Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ekim '17

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
357
 

Felsefe, Din Ve Bilim

Felsefe, Din Ve Bilim
 

Yaşadığımız dünyanın özeti budur: Felsefe, metafizik ve aklı tarihten silmeye çalışan dindarlar ve bilim adamları, bilim ve dini ortadan kaldırdılar.


Gündelik hayatta işlerimizi gördüğümüz bir bilincimiz vardır. Bu bilincimizle felsefi anlamda düşündüğümüzü iddia edemeyiz. Gündelik işlerimizi görmek için yaptığımız düşünme, felsefenin düşünmenin anladığının yanına basit kalır. Gündelik işlerimizi hallettiğimiz düşünceyi sağlayan bilince, uzun bir tanımlama çabasına girmeden, Hegel’in dediği gibi, doğal bilinç diyelim.

Bu düşünce ya da bilinç, gündelik işlerimizin üzerine de yükselebilir. Mesela dinin ilkelerini anlayabilir ve bilim yapabilir. Bir dindar, hiçbir zaman inandığı dinde yani kendisine sunulan dinin verildiği halinde bir tutarsızlık görmez. Doğal bilinç, aklını dinin ya da inancın  ilkelerine göre şekillendirir. Benzer şekilde, bir bilim adamı, kendisine sunulan kavramların kökenini sorgulamaz, mesela bir matematikçi sayının ne olduğunu, düşünsel mekanını vs. sorgulamaz, ama bunlarla hiç çekinmeden işlemlerini yürütür. Bilim adamı ya da dindar kendisine verili olanı sorguladığı anda, artık başka bir düzleme geçer.

Bilim-ci ve din-cilerin modern zamanlarda yoğunlaşan tartışmaları, aynı düzlemde yer  almalarından kaynaklanıyor. Doğal bilinç, yani gündelik hayattaki ruh halini belirleyen bilinç kim tarafından belirlenecektir, bilim mi din mi? Aynı bilinç-düzeyinde konuşan ve var-olan bu ikilinin rakip olması anlaşılırdır.

Din ve bilimin bu durumuna karşı felsefe, doğal bilinçle iş görmez. Felsefe, bir şeyin düşünülmesinden çok, onun nasıl düşünüldüğü üzerine bir düşünmedir. Doğal bilinç, kendisini kendine konu edinemez. Doğal bilinç, bu yazıda yapıldığı gibi, felsefenin konusudur. Bir konu olarak, doğal bilinçte bir konunun nasıl ele alındığı, düşünüldüğü felsefi bir düşüncedir. Doğal bilinç, kendi üzerine düşünmez. Verili malzeme onun sınırını oluşturur.

Düşünmenin kendisi felsefenin konusudur. Doğal bilincin ıskaladığı çelişkiler felsefede gün yüzüne çıkar. Fizikçi, ölçtüğü zamanın ötesinde, insanın zamanı nasıl kavrayabildiğini ve aklın ilkeleri ile tutarlı olarak bir zaman anlayışına sahip olup olmadığımızı sorgulamaz. Bugün birçok fizikçi haddini aşarak deney ile elde ettiği sonuçları, kavramın kökeni ve kendisi olarak görmekte ve göstermekte. Bu yanılgı başka bir yazının konusudur. Benzer bir yanılgıyı dindarlar da yapıyor. Dinin doğal bilinç düzeyinde ele aldığı konuları aklın sınırı olarak dayatmaya çalışan dindarlar, deneyle felsefe yapmaya çalışan fizikçiler gibi benzer bir açmazdalar.  Doğal bilinç, felsefenin kesinliğinde konuştuğunda mecburen çelişkiye düşer.

Tüm bu çelişkilerin felsefede halledilmesi ne dinin ne de bilimin hazmedebildiği bir konudur. Filozofun tutarlı düşünceleri, din ve bilimin düşünce tarzına uymaz. Bir matematikçiye, sayı kavramının rasyonel olarak imkanı ortaya konulmadıkça, matematikten el çekmesi gerektiği söylenirse; yani “başarı” ve “fayda” elde ettiği konularda, kendisine çelişki olduğu gösterilince, filozofa “başarı” ve “fayda” ile tatmin olduklarını söyleyecektir. Bir dindara dua etmesiyle ezelde takdir edilen kaderinin değişmeyeceğini, değişirse Tanrının bilgisinin ve takdirinin değişmesi gerektiği ve çelişki ortaya çıktığı söylenecek olursa, duanın kendisine psikolojik olarak “faydalı” olduğunu söyleyecektir.                    

Bilim çelişkiyle boğuştuğu bu açmazın çözümünü aklı reddederek buldu: Aklın varlık ve kavram özdeşliği gibi ilkelerini dilsel meseleler olarak nitelendirdi. Düşünmeyi, deneye ve hesaba indirgedi. Din, akıl ve felsefeden farklı bir şekilde kurtuldu: akıl-ötesi ile… Aklın vardığı sınır bizi henüz hakikate ulaştıramazdı, hakikat buranın ötesindeydi. Bilim, aklın berisinde kalmayı; din ise ötesine geçmeyi önerdi. Felsefe ve akıl, sadece bir çizgi olarak araya konuldu. Bilim ve din arasında  rekabet ve çekişme görmeyenler için yeni bir formül oluştu: Aklın berisinde (deneyle) elde edilenin mutlak olmayan niteliği ile aklın ötesinde (sezgiyle) elde edilenin mutlak niteliği bir arada yaşayabildi. Bilim ve din arasında çekişme görsün, uyuşma görsün, fark etmez; bu her iki düşünce felsefi değildir.

***

Akıl, hem bilime hem de dine temeldir. Aklı olmayan biri bilim yapamayacağı gibi dinen de mükellef değildir. Peki nasıl oluyor da bu temel, bilim-cilerce veya din-cilerce reddedilebiliyor? Aklın ötesi ya da berisi anlamlı yerler midir? Aklın bir yere kadar geçerli, bir yerden sonra geçersiz olduğu; kim tarafından hangi hakla belirlenebiliyor?

Mesela Tanrı, akla uymayan işler yapacağına dair bir “vahiy” göndermiş midir? Akla uygun davranmayan Mutlak kudret sahibi olarak Tanrı, istediğine istediği gibi davranabilecekken- neden insanlara din göndersin? İyilik yapanı cezalandırmak ya da kötülük yapanı ödüllendirmek gibi bir tercihte bulunabilen Tanrı, akıl sahibi varlıkları neden imtihan etsin? Akıl sahibi varlıkları muhatap alıp, onları mükellef tutan Tanrı ile insan ilişkileri makul-olmayan zeminlerde kurulabilir mi? Doğal bilinç için bu sorular tutarsızlık ve çelişki oluşturmaz.

Sadece olguları ve genellemeleri esas alan bilim-ciler için de durum farklı değildir. Onların din-cilerle savaşı, boşinanca karşı akıl müdafaası olarak sunulur. Oysa boşinanca karşı sadece deneyi savunurlar. Empirik malzeme, görünmeyen her şeye karşı üstündür; boşinancı bırakın akla karşı bile üstündür.  Elle tutulur, gözle görüler şeyler, aklın çıkarımlarından daha önemlidir. Kavram, mantık ve akıl; deney ve duyum karşısında hiçe indirgenir. Tıpkı dindarın tavrında olduğu gibi makul zemin ortadan kalkar.

Dindarın tavrında din, bilim adamının bu mantıksız ve kavramsız tarzında bilim ortadan kalkar. Bugün din ve bilim yerlerini saçmalıklara terk etti. Aklın olmadığı yerde her şey mümkündür çünkü: Putperestlik, dindarlık; boşinançlar bilimsellik olabilir mesela.

***

Yaşadığımız dünyanın özeti budur: Felsefe, metafizik ve aklı tarihten silmeye çalışan dindarlar ve bilim adamları, bilim ve dini ortadan kaldırdılar.

                                                                               

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 60
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 315
Kayıt tarihi
: 07.09.16
 
 

SBF-Mülkiye mezunu, TCDD'de Memur. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster