Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ekim '10

 
Kategori
Spor
 

Fenerbahçe Brezilian ekolünden Senegalian’a doğru

Fenerbahçe Brezilian ekolünden Senegalian’a doğru
 

Hani belki yıllar vardır, Fenerbahçe tribünlerinin Şükrü Saraçoğlu’nda Niang’ın ikinci golü benzeri bir gol izlemeyeli… Alex’in orta sahadan önüne attığı topla sol kanattan ceza sahasına giren Niang güzel bir vücut çalımı ile önündeki adamı eksiltip ortaya yuvarladığı top rakibe çarpıp gol olduğunda Fenerbahçe tribünleri keyiften dört köşe olmuştu. Zaten o gol maç boyu coşku ile tezahürat yapmalarına yetti de arttı bile.

Fenerbahçe ve Aykut Kocaman kritik eşiği aşma çizgisine ulaşmışa benziyor.

Takımda taşların yerine oturmaya başladığını izliyoruz. Bir kere Brezilian ekolünden Senegalian’a doğru bir dönüşüm başladı ya da Amerikan kıtasının varlık sebebi olan Afro-Amerikan kültürü Fenerbahçe’nin çatısı altında yeniden şekillenmeye başlıyor diyelim. Bu kadronun içinde Alex’in yavaşlığı ya da mücadele etmeyen futbolu bile ortadan kalkmışa benziyor; Fenerbahçe takımı Alex’in varlığını yeniden ortaya çıkarmaya başladı.

Dia-Niang ikilisinin sağlı sollu dikine rakip kaleye inişleri daha önemlisi adam eksilten oyun karakterleri Fenerbahçe’nin yıllardır ileride yalnızları oynayan tek santrafor handikapını da ortadan kaldırmışa benziyor.

Fenerbahçe ligin henüz yedinci haftası oynanırken ezeli rakibi Galatasaray’ın iki katı gol atmış durumda; Beşiktaş ve Trabzon’dan da baç başına birer gol fazlası bulunuyor.

Zaten önceki haftalarda ne demiştik; Fenerbahçe atması gereken golleri sayı yapabilirse zoru ile uğraşmasına zaten gerek kalmayacaktır. Son dört yılda Fenerbahçe gol atana kadar sahadaki oyuncudan tutun teknik adama, yöneticiye ve elbette taraftara varıncaya kadar herkes çatlıyordu; yüreği daralıyordu. Önemli bir not ekleyelim. Fenerbahçe ligin aynı zamanda en fazla gol yiyen takımları sıralamasında da ilk yedi takım arasında derece yapıyor. Bunun nedeninin de şu an bütün takımlarımıza musallat olmuş defansif sorunu çözmeyi başaramamış olduğunu söyleyebiliriz.

Yobo-Lugano tandemi bu sorunu çözmede ilaç olabilirmiş gibi bir işaret verdi dün akşam. Ancak sol kanatta Caner yerini yadırgamayı sürdürüyor.

Fenerbahçe’nin bir önemli sorunu maçı kopuk kopuk oynamasıydı. Sanki zaman zaman bizim gibi maçı izlemeyi tercih ediyor Fenerbahçeli oyuncular. İkinci yarının bir bölümünde çok etkisizlerdi. Hani hafta arası maç olsa aktif dinleniyorlar diyeceğiz, öyle bir şey de yok. Ne zaman taraftar sahaya müdahale etti ve üçüncü golü talep etti oyuncular kıpırdadı ve üçüncü golü de attı.

Emre bu maçta göstere göstere sarı kart aldı hakem Fırat Aydunus’tan. Evet kendisine çok sert fauller yapılıyor ve hakemler bunları görmezden geliyor. Ancak zaman gelir de pozisyon gereği öyle bir durum oluşur ki ciddi cezalar da alabilir. Şu an Fenerbahçe’nin hırsı ve enerjisinin sembolü olmuş bir oyuncusunun tribünlerde çekirdek yiyerek maç izlemesi kadar kötü bir şey olamaz. Fenerbahçe’nin Emre’ye ihtiyacı vardır.

Nispeten rahat bir galibiyet aldı Fenerbahçe ve hem taraftarı ile barıştı hem fırtınanın şiddeti azatlı; esas önemlisi Aykut Kocaman’ın eli güçlendi. Bunu doğru kullanmayı becerebilirse “Kocaman” Proje ayakları üzerinde durmaya başlayabilecektir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızın ilk paragrafı, yazımda belirttiğim coşku eksikliği ile çelişki yarattı üstadım... Kazanmak, gol sıralamasında, puan sıralamasında üstte olmak güzel elbet ama emin ol tribünlerin coşkusu çok eksik. Takım ilk yarım saatten sonra tamamen kayboldu gitti. İkinci yarı çok sıkıldık. Bir ara topu yavaşlatan Volkan bile ıslıklandı "çabuk oyna" diye... En sonunda tribünler 10 kişi oynayan rakibinize neden gol atmak istemiyorsunuz dercesine "üç üç" diye bağırdılar... Futbolcuların unuttuğu birşeyin altını çok net çizmek gerekiyor; futbolcular geliyor, geçiyor, unutuyorlar ama taraftarlar bu takımın Nisan'dan beridir neler kaybettiğinin acısını içinde yaşatıyor. Öyleyse tribünlerin coşkusu için daha fazla şey yapmak lazım. (çok uzattım kusura bakma) Saygılar...

Ahmet ÇELİKSÜNGÜ 
 04.10.2010 12:09
Cevap :
Uzun bir aradan sonra maçı stadyumda izleme şansı yakaladım. Belki benim izlediğim yer (Maraton üst) itibarıyla susmak bilmeyen (maraton ve okul tarafı), biraz da aynı marşı tekrarlayıp duran taraftar gördüm. Özellikle Niang'ın ikinci golünden sonra söz ettiğim taraftar kitlesi hiç susmadı. Sen maçları sürekli izlediğinden kuşkusuz daha doğru karşılaştırma şansına sahipsin. Maçın 70. dakikasından sonra da herkes sıkıldı gerçekten ve söylediğin şeyler oldu. Ancak takımın genel yapısı tribünleri hareketlendireceğe benziyor. Sevgiler...  04.10.2010 12:18
 

hiç 1 şey yapmadı.aldığı topların yan ve geri paslar hariç hepsini rakkibe verdi.zor maç rezili fren alexle daha çok hezimetler yaşanır.takım fren alexle 9 kişi mücadele eder.

hamza köksal gör 
 03.10.2010 23:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2004
Toplam yorum
: 2005
Toplam mesaj
: 77
Ort. okunma sayısı
: 1283
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster