Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Nisan '15

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
413
 

Fedakarlık dozunda gösterilmesi gereken bir davranıştır.

Fedakarlık dozunda gösterilmesi gereken bir davranıştır.
 

Fedakârlığı, ikili ilişkilerimizde karşı taraftan bizim için yapmasını istediğimiz bir davranışa dair bizde oluşan bir beklenti olarak tanımlamamız çok da yanlış olmaz. Fedakârlıkta bulunan taraf, bazı durumlarda kendi çıkarlarını göz ardı eder bazı durumlarda da kendi zararına olacak davranışları sadece karşı tarafın iyiliği ve mutluluğu için yapmaktadır. Bizler toplum olarak bazı kişilerin fedakârlık yapması gerektiği yargısına sahibizdir. Örneğin anne ve babalar, çocukları için fedakârlık yapmalıdır, evliliklerde eşler birbirleri için fedakârlık yapmaktan kaçınmamalıdır, kardeşler, arkadaşlar vs.

Hatta bahsettiğimiz bu kişiler fedakârlıkta bulunmazsa onları kınayabiliriz. Bir anne çocuğu için her türlü fedakârlığı yapmalıdır. Bireyler olarak hâlihazırda böyle bir beklenti içinde yaşarız. Ve beklenti haksız bir beklenti değildir. Çünkü bir anne bir bebeği dünyaya getirene kadar ki süreçte ve dünyaya gelmesinden sonra ki süreçte kendinden birçok fedakârlığı bebeği için yapması gerekir. Örneğin geceleri uykusunu bölüp ve belki de bazı geceler hiç uyumaması ciddi bir fedakârlıktır.

Bu gibi durumlarda şartların gereği olarak fedakârlık kaçınılmazdır ve elden geldiğince yapılması gerekir. Çünkü ortada muhtaçlık durumu vardır. Ama kimi zaman sevdiğimiz insanlar kırılmasınlar diye kim zaman sadece onları kaybetme korkumuzdan kendimizi maddi(fiziksel)-manevi zorlamak pahasına fedakârlıklarda bulunuruz. Ve bunu aynı kişi için defalarca yaparız. Karşılıklı olarak kişiler bu durumdan sıkıntı duymuyorlarsa diyecek bir şey yok. Çünkü genelde fedakârlık birebir kıstas alınarak olmasa da karşılıklı gerçekleşen bir şeydir. Ama ne zaman ki taraflardan biri diğerinden, bunu bir görev gibi yapmasını bekler ve ister. İşte o zaman bunu yapmak zorunda kalan kişi için altında ezildiği bir yük halini alır. Üzerine karşısındaki kişi yapılan fedakârlıkları görmezden gelmeye ve çok olağan, yapılması gereken bir şeymiş gibi algılayıp, algılatmaya başladığında fedakârlık yapan taraf için gerçek bir sıkıntı başlamış demektir.

Tek taraflı giden fedakârlıkların sonunda ve fedakârlığın boyutu büyük olduğunda zaman için yaptıklarının karşılığını göremeyen kişi için hayal kırıklıkları başlar. Yaşanılan hayal kırıklığının boyutu yapılan fedakârlıkla eş değer olarak gerçekleşir.

Yaşanılan hayal kırıklıklarının boyutu da yaşanılması muhtemel olan depresyonun derecesini belirler. Büyük fedakârlıkların ardından kişi şayet hayal kırıklığı yaşıyorsa derin bir depresyon yaşaması da çok muhtemeldir. Bu sebeple fedakârlık yapmak dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Kime, ne kadar fedakârlık yapmamız gerektiğini daha sonra yaşanabilecek muhtemel psikolojik rahatsızlıklar için çok iyi düşünülmesi gereken bir durumdur.

Tabi ki hayatta her şeyi birebir karşılık bekleyerek yapmayacağız bazen sadece iyilik olsun diye yapacağımız fedakârlıklarda olacak. Yalnız bu sürekli hale getirildiğinde kimi zaman üstesinden zor gelinen depresyona sebep olabilir.

BU YÜZDEN FEDAKÂRLIK YAPACAĞIMIZ KİŞİLERİ VE YAPACAĞIMIZ FEDEKARLIĞIN DOZUNU İYİ SEÇMELİYİZ…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 235
Kayıt tarihi
: 30.03.15
 
 

2007 İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü Mezunuyum. Şu anda da Okan Üniversitesi Klinik Psikol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster