Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Aralık '17

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
191
 

Felakete Hep Beraber Sürükleniyoruz Haberiniz Olsun!

Felakete Hep Beraber Sürükleniyoruz Haberiniz Olsun!
 

Felakete hep beraber sürükleniyoruz haberiniz olsun!


Geçen gün İzmir Ödemiş Kaymakçı çok programlı Lisesi Müdürünün iki öğrencisi tarafından tüfekle öldürülme hadisesini büyük bir şaşkınlık, üzüntü ve esefle izledim.

Aman Allah’ım bir lise öğrencisi bunu nasıl yapabilir di?

Nasıl bir öğrenci kitlesi yetiştiriyoruz?

İstikbalimiz ne olacak?

Nereye gidiyoruz?

Neden önlemler almıyor, çareler bulmuyoruz?

Gibi iç âlemimde sorular çoğaldıkça çoğaldı. Bunların cevapları ne idi? Ve çözüm yolları ne olmalı diye kendi kendime düşünmeye başladım.

Akşam 6’dan sonraki haberleri açtığımızda millet olarak bir cinnet geçiriyoruz hissi hepimizin âleminde oluşuyor. Her ilden vahşice işlenmiş cinayetler normal olaymış gibi bizlere reyting uğruna servis ediliyor.

Oysa dünyanın çok ülkesini gezdim ve haberlerini izledim. Hiçbir yerde böyle kan ve vahşice işlenmiş cinayetler gibi olayları haberlerde vermiyorlar. Verseler bile detaylara inmiyorlar. Ya böyle olayları gerçekten yok ki buna inanmıyorum, ya da “reklam olmasın düsturu” ile böyle haberleri gündemlerine çok taşımıyorlar ki bu daha mantıklı...

Ülkemizde ise vay halimize. Nerede bir kan ya da bir vahşet var. Kameralar orada…

Önemli olan reyting. Gelsin reklamlar pardon paralar…

Kimin umurunda ülkemizin geleceği…

Yarınlarımızın ne olacağı?

Çocuklarımız ile bu haberleri izlediğimiz zaman bakıyorum. Artık onlarda hiç önemsemiyorlar ya da bu tip haberler sıradanmış gibi geliyor. Ülkemizin geleceği hakkında endişe duymuyorlar, hatta bırakın ülkeyi kendi geleceklerini bile düşünmüyorlar. Yorum yapmıyorlar, çözüm üretmiyorlar, ruhsuz bir hale bürünmüşler sanki…

Adeta o günü yaşıyorlar.

Bir vurdumduymazlık almış başını gitmiş.

Bilgisayar ve cep telefonuna hapsolmuş çocuklarımız.

Cep telefonunun bozulması olayı; dünyadaki herhangi bir ülkede savaş çıkması ya da açlıktan bir çocuğun ölmesinden daha vahim bir hale gelmiş onlar için.

Anne ve babalar ise çaresiz…

Çocuğumuzun her dediğini yaparak sanki daha iyi yetiştiriyoruz düşüncesine kapılmışız. Sularını bile yataklarına getirmişiz, yemek yemekte nazlanan çocuğumuza ayakta koşarken ya da bilgisayar başında iken bir şeyler ağzına vermeye çalışmışız Afrika’daki bir çocuğun açlıktan ölmesini TV programlarında izlerken. Biz çocuğumuz için endişelenirken çocuğumuz ise bizi düşünmez olmuş, bırakın bizi kendi sağlığını ya da istikbalini de düşünmeyen liyakatsiz bir gençlik yetişiyor olmuş.

Bu yazdıklarımı okuyan herkes eminim kendinden bir şeyler bulacaktır.

İlköğretim ve Ortaöğretimde eğitim ve öğretim sadece üniversite sınavını kazanmayı hedef gösteren bir sisteme dönüşmüş ne yazık ki. Hayata hazırlamayı unutmuşuz…

Milli ve manevi duygularımız ikinci plana itilmiş.

Soyut şeyler öğretilmiş, somutlaşmalar unutulmuş. Bir öğrenci fen laboratuvarların da deneylerini yapmadan sadece test çözdürülerek Fen Bilgisini öğretiyor sanmışız.  Bir çivi bile çakamayan çocuklarımız olmuş. Ya da tek başlarına alışverişe gidemeyen, hatta bir ekmek bile alamayan, yumurta kıramayan...

Ellerine bez alıp kendi masasını bile temizlemekten acizler. Ya bilmiyorlar ya da yapmak istemiyorlar. Nasıl bir hayata hazırlıyoruz anlamıyorum, endişeleniyorum…

Kız çocuklarımız bir nebze daha iyi, annelerine evde yardım ederek hayata bir adım daha önde hazırlanabiliyorlar.

Günlük siyasi çekişmeler ile günümüzü ve kendimizi yok ederek çocuklarımızın geleceğini bizde düşünemez olmuşuz. Aklımız geveze kalbimiz sevgisiz olmuş.

Yeme, giyinme ve içmelerini tedarik ederek görevimizi yeterince yaptığımızı sanmışız. Oysa yarınlarımız elimizden akıp gidiyor farkında bile değiliz.

“Yetişen yeni nesil ülkemize nasıl sahip çıkacak?” diye düşünmeden edemiyorum. “Elimizde kılıçlar ile Ertuğrul filmini izlemek” güzel bir duygu ama çözüm değil, bunu biliyorum.

Sosyal medyada paylaşımlarımızı yaşadığımız zaman yani kendimizi düzelttiğimiz zaman çocuklarımızda düzelecektir buna inanıyorum.

Ülke olarak normalleşelim artık. Herkes sadece kendi görevini yapsın, başkasının görevine de karışmasın. Çocuklarımız bizleri örnek alıyor…

Yoksa felakete hep beraber sürükleniyoruz haberiniz olsun…

 

 

Matilla, Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Evet, "felakete hep beraber sürükleniyoruz" burası muhakkak. Ama sizinde kendinizi sorgulamanız gerekmez mi? Bakın bir bilim adamısınız, çok değerli yazılar yazıyorsunuz ve 5 senedir MB da yazıyor olmanıza rağmen ortalama okunma sayınız an itibarıyla 119 yani kendiniz yazıyor kendiniz okuyorsunuz. Okunma sayınızı yükseltmeniz gerekir ki yazılarınız daha çok okunsun. Gördüğüm kadarıyla diğer yazarları hiç okumuyor ve yorum yapmıyorsunuz. Tek başınıza Don Kişotluk yaparak "felakete" karşı savaşamazsınız. Ben sizi yeni keşfettim ve diğer yazılarınızı da fırsat buldukça okumaya çalışırım ama bir zahmet sizde tanınırlığınızı geliştirmek adına bir şeyler yapın ki bilgi birikiminiz ve fikirleriniz insanlara ulaşabilsin. Kusura bakmayın akıl verir gibi oldu ama ben samimiyim ve düz mantıkla düşünür ve de yazarım. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 26.02.2018 14:19
Cevap :
bu konuda ne yapmam gerektiği konusunda bilgi verirseniz cidden çok sevinirim  26.02.2018 17:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 208
Toplam yorum
: 63
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 204
Kayıt tarihi
: 12.12.13
 
 

Prof. Dr. Hamdi Temel, 1966 yılında Sorgun'da doğdu, İlk ve orta öğretimini Sorgun'da tamamladı v..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster