Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ocak '17

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
458
 

FED Yellen'irse Türkiye ne yapar?

FED Yellen'irse Türkiye ne yapar?
 

TEHLİKE YAKLAŞIYOR


Son günlerde sıkça duyduğumuz ve bundan sonra da duymaya devam edeceğimiz ‘’Geç Likidite Penceresi (Late Liquidity Window Facility)’’ yani nakit sıkıntısı yaşayan bankaların limitsiz olarak kullanabildiği, gün sonunda saat 16 ile 17 arasında başvurabileceği son makamdır. Gecelik ve geçici nitelikte olup, işlemlerini kapatmakta zorlanan bankalara yüksek faizli fon sağlamaktadır. Benzetme olarak bankaların KMH’ ı gibi de düşünülebilir. Bugünlerde faiz oranı ise %10’dur. Peki Merkez Bankası neden bankaları buna yönlendirir? Çünkü TL likiditesini kısıp bir yandan da döviz likiditesini artırarak kurun yükselmesini durdurup, kontrol altına almak için. Bu durum kanunen şahin gibi bağımsız olması gereken ancak gerçekte Sayın Cumhurbaşkanımızdan korkusundan doğan görünümlü bir şahin durumuna gelen T.C. Merkez Bankamızın direkt faizleri artıramadığı için örtülü bir faiz artışı gibi de düşünülebilir.
 
Bakmayın siz Türkiye’de bankaların güçlü olduğuna ve sermaye yeterlik rasyolarının iyi olduğuna dair yapılan açıklamalara. Bütün dünyada faizler yükseliş trendine girdi ve bankaların yurt dışından aldıkları borçların maliyetleri artmaya devam ediyor. Yurt içinde de ağır siyasi baskı yüzünden artan maliyetlerini faizleri artırarak fiyatlarına yansıtmakta zorlanıyorlar. Birde bunun üstüne NPL (Non-Performing Loan) yani batık kredilerden dolayı üzerlerine binen ve 2017 boyunca artacak olan yükün ağırlığını taşımanın bedeli ağır olacak. Borsada Türk bankaları tarihi ucuz değerlerinde işlem görmekte iken siz bu durumda gönül rahatlığıyla hisse senedi alırmıydınız?  
 
Siyasi baskı yüzünden Merkez Bankamızın faiz oranları ile piyasadaki faiz oranları arasındaki makas arttığında Merkez Bankamızdan ucuz faizle borçlananlar Rusya ve Brezilya gibi ülkelere gidip ‘’Carry Trade’’ e koşuyorlar. Buna sebep olan biziz ama sonra tribünlere oynayıp dış odaklar Türkiye üzerine oyunlar oynuyor diyerek zaten oldum olası komplo teorilerine aşık olan sokaktaki insanlar kolayca kandırılıyor.
 
Bakın bu yapılanlarla zaten piyasada olan nakit sıkışıklığı daha da artmış oldu. Hatta bence vergi ve prim borcu yapılandırması da nakit sıkışıklığının tuzu biberi oldu. Yurt dışındaki konjönktürde Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler lehine olağanüstü bir değişim olmadıkça korkudan kimsenin söylemeye dilinin varmadığı ekonomik krizin ayak sesleri 2017 de çok daha yakından duyulacak.                             
 
Şu an ülkemiz başkanlık ve rejim değişikliği tartışmalarına odaklanmışken, bir yanda terör diğer yanda Suriye Savaşı devam ederken yaklaşan ekonomik krize kimsenin aldırdığı yok. 2001 ekonomik krizi sonrası iktidara gelen Ak Parti hiç ummadığı bir anda yine bir ekonomik kriz sonrası kendisi iktidardan düşebilir. Tabi burada olan tıpkı eski krizlerde olduğu gibi yine halka olabilir.
 
Gelelim FED olayına. Burada herkes FED’in 2017 yılında faizleri 3 defa artırmasına odaklanmış durumda. Gelişmekte olan ülkelerin USD’na karşı değer kayıpları sıralamasında Türkiye Meksika’dan bile kötü durumda. Ancak bence buzdağının bir de görünmeyen yüzü var. O da FED’in bilançosunu küçültmeye başlayacağını açıklamasıdır. Nitekim Dallas FED Başkanı Robert Kaplan Dallas’ta düzenlenen bir etkinlikte artık bunu konuşmanın vaktinin geldiğini düşündüğünü açıkça ifade etti.
 
FED’in bilançosu QE başlamadan önce yaklaşık 2 trilyon USD idi. QE bittiğinde ise bu rakam 4.5 trilyon USD’a ulaşmıştı. FED’in bilançosunu küçültmesi de bir nevi parasal sıkılaştırma anlamına geleceğinden Amerikan borsalarının bundan etkilenmemesi zor gözüküyor. Halen Amerikan borsaları Trump’ın 1 trilyon USD civarında ülkedeki altyapı yatırımlarının yenilenmesi amacıyla yapacağı harcamanın ülkenin büyümesini daha da canlandıracağı düşüncesiyle tarihi zirvelere ulaşmış durumda.
 
Tahminimce borsalardaki büyük oyuncular ellerindeki malları rahatça boşaltabilmeleri için dünya borsalarında son bir yukarı hareketi muhtemelen önümüzdeki aylarda deneyecekler. Amaçlarına ulaştıktan sonra FED’in bilançosunu küçültmesi başlayınca bizimki de dahil dünya borsaları büyük düşüşe başlayacaklar. Muhtemelen 2018 de olabilir.
 
İşte o zaman Merkez Bankamızın faizleri artırmada elinin titrediği bugünlerde 4 olur mu diye düşündüğümüz USD/TL kurunun daha da yükselerek 5 olur mu diye uykularımızı kaçırdığı geceleri yaşayabiliriz. USD kurundaki böyle bir güçlenme USD/Euro paritesini de 1’in altına 0.85’lere kadar indirmesi kimseyi şaşırtmaz. Böyle bir güçlenmenin sadece bizim değil Amerika'nın ihracatına olumsuz etki yapması dolayısıyla Başkan Trump’ın da uykusunu kaçıracağı kesin.
 
Netice itibarı ile faiz artışından daha çok bilançosunu küçültmeye başlayan FED Yellen’irse siyasi baskı altında eli kolu bağlı olan gelişmekte olan diğer ülke merkez bankalarının ne yapacağı malumunuzdur.
 
Sevgi ve Saygılarımla,
 
 
 
Mehmet Ulusal SAĞ
 
izmirli doksanyedi bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, Son derece anlaşılır ve bilgilendirici bir yazı. Teşekkür ederim. Ne yazık ki ülkede bu gerçeği çok iyi bilen yönetim, kimsenin işin farkına varmaması için gerçek bilgilendirme yapmıyor. Çok büyük bir kesim de "ne oluyor" bilmek istemiyor. Bu yazınız umarım bir çoğuna ışık tutar. İzninizle öneriyorum. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 22.01.2017 11:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 25
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1860
Kayıt tarihi
: 05.10.16
 
 

1971 Ankara doğumludur. Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nden 1995 yılında mezun olduktan sonra ayn..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster