Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ocak '10

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
376
 

Felsefenin sefaleti...

Bu ülkede bizim gibi yarı aydınların ortak bir huyu var: Yapılan her işe muhalefet etmek... Sorumluluk almadan oturduğu yerden ahkam kesip, iş yapanlara engel olmak... Hani derler ya "Türkiye'de hiçbir başarı cezasız kalmaz" bu söz yukarıda değinilen konuya birebir uyuyor. Yapıcı eleştirinin topraklarımızda birer şehir efsanesi haline getirilmesi hangi toplumsal zekanın genetiği değiştirilmiş ürünü sizce?

Bana kalırsa Batı dünyasını bizlerden daha ileri yere getiren en önemli haslet, özgür aklın -nesnel eleştiri ve bilimsel bilgi sayesinde- dünya görüşünü sürekli yenileyip değiştirebilmesinde yatıyor. XV. yüzyıldan itibaren Avrupa'da bilimin pratiğe dönüştürülmesiyle teknolojide yaşanan gelişmeler rasyonel düşüncenin hayatın her alanına serbestçe uygulanmasından kaynaklanmıyor mu? Basit ve kısa bir değerlendirme yaparsak ülkemizdeki düşünce ikliminin çorak kavramlardan, özellikle bize ait olmayan bir çok öncülden ibaret kalması küçük yaşlardan itibaren fikri kalıplarla yetiştirilmemizden dolayı. Genç insanların sürekli yasaklarla, baskılarla karşı karşıya bırakılarak olgunluk yaşlarına getirilmeleri ileride şiddeti tek hak arama yönü olarak gören beşeri malzemeyi harman etmektedir.

Eğitimi okulların soğuk duvarlarından ibaret sanmak bugüne kadarki en büyük hatam sayılır. Hayat karşısındaki güdük tavırlarımın yozlaşmış bir eğitim sisteminden dolayı fikirlerimi geliştirememekten kaynaklandığını anlamak yıllarımı aldı. Meslek sahibi olamadan üniversiteyi bitirmemin ardından tamamen başka bir alanda işe girmem bilinçli bir bakış açısına sahip olamadığımdan. Kalıplarımı değiştirmeden başkalarını değiştirmeye kalkışma aymazlığım ise cehaletimin hafif yollu bir gösterisiydi sadece. Zaten yazılarımda ne kadar çok kalıplar bulunduğunu görebilmek fazla bir çabayı gerektirmiyor.

Öğrenmeyi öğrenmek hayattaki başarının altın anahtarı bana kalırsa. Yaşam boyu eğitim kavramı kişisel gelişimin sonunun olmadığını bizlere gösteriyor... Bu düşünceye göre benliğinize ne kadar yatırım yaparsanız dünyanızı o kadar genişletirsiniz. Esneklik, olayları kavrama gücü, yaratıcılık, özgüven sahibi olmak... daha sayamadığım bir çok özellik çağdaş tekniklerle donanmış eğitim sisteminin bireye kazandırdığı yetiler. Rasyonel aklın hayatımızda daha fazla yer alması eleştirel düşüncenin fikirlerimizde bolca bulunmasına bağlı. Kalıplarımızı kırmak düşüncelerimizi yenileriyle değiştirmemize bakıyor. Değişim, hemen şimdi...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gayet haklı, yerinde ve olgun tespitler... Konuyla ilintili olduğu için, müsaade ederseniz, bir öykümden alıntı yaparak yazınıza katkıda bulunmak isterim; "...Oysa bizimki gibi bir dünyada eğitim sistemi, bilgiyle aydınlanmış nesiller yetiştirmeye değil bilgili kölelerden mürekkep bir makine düzenine hizmet ediyordu (Yalnızca işçiler ve memurlar yaratmaya...) Bilgi ancak kısırlaştırıldıktan sonra o da sadece belleklere, bu haliyle sunuluyordu. Zihnin bilgiyi ele alıp işlemesi, onunla arasında ruhsal bir bağ kurması engelleniyor, zihin bilgiye yabancılaştırılıyordu. Sanki düşman güçlerin vatan topraklarına ayak basması gibi beyne hücum ediyordu bir takım kuru ve derinliksiz cümle yığınları. Zaten böyle bir dizgede sınavlar o kadar büyük yer kaplıyordu ki duygu ve düşüncelerin derinlemesine incelenmesi, aklın ve ruhun eğitilmesi, öğrenme, araştırma, tasarlama ve yaratma süreci sanki gereksiz ve zaman kaybıymış gibi algılanmaya başlanıyordu. Oysa onun farklı beklentileri vardı. Nihayet

Necati Tinhu 
 30.09.2010 4:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 93
Toplam yorum
: 47
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 457
Kayıt tarihi
: 09.06.09
 
 

21-07-1973 tarihinde İstanbul'da doğdum. M.Ü. İletişim Fakültesi Radyo-T.V. Bölümü'nden 1995 yılı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster