Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Nisan '20

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
50
 

Felsefe İle Terapi…

Felsefe İle Terapi…

Çağımızın yeni yeni gelişmekte olan ve kimi felsefecilerin sarılmak istediği 21. Yüzyıl kavramı; “Felsefi Terapi” aslına bakacak olursak, felsefenin ilişki içinde olduğu tüm bilim dallarına katkısı kuşkusuzdur. Fakat en çok katkı sağladığı ve kardeş alan diye nitelendirebileceğimiz üç bilim dalı, mantık sosyoloji ve psikolojidir. Felsefeyi bir ağacın kökleri gibi düşünecek olursak bu üç kardeş alan, ağacın dalları ve o dallardan bizlere kadar ulaşan meyveleridir desek yanılmış olmayız… Bugün size yakın zamanlarda ortaya çıkan ve henüz herkesin kulağına gitmemiş olan, kökenleri binlerce yıl öncesine dayanan ancak isimlendirilişiyle henüz bebeklik çağını yaşamakta olan felsefeyle terapi sürecinden bahsetmek istiyorum…

 Fakat önce sizinle paylaşmak istediğim bir metin var…

“Çektiğim acıya bir ad taktım;
“Köpeğim” diyorum ona…
O da herhangi bir köpek gibi sadık,
sıkıcı, arsız … Oyalayıcı ve akıllı… 

Ah! En yüksek umutlarını kaybeden soylular tanıdım ben. Şimdi kara çalmaktalar tüm yüksek umutlarına. Artık küstahça yaşıyorlar, anlık hazlar içinde ve ertesi güne dair hedefleri yok neredeyse... "Ruh, şehvettir!" böyle derlerdi. Bu sırada kırıldı ruhların kanatları; şimdi yerlerde sürünüyor ruhları ve kirletiyor kemirdiği her şeyi... Bir zamanlar kahraman olmayı düşünüyorlardı. Şehvet düşkünüler şimdi. Kahraman, artık onlar için bir kasvet ve dehşet! Fakat sevgim ve umudumla sana yemin ederim: terk edip gitme ruhundaki kahramanı!
Kutlu tut en yüksek umutları!

/ (Nietzsche)

Felsefeyle Terapi kavram ve sürecini değerlendirmeden önce filozoflardan “iç yolculuklarını” içeren çokça metin üzerine düşünmek gerekiyor. Nietzsche de de fazlasıyla insanın içsel yolculuklarının örneğini bulabiliriz. Elbette sadece Nietzsche ile sınırlı kalacak bir şey değil, aklımıza gelebilecek her filozofun ve her felsefi öğretinin mutlak bir içsel yolculuk olduğunu da ifade etmek gerekiyor. Çünkü felsefe zaten insanı aramakta ve insan üzerinden düşünmektedir.

Bir metninde Nietzsche şöyle der:“ İnsanoğlu hayatta o kadar acı çeker ki, canlılar arasında yalnız o,gülmeyi icat etmek zorunda kalmıştır.”

Aslına bakacak olursanız felsefe ile terapi, insanın karanlıkta kaldığını hissettiği zamanlarda filozofların düşünce ve eserlerinden yola çıkarak, kendi içine doğru koşmasını ve onların etkisiyle o karanlığa ışık yakmasını ifade ediyor. Şöyle düşünelim, terapi dediğimiz şey zaten, en genel ve sözlük anlamıyla; “ iyileştirmek” demek değil midir? Öyleyse felsefe ile terapi dediğimiz şey, felsefenin iyileştirici tarafını ortaya çıkartarak insanın güçlü yanlarını keşfetmesini sağlayabilecek bir süreci ifade ediyor. Çağımızın en yaygın görülen ruhsal bulantılarının başında, geçmeyen yalnızlık hissi, boşluk hissi, kendini değersiz görme vb. ile seyreden depresyon süreci geliyor, hatta son yapılan bir çok araştırmalar neredeyse her üç kişiden birinin depresyon ile mücadele etmeye çalıştığını kaydediyor.

Tüm bu “karanlık” tablonun, bir de çok okumayan bir toplum ile birleştiğini düşündüğümüzde, durumun vehameti kendini hissettiriyor. İşte tam da bu sıkıntılı sürecin ortasında, canla başla aradığımız mutluluk aslında çok uzakta değil… Zira felsefe en gerçek mutluluğun yani hakikatın ne olabilirliği üzerine yüzlerce yıllık bir deneyimle bizi bekliyor.

Karanlık kuytularımıza ışık yakmasına izin verirsek eğer, felsefe ile iyileşmek mümkün olabilir. Öyle ki; farkında olmak bilincimizi sorgulamak ve mutluluğu arama sürecinde içsel yolculuk yapmak felsefenin temel bileşenlerindendir. Kabul etmek gerekir ki en temel anlamıyla dahi düşünecek olsak felsefe, yaşama sanatıdır. Keza düşünmeden, sorgulamadan ve aramadan yaşamak olmaz…

Felsefe ile Terapi böylece, felsefenin canlandırıcı aydınlatıcı ve iyileştirici yönünü açığa çıkartmaktan ve tarih boyunca üretilmiş felsefi öğretilerin de desteğiyle fakat her şeyden önce, felsefi bakış açısını kazanarak; farkındalığı yüksek, aydınlık ve kendini gerçekleştirebilmiş bireylerin oluşumunu destekleyecektir.

İçine fırlatıldığımız bu karanlık düzenin, hiç sönmeyecek kadar güçlü felsefe ışığı ile aydınlatılması; bizim elimizde…

Yeter ki, “iyi olmak” isteyelim… Tarihin tozlu sayfalarından düşünceli gülümseyişleriyle merhaba diyen filozoflarımız yolumuzu aydınlatacaklardır…

Sıla Paylar 

 

Filiz Alev bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İsabetli bir tespit, kutluyorum. Zira son 30 senedir söylediğim hep şudur, öyle ki özlü sözlerimden biri haline bile gelmiştir herhalde artık: Bünyedeki kimyasal arızalar hariç, bütün psikolojik rahatsızlıkların tek nedeni "bilmemektir". Siz de bunu anlatmışsınız zaten bu yazınızda. Nihayet benden başka bir insanın daha bunu keşfettiğine ve/ya anladığına nasıl mutlu oldum bilemezsiniz. Hele şükür dedim inanın. Selamlarımla...

Filiz Alev 
 24.04.2020 1:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 31
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 478
Kayıt tarihi
: 19.04.12
 
 

Psikoloji - Felsefe - Özel Eğitim - Rehberlik  " Tüm çocuklar gülsün diye, gökyüzünü Mavi'ye boya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster