Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Nisan '10

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
1319
 

Fener gol gol gol, şampiyonluk geliyor

Fener gol gol gol, şampiyonluk geliyor
 

Dilimizden şarkılarının gündüz-gece düşmediği ve deli gibi aşık olduğumuz Fenerbahçe’mizin uğruna, dış hatlar ile salonları yaktık tezahüratlarımızla futbol takımımızın haftayı bay geçmesini fırsat bilerek. Önce, sapsarı meleklerimizin Vakıfbank G.S.T.T. önünde alınan Türkiye sınırları içersindeki ilk yenilgilerine ve rövanş maçındaki tadı damağımızda kalan altın setin ardından gelen Teledünya Türkiye kupasını kazanmalarına şahit olduk, sonrasındaysa benim “Lacivert Kanaryalar” adını verdiğim erkek voleybolcularımızı başkente, şampiyonluğa uğurladık Ziraat Bankası’na karşı burada alınan 3-2’lik galibiyetin ardından.

Salon kapasitelerinin yetersiz olmasından ötürü bu iki kupayı 55 bin mabet ahalisiyle paylaşmanın yolu Beşiktaş derbisinden geçiyordu. Günlerdir merakla beklenen 90 dakikanın öncesinde yapılan görkemli kupa töreninin yanı sıra bu derbinin benim için farklı ve özel bir anlamı vardı. İki yıldır derbi hasretinden formalar eskitmiştim. Hiçbir maç yolları mabedimizden geçmeyen engelli kanaryaların desteklemekleri gereken bir takımlarının olduğunu yalnızca derbilerde hatırlamaları sonucu ’engelli tribününde yer doldu’ gerekçesiyle kapıdan dönmelerimi bir türlü içine sindiremeyen Asbaşkanlarımızdan sayın Ali Koç’un bu defa kesin talimatı vardı stad müdürümüz sayın Ayhan Bak’a; “Hakan artık hiçbir maçta yoğunluk gerekçesiyle kapılardan dönmeyecek…” Sevgili Ayhan Ağabeyim (Bak) ve özel güvenlik görevlisinin yardımları sayesinde Beşiktaş derbisine futbolcu giriş kapısından alındım içeri.

Soyunma odalarının bulunduğu koridordan geçip, yine futbolcuların sahaya çıktıkları tünelden sahaya çıkarak kendi tribünüm olan engelli tribününe ulaştım. Bu derbiyi de kaçırmadığım için gözlerimdeki mutluluğu okumanız, inanın yazılarımı okumaktan daha kolay sevgili okur. Yaptıkları bu jetsen dolayı gerek Asbaşkanımız sevgili Ali Koç Ağabeyime, gerek Stat Müdürü sevgili Ayhan Bak Ağabeyime ve gerekse güvenlik görevlisi sevgili Ali Bozan kardeşime sonsuz teşekkür ediyorum. Sabırsız bir şekilde maçın saatini beklerken bulunduğum tribünün önünden geçen anons görevlimiz sevgili Hakkı ile maça dair yorumlarımız ve golü kimin atacağı yönündeki tahminim meyvesini henüz ikinci dakikada vermesi, Hakkı’nın; “Fenerbahçe’mizin golü… daha birinci dakikada… De Souza…” şeklindeki anonsuna; “Alex…” diye haykırışım, kalbimin temiz olduğunu mu gösterir yoksa futbol bilgimle mi alakalıdır? İşte ona siz karar verin.

Takımımızın birinci devredeki oyununu, biz tribünlerin; “Fener gol gol gol, şampiyonluk geliyor…” naralarımızla renksiz taraftarların desibel rekorlarını kırışımız ve Volkan’ın 66’ncı dakikada tüm stadı sessizliğe boğan Bilica’nın neden olduğu penaltıyı kurtararak takımımızı karanlıktan aydınlığa çıkartması derbiye ne kadar yakıştıysa, Vederson’un, İbrahim Toraman’ın ve Ermst’in kırmızı kartları, Bilicanın hıncını penaltı noktasından çıkarması hiç yakışmadı doğrusu. Oysa 3 puan penaltı çukurunda değil, Alex’in kramponları ve Volkan’ın ellerindeydi zaten. Yani çimlerin midesini boş yere kazındırmış oldun Bilicacım. Bu maçın ardından biz şampiyonluk yolunda dev bir adım atarken, rakibimiz Beşiktaş ise Bilica’nın kazdığı penaltı çukuruna düşerek şampiyonluğu yarınlara bırakmış oldu. Görmeye alışık olduğumuz yenilgiyi hazmedemeyen rakip taraftarlar bu yıl da kendilerinden beklediğimiz davranışlarını sergilediler bulundukları tribünlere zarar vererek.

Oturdukları koltukları ve ihtiyaçlarını giderdikleri tuvaletleri kırıp geçirdiler, karınlarını doyurmaları için emirlerine amade büfeyi ateşe verdiler. Hele içlerinde bir tanesi vardı ki inanın yaptığı edepsizliği yazarken ellerim titriyor lambadaki alev misali. Bırakın statta bayanlarımızın ve çocuklarımızın olmasını, herkesin gözü önünde cinsel uzvunu çıkartıp göstermekten çekinmedi. Bu nasıl bir ahlak anlayışıdır, nasıl bir ruh halidir anlamak mümkün değil. Beşiktaş yönetimi tarafından penaltı noktasını eşeledi diye azgın boğaya benzetilen Bilica’nın o tasvip etmediğim görüntüsü spor programlarının ana konusu olurken, cinsel organını sergileyen ruh hastasına nasıl olur da değinilmez, bu nasıl bir yayıncılık ilkesidir? Federasyonu güven tazelemeye davet edenleri ben de bu ruh hastasının görüntülerini izlemeye davet ediyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İsteyenler istedikleri şeyleri görürler Hakan'cım...

Murat GÜLCEK - Yakamoz35 
 24.04.2010 21:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 130
Toplam yorum
: 109
Toplam mesaj
: 31
Ort. okunma sayısı
: 733
Kayıt tarihi
: 05.12.07
 
 

İlk önce şunu belirteyim; yürüme engelliyim fakat hayata pamuk ipliği ile değil, LACİVERT YÜREĞİM..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster