Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Kasım '13

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
22213
 

Felsefe ve İnsan

Felsefe ve İnsan
 

Kendine/orijine dair fark ettiklerini akıl yolunu kullanarak process eden kişiden, isabetli çıktılar oluşur. ...............................


Sevgili Milliyet Blog Okurları,

Bu yazımda “Felsefe” ve “İnsan” konusunu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Felsefe bir diğer adı ile düşünbilim, insanın kendisini, varlığı sorgulaması yanında hakikat, doğruluk, akıl ve dil gibi temel kavramları da sorgular ve bu konular üzerinde akıl yürütüp, araştırmalar yapar.

Felsefenin insanla anlam kazanması, insanın temel biçimde kendini  sorgulaması, “kendini bilmek” istemesi ile başlar..

Yunus Emre’nin “ilim ilim bilmektir; ilim kendin bilmektir”dediği ve  eski tapınaklarda ve pek çok felsefecinin özellikle Cicero’nun toplumla paylaştığı çok ünlü bir motto olan “Kendini Bil-Know Yourself”  ile ifade ettiği üzere, kişinin kendi hakikatine dair fark edişleri ve bu fark edişler doğrultusunda kendindeki potansiyelini/deneyimleri kullanması çok önemlidir.

Kendine/orijine dair fark ettiklerini akıl yolunu kullanarak  process eden kişiden, isabetli çıktılar oluşur.

Unutulmamalı ki; Sağlıklı toplumlar, sağlıklı bireylerden oluşur.

Aktif bireyler de sorgulayan, araştıran beyinlerden meydana gelir.

Bu açıdan baktığımızda da, eski zamanlardan bu yana, bu sorgulayan ve neticesinde açığa çıkanları toplumla paylaşan ve toplumu fikirleri ile olumlu yönde şekillendiren nice değerli beyinler, düşünürler olmuştur.

İşte felsefe, özellikle kişinin ve sistemin hakikatine dair sorgulanan sorulardan ibaret olmayıp, bunların neticesi cevapları da içermektedir.

Bu cevaplar da kişiyi, beyinin çok önemli bir bilişsel fonksiyonu olan “Özfarkındalık” seviyesine taşır.

Dolayısıyla,felsefe, bu özfarkındalıklı yaşama ulaşmada önemli bir yol/köprüdür.

Değerli Okurlar,    

İşte burada önemli bir noktaya ulaşıyoruz. ..

İnsanın hakikatine dair yolculuğu, esas olarak felsefik anlamdaki sorgulamadan, o  köprüyü geçtikten  sonra başlamaktadır..

Bu da; kişinin fark edip, idrak ettiklerini yaşama seyridir.

İşin sadece sorgulamasında kalan ve bulunduğu ortamın caydırıcılığına takılıp, seyre devam edemeyenler için, olay felsefikbir noktada kalmıştır ve onlar sadece düşünce ile ulaşılan mantıksal ve isabetli bilgilerin verdiği tatminlik içinde oyalanır dururlar.

Bu, onlarda hakikatlerini yaşamaya götürmek yerine, toplumda edindikleri bilgi ile övünen ve egosunu güçlendiren bir hal yaratır..

Daha da ötesi “ben biliyorum, ben kendimi tanıyorum” diyerek, ulaştıkları ama kullanamadıkları bilginin hapsinden kendilerini çıkaramazlar.

Bunun daha vahimi ise, bu sorgulama ve tefekkürü hiç gerçekleştirmeyen insan faktörünü ortaya koyar.

Bu birimler,içinde yaşadığı sistemin acımasız çarkları arasında kalıp, yaşamın anlamını çözemeden, çeşitli sorunlarla boğuşarak, bu hayat arenasından silinip gitmeye mahkum olurlar.

Hayatları yaşanacak türden bir mutluluk değildir. Mutluyum diyen ise kendini avutmaktadır.  Bu türlerin öngördüğü bu dünyaya ait insansı eliyle gerçekleştirilebilecek bir mutluluktur.

Bilgisi doğaya, tanrıya dayalıdır.

Sonuçta, özfarkındalığa ulaşmak için yapılan tüm felsefik sorgulamalar; hakiki anlamda “insan” manasının açığa çıkış farkındalığı için ilk ve çok önemli bir basamaktır.

Bu anlamda, yaşam ve her A’nı çok değerlidir.

Kişinin kendisine yapacağı en önemli ve yararlı şey de, her türlü sorunları/bahaneleri bir tarafa bırakarak, gerçeği/hakikatini sorgulaması ve bu orijine dair ulaştığı cevaplar ile kendi yaşamına bir yön vermesi ve sadece “felsefe”de kalmamasıdır.

Temennimiz budur.

Ahmed F. Yüksel

https://twitter.com/sufafy

 

http://www.ahmedhulusi.org/

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben şuna dikkat ettim, sanırım bir çok insan da katılacaktır. Kişiler belli yaşlardan sonra kendilerini özellikle yeni felsefelere açmıyorlar. Hele de 40 yaşını geçince nazlı, 50 yaşı geçince üşengeç, 60 yaşdan sonra hele; kendilerini felsefe kurucularından bile neredeyse üstün görüyorlar. Oysa bu çok yanlış bir tutum. Felsefe yani düşünbilim son nefese kadar varolmalı ve her an değişebilmeli, dönüşebilmelidir. Paylaşmak istedim. selam ve muhabbetle kalınız.

Cemile Vatansever 
 16.12.2013 14:44
 

Blogunuzu şimdi keşfettim. Sosyal medya sağolsun. Tam da tasavvuf ve islam aşığı birisiyimdir. Aslında sizi sanırım, yıllar önce AKŞAM gazetesinin RAMAZAN ekinden okuyordum! O zaman yazılarınız hayli ilgimi çekiyordu. Elbette o günlerde internet bugünki kadar popüler ve yaygın değildi. Bu yüzden iznizi kaybetmişim açıkcası. Evet Sayın Ahmed F. Yüksel, kendi adıma oldukça mutlu oldum. Yazılarınızda buluşmak ve okumak üzere, sağlıcakla kalın. Başarılar dilerim.

Müslüm sünbüloğlu 
 04.12.2013 23:50
 

Oldum olası felsefe merakım vardır. Belki de bunda lisedeki felsefe öğretmenimizin de etkisi olmuştur. Hatta belki değil; kesin. Nadir bulunan, öğrenciye sevgi ve saygı dolu bir öğretmendi. Ve felsefe gibi zor bir dersi bile ilgi çekici hale getirirdi. Yazıda geçen sağlıklı toplumlar, sağlıklı bireylerden oluşur, cümlesine elbette ki, öyledir diyeceğiz. Ama ben FELSEFE dene olgunun, toplumdan ziyade KİŞİSEL olduğuna inanıyorum. Ve Felsefe dalında ünlü olan bu kişilerin, çağının ilerisinde olduğuna inanıyorum. Hatta yaşarken ağır ithamlara uğradıklarına. Ve ancak öldükten sonra değerlerinin anlaşıldığına. Bu zaten bilinen bir gerçek. O yüzden ben toplum sağlıklı olmasa da, içlerinden FELSEFECİLER ÇIKACAKTIR...

Kortan Tanaçyolu 
 30.11.2013 0:28
 

Sayın Ahmed Hulusi'nin yazılarından birisinde şöyle okumuştum, tam cümleleriyle değil, aklımda kalan mealen yazacağım: ''Felsefe ile tasavvuf arasındaki en önemli fark şudur; Felsefeciler işin, varoluşun ya da yokoluşun felsefesini yaparlar. Ama yaşama geçirmeye gelince orada kalırlar. Yani bu birimsel varlıklarını özlerinde yok edemezler. Ama Veliler, yani tasavvuf ehli ise, tam tersi, mutlaka bunu yaşarlar. Yani tam anlamıyla bu yokoluşu..'' Dediğim gibi, ben dilim döndüğünce yazdım. İşte sizin bu makaleniz de bu anlatılanı daha iyi algılamamıza yardımcı oldu. Gerçekten de sadece FELSEFEDE KALININCA, BU BİR HAPİSHANE OLABİLİYOR..

Ümit Oltu 
 29.11.2013 23:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 612
Toplam yorum
: 1991
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 10246
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Araştırmacı Yazar.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster