne güzel! Dur bir fıkra anlatayım. Derse ilgisiz çocuğa Kartaca Savaşını sorar öğretmen. Çocuk "Valla ben yapmadım hocam" der. Öğretmenden bunu dinleyen meslektaşı "Öğrenci milleti değil mi, yapar yapar inkar ederler!"diye yakınır. Konu müdürün kulağına kadar gider. Müdür çağırır öğretmeni, ilgileneceğini söyler bu konuyla; üç ay sonra da onu odasına çağırıp bir sarı zarf uzatır. Zarf MEB'den gelmektedir ve içinde şunlar yazılıdır: "ÖDENEK OLMADIĞINDAN KARTACA SAVAŞLARI YAPILAMAMAKTADIR, BİLGİNİZE."
Bu fıkra 30 yıldır anlatılır, hala yapılamadı şu Kartaca savaşı! Hakan, hele şu Kartaca Savaşı için bir ödenek bulunsun... sıradaki benzer konular da bir halledilsin, sevgideğer Fazıl Say'ın projeleri için de ödenek arayışlarına başlanacaktır. O ince çizgi var ya Hakan, o bir ışık huzmesi; ve bilirsin bazıları ışığa bakamaz. Sevgilerim ve dost selamlarımla.  28.08.2010 1:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 133
Toplam yorum
: 798
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1022
Kayıt tarihi
: 04.07.08
 
 

Yaşam, sorulardan ve yanıtlardan oluşmuş. Her soru, aynı zamanda kendinin yanıtı... Çift yumurta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster