Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ekim '08

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
2701
 

Fenerbahçe-Arsenal

Takımlar ısınmaya çıktığında, sarı lacivertli futbolcuların gözlerinde, sezon başından beri göremediğimiz heyecanı görmek mümkündü. Tribünleri dolduran onbinlerin sevgi ve desteğiydi belki de bunu yaratan. Maçın ilk beş dakikasında atılan üç şut, bu maçın gol yağmuruna sahne olacağına işaret ediyordu sanki.
Arsen Wenger'in talebelerinin derslerine ne kadar iyi çalıştıkları ilk yirmi dakikada attıkları karbon kopya üç golden anlaşılıyordu. Yarım takımla karşısına çıkan Inter'e mahkumları oynatan Fenerbahçe, yine yarım takım yakaladığı Arsenal karşısında şaşkınları oynarken, bu haketmeyenler onbinler tribünde şaşkınlıklarını gizleyemiyor...

İlk yarı boyunca sakatlıktan yeni çıkmış Gökhan Gönül'le sağ kanattan yüklenmeye çalışırken biraz da olsa eski günlerini hatırlamaya çalışıyordu sarı-lacivertliler. Takımdaki iki futbolcu, Kazım Kazım ve Uğru Boral, sürpriz yumurta gibi, maçtan önce nasıl oynayacağı tahmin edilemez olduğundan, Dede, sadece bir tanesine yer vermişti ilk onbirinde. Uğur Boral...ve Uğur'da Aksak Timur gibi, bir var bir yokları oynamaya devam ediyordu. Atılabilecek bir golle devreye tek farklı mağlubiyetle girmenin, belki de maçı döndürmek anlamına geldiğinin farkındaydı Fenerbahçeli futbolcular. Daniel Guiza'nın hırsı, tribünleri, tribünler de diğer futbolcuları ateşleyince ilk yarının son beş dakikasında biraz daha dişe dokunur ataklar vardı ama tüm futbolcuların silkelenmesi gerekiyor.

Bu maçın çok basit indirgenmiş özeti şu olsa gerek... Birisi Dede'ye, İspanyol milli takımını çalıştırmadığını hatırlatmalı, onlardan beklediğini, Fenerbahçeli futbolculardan da beklerse, 5 gol de yer kendi sahasında, hezimetleri de yaşar. Geçen iki yılda, teknik direktör Zico, ağabey gibi yaklaşıyordu öğrencilerine ve çoğunluğu Brezilya'lı olan yabancılar ölümüne oynuyordu. Yerliler ise Fenerbahçelilik adına varlarını yoklarını koyuyorlardı. Herkesin acilen şapkasını önüne koyup düşünmeye ihtiyacı var, aksi takdirde tribünler aynı şarkıyı söylemeye başlar : "kimseye etmem şikayet, ağlarım ben halime"..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Canlı Maç Anlatımı sayfamızda da yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

geçmiş olsun sayın Tanyel... Üzüldüm yaa adınıza... :))

Serçe! 
 24.10.2008 15:19
Cevap :
Sevgili Tuğba, Çarşamba'nın gelişi belliydi de yine de "pazara değil, mezara kadar" destek olunca seyretmeye devam ettik. Tuna'ya o kadar efsaneden bahsederken, oğlumun kestane ile tanışması canımı sıkıyor, o kadar. Umarım "efsane geri döner" yoksa oğluma ne derim :))))))  24.10.2008 18:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 23
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 9692
Kayıt tarihi
: 02.08.08
 
 

1969 Bursa doğumluyum. 1990 Yüksek Denizcilik Okulu'ndan mezun olduktan sonra uzun bir süre gemilerd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster