Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ocak '12

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
123
 

F.Bahçe yönetiminin ülkeye ağır ihaneti

Fransa Başbakanı'nın geçtiğimiz ay seçim yatırımı adına Ermenilerin istediği bir kararı çıkarmak için parlamentoya önerge vermesi Türkiye'de büyük bir hezeyana neden olmuştu. Hatta Başbakan Erdoğan bu konuda her alanda yaptırımların uygulanmasının söz konusu olduğunu belirtmiş ve parlamentodan bu yönde bir karar tasarısı çıktığı andan itibaren bu yaptırımları uygulayacaklarını ifade etmişti.

Fransız Parlamentosu bin bir türlü dalavere ile bu kararı çıkardı. Şimdi tüm Türkiye olarak Fransızlara nasıl yaptırım uygulayacağımızı düşünüyoruz. Fransız mallarını protesto etmek gibi birçok yönde alınan kararlar vatandaşlarımız tarafından büyük ihtimalle uygulanacak.

Tam da bu dönemde şike soruşturmasında 1 numaralı sanık konumundaki F.Bahçe'nin Fransa'dan Mussa Saw transferini yapması "Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu" sözünü akla getirdi. Resmi kayıtlara göre 10 milyon, bazı televizyonların ifadelerine göre 13 milyon Euro bonservis bedeliyle Saw'un F.Bahçe'ye transferi dışında 4 yıllık oyuncu maliyeti yaklaşık 46 milyon lirayı buluyor. Hepsi bir tarafa Saw transfer kontratına "F.Bahçe küme düşerse bedelsiz olarak serbest kalır" maddesini de koydurmuş.

Yani eğer F.Bahçe küme düşerse bu oyuncunun bonservisine verilen para uçup gidecek. Hem de nereye? Ermenilerin ve Fransızların ceplerine!.. Bırakın küme düşmesini, F.Bahçe küme düşmese dahi Fransa'ya uygulanan yaptırımların düşünülmemesi F.Bahçe'nin bu ülkenin çıkarlarını umursamadığının göstergesi değil midir?

Üstelik de spor basını olaya sadece sansasyonel bir transfer edasında yaklaşarak Türkiye'ye daha büyük bir darbe vuruyor. Bir allahın kulu spor yazarı da çıkıp "Ya kardeşim, biz ülke olarak Fransa'ya ambargo uygulamıyor muyuz? Bu transfer neyin nesi?" demiyor.

F.Bahçe, yüzlerce sayfalık iddianamede şike yapmakla suçlanıyor. Mahkeme bunun kararını verecek elbette. Bırakın mahkemenin kararını, bu iddia bile böylesine büyük bir camia için yüz karasıdır. Türk futboluna ihanettir. Kaldı ki Aziz Yıldırım'ın "Maçların sahada kazanıldığını sanırdım, yanılmışım. Meğer maçlar saha dışında kazanılıyormuş. Bundan sonra biz de ona göre hareket edeceğiz" söylemi bundan yıllar önce gündeme gelmedi mi? Sırf bu sözler bile F.Bahçe'nin o dönemlerde şikeye meyilli olduğunu göstermiyor mu? Bunun da ötesinde daha dün gazetelere Aziz Yıldırım'ın G.Saray'ın şampiyonluğunda şike olduğu düşüncesiyle Platini'ye Türkiye seyahati sırasında bazı dosyalar verdiği ve G.Saray'ın şampiyonluğunun alınmasını ve küme düşürülmesini istediği yazmadı mı?

Gün gelir devran döner. Sizin yaptıklarınız size döner. Bir Türk takımının diğer bir Türk takımını, Türk yetkili mercilerine değil de UEFA'nın Fransız başkanına şikayet etmesi hem Türk futboluna ihanettir hem de büyük bir ayıptır. Şimdi bu ayıpla F.Bahçe yönetimi uğraşıyor, kahrını da F.Bahçe taraftarı çekiyor.

Şike nedeniyle küme düşmesi olası bir takımın yurtdışından 10-13 milyon Euro'ya transfer yapması sizce mantıklı mı? Kaldı ki eğer o oyuncu F.Bahçe küme düşüp serbest kalacaksa akla hemen şu soru geliyor:

"F.Bahçe bu transferi yaptığına göre küme düşmeyeceğini biliyor. F.Bahçe kime güveniyor?"

TFF'ye güvenmediği kesin. F.Bahçeliliği ile bilinen bir başkana "istifa et, defol git" diyecek kadar ileri gittiklerine göre umutlarını TFF ve yönetiminden kesmişler. Belki de desteğini aldıkları ve şie yapmakla suçlanan diğer 7 takım yöneticileri ile birlikte yeni ve kukla bir yönetim oluşturup ligde kalmayı hedefliyorlar. Bence bu daha ağır basan bir ihtimal.

Mahkemelere güvendiklerini düşünürsek; zaten yüzlerce sayfalık iddianame doğrultusunda bu soruşturma açılmadı mı? Mahkeme delilleri içinde ses kayıtları, kamera görüntüleri yok mu? Bunlar eğer kanıt olarak kabul edilebiliyorsa - ki UEFA bu kanıtlar doğrultusunda F.Bahçe'yi Avrupa kupalarından men etti- o zaman küme düşmeleri kesin gibi... Eee o zaman F.Bahçe kime güveniyor?

F.Bahçe'nin güvendiği kanal neresi olursa olsun, ligden düşse de düşmese de yıllardır F.Bahçe Cumhuriyeti söylemi altında diğer takımlara yapılan hakaretler unutulamaz. Türkiye Cumhuriyeti'nin olduğu bir yerde kendilerini ayrı bir cumhuriyet gibi gösterenler bence affedilmemeli. Burası Patagonya değil.

F.Bahçe yönetiminin sırf şampiyonluk uğruna izledikleri politika bu ülkeye büyük bir ihanettir. Bu ihanete ortak olan spor yazarları ve medya organları da en az F.Bahçe yöneticileri kadar bu suça ortaktır. Ne yazık ki ülkemizde hatırı sayılır sayıdaki spor yazarları olaylara tarafsız gözle değil tuttukları takımın renklerini taşıyan gözlüklerle bakıyorlar. Buna belki fanatizm belki nemalanma neden oluyor. Ancak sonuçta bu tutum, ülkede "F.Bahçe ve diğerleri" algısının oluşmasına neden olmadı mı? Bunun adı bölücülük değil mi? Atatürk'ün "Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim" sözü anlam taşımıyor mu?

Türk futbolunun artık temizlenme zamanı gelmiştir. Şikeye adı karışan tüm takımların yöneticileri derhal ellerini eteklerini Türk futbolunun üzerinden çekmelidirler. Son 5-6 yıldır Türk futbolunun Avrupa'da esamesi bile okunmuyor. 3. sınıf futbol ülkesi haline geldik. Tek neden bazı takımların şampiyonluk ve bunun neticesinde elde edecekleri milyonlar uğruna ülke futboluna ihanet etmesidir. 

Mahkemeler F.Bahçe yöneticilerinin yaptıkları nedeniyle F.Bahçe Kulübü'nü aklasa da aklamasa da, tarih bunca ihaneti yapanları affetmeyecektir. Çok değil bundan 3-5 yıl sonra bugün kahraman olduğu düşünülenler kendi taraftarlarınca da hain ilan edileceklerdir. Bu sadece zaman meselesi...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 74
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 2746
Kayıt tarihi
: 09.04.07
 
 

On yıldan fazla süredir reklam ve halkla ilişkiler sektörü ile internet ortamında medya sektöründe h..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster