Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Aralık '09

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
2996
 

Ferdi'ye mektup

Ferdi'ye mektup
 

Sevgili Ferdi,

Bu kez telefonu sen açmıştın ve neden senin açtığını ikimiz de biliyorduk ama birbirimize söylemedik. Genellikle kardeşin açardı telefonu, onunla sohbet ettikten sonra sıra sana gelirdi. Ama son iki keredir sadece onunla sohbet etmiştik, Çünkü sen uyuyordun. Bu kez değil uykulu olmak, uzun zamandır olmayan bir canlılık vardı sesinde. Yoksa, yoksa "yeniden doğmanın" canlılığı mıydı?

Evet doğum günündü o gün. Biraz sohbet etmiştik ki, sabredemeyip kutlamıştım hemen. Benim doğum günüm aklındaydı, sadece benim değil, doksan civarındaki arkadaşının doğum gününü ezbere bildiğini söylediğinde, her ne kadar senin anlağının (zeka) farkında olsam da şaşırtmıştın yine beni. Tıpkı son buluşmamızda şaşırttığın gibi. Ne zamandı sahi? Bir yıldan daha fazlaydı, hatta bir buçuk yıl önce, o kara şehre gelmiştim de bir gece sizde kalmıştım hani. Hani, önce size uğrayıp bavulumu ve asıl önemlisi güncelerimi bırakmış, sonra ne güzel tesadüf ki, çok yakında olan THK Çankaya şubesine giderek pilav gününe katılmış ve orada sadece günce değil, THK (Türk Hava kurumu) dostlarına da merhaba demiştim.

Akşamüzeri, sevgili Talip Bölükbaşı ve Haluk Seki ile uzun bir sohbetimiz olmuştu, geride kalmanın sakinliğiyle ve sonrasında evinize kadar yürümüştük, o kadar yakındaydınız. Gelir gelmez dalmıştık sohbete ve heyecanla, güncelerimi okuyup okumadığını sormuştum. Her zaman olduğu gibi, sana güncelerimi birer nüshasını getirmiştim, net yoktu evinizde ve almaya da hiç niyetin yoktu. "Yok, okumadım." demiştin ve nasıl okumadığını, o gün sana bıraktığım güncelerimin nerdeyse hepsinden birer cümleyi dile getirerek ispatlamış ve beni sinir (!) etmiştin. Benim bile aklımda kalmamıştı o cümleler…

Sevgili Ferdi, "Hiç kimse okumasa yazdıklarımı, sadece senin için bile yazarım" dediğim dört kişiden biri olan Ferdi... Her yıl, hiç olmazsa bir kez mektup yazıp postaladığım Ferdi... Sahi bir keresinde tatilde, Ölüdeniz'deyken mektup yollamıştım da, sen aldığında benim o uzun tatilim bitmiş ve evime dönmüştüm. Geç kalabileceğini bile bile ille de Ölüdeniz postanesinden yollamıştım mektubumu; bir anlamı olsun istemiştim, her zamanki "balık"lığımla. Ama bu kadar gecikeceğini düşünememişim. Olsun, senin için geç kalmış sayılmazdı; benden mektup beklemediğin bir zamandı.

Her yılbaşı kart atarım ama... Ama giderek eksiliyorlar... Benden değil eksilmeleri ya böyle işte. Bu yıl hiç atmak istemedim ya yüreğimde bir kıpırtı, bir, iki derken on iki kart atmışım. Bu da on üçüncüsü; senin için bir sakıncası olmaz biliyorum. Uçaklarda "13" nolu sıranın olmayışı ne anlamlı(!), ne kadar güvenilir(!) değil mi?

"Şevketim, arkadaşım".. Evet ona böyle diyorum, bazı arkadaşlarımın da dediği gibi, işte onun yeni yıl kartını pespembe bir zarfa koyup ilk yolladığımda, dairenin müdürünün odasındaymış, ve "karizmam gitti" diyordu kahkahalarımızın arasında. Seneye yine pembe zarfa koydum ama sarı bir zarfla kapadım pembeliğini. Bu sene dayanamayıp en pembe zarfla yolladım; hani arasan bulunmaz. En erken ondan geldi haber, yolladıktan iki gün sonra, telefonda adını görünce neden aradığını anladım. Ne güldük bir bilsen! O artık teslim bayrağını çekmiş. "Tamam kız, sen benim hayatımda renksin, anladım" diyordu. Ne renk yollarsan yolla der gibi ve yollamaya devam edeceğimin bilinciyle.

İşte böyle sevgili Ferdi. Bir yılı daha arkadaşlarımdan, dostlarımdan yansıyan renklerimle karşılarken, senin mektubunu da unutmamalıydım. Henüz görmesen de,mektubunu mavi kağıtlara yazıp, mavi bir zarfa koyarak yollayacağımı biliyorsun değil mi? Tıpkı benim, mektuplarımı camlatıp asma isteğinin bilinciyle, mavilerin sadece bir yüzüne yazmam gibi.

Yeni yılın kutlu olsun!..

Yeni yıl kutlu olsun...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öğleden sonraydı beni aradığında; uzun uzun konuştuk. Mektuptan, yazmaktan, güncelerimden. Yine öyle bir okumuştu ki yazdıklarımı... Hiç kimse okumasa yazdıklarımı sadece onun için yine yazardım. Ve bu cümleyi söylediğim dört kişiden biri olduğunu unutmadın değil mi? Ne zaman okursan oku ki bir gün mutlaka bu mektubumu okuyacağını biliyordum, "yazacağını" da biliyordum. Evlatlar bir büyüsün hele, diyeceğim ama, bekleme yine de sen, zaman çok çabuk geçiyor. Can Yücel'in dediği gibi "Fark etmeliyiz çok geç olmadan… /Ömür dediğin/ üç gündür,/dün geldi geçti /yarın meçhuldür… /O halde/ömür dediğin/ bir gündür,/ o da bugündür… " :) Sevgiler sana ve ailene ille de bebişlere, yeşilden yansıyan mavilerle.

derinmavi.. 
 04.01.2010 18:56
Cevap :
Sevgili Yusuf, uçarı kaçarı yok, daha yeni başladık mektup yazmaya, Mehmet (Sağlam) Bey sobelenmişti, yazmış. Şimdi onu okuyacağım ve er ya da geç sen de sobeleneceksin:)  04.01.2010 18:58
 

Baba ile oğulun bile hayata sırtı dönük bakmaya başladığı bir devirde öylesine güzel bir davranış ki... Hayatın bin türlü derdine rağmen mektup yazacak vakti bulabilene imrenmeyeyim de ne yapayım? Kaleminin güzelliği zaten ortada! Her zaman olduğu gibi yine duyarlısın. Benim tepkisizliğime rağmen de beni şaşırtmaya devam ediyorsun. Ben ne yazıyorum, ne de arıyorum! Ama sanırım yüreğimden yükselen duaları ve iyi dilekleri biliyorsun. Senin ve tüm sevdiklerin için...

A y s a n c a 
 04.01.2010 8:38
Cevap :
"Benim ve tüm sevdiklerim için..." Sağ olasın... Sevgili Yusuf, yılbaşı gecesi, o hafta yakalandığım grip nedeniyle hiç gücüm yoktu. Yine de böylesi günler için artık klasikleşen yemeğimizi; tavuk suyuna nohutlu pilav, arpa şehriye çorbası, salçalı tavuk kızartması.... yaptım. Klasikleşmiş evet, çünkü yemeğe gelen, oğluşumun kankası İrfan "Bunların olacağını biliyordum" diyordu. Yemekten sonra onlar arkadaşlarına gitti, ben de anne işlerimi bitirip, bir ahbabımın bana yakın oturan anne-babasını ziyarete gittim, yalnız olduklarını biliyordum ve çok yakınımda oturuyorlardı. Eve gelir gelmez yattım ve aklımda "Yoksa Ferdi mektubumu almadı mı?" sorusu. Ancak sabah aklıma geldi, ev tel.a bakmak, arayan nolar görünüyor; aramış! Gece dışarda olduğum o bir saatte aramış. Hemen aradım, uyuyordu. Annesiyle konuştuk; arkadaşlarıyla sabaha kadar oturmuşlar, mektubumu okumuş onlara, uzun uzun dedikodumu:) etmişler ve...  04.01.2010 18:49
 

Kutlu olsun , güzel yüzlü , güzel gönüllü arkadaşım..

Güher 
 31.12.2009 12:07
Cevap :
Sağ olasınnnn:) Zaman zaman yeni yıl mesajları yollayabildiğim oldu ama bu sene böyle oldu. Aklımdan geçenleri yapamayınca canım sıkılıyor ama her zaman her şeye yetemiyor insan. Kendimi şöyle teselli ediyorum; "Her sene farklı bir kutlama yapmış oluyorsun işte." diyorum. Bir sene de şöyle arkadaşlarımın şerefine havai-fişek patlatabilmeyi isterdim:) Sevgiler havai fişeklerden yansıyan mavilerle.  31.12.2009 13:19
 

olur ... ama becerebilecek miyim ben yazma konusunda biraz kıtım da...

Meral Yağcıoğlu 
 29.12.2009 14:52
Cevap :
Yaşasınnnn; mektup yazmaya başlıyoruz:) Eve geleli yaklaşık iki saat oluyor, işim bitmedi henüz ya, bi bakayım dedim ama mesajımı gördüğünden emin değildim kiiiiii:) yanıt gelmiş. Nasıl sevindim, ay mavilendim bilemezsin. Ne demek "yazma konusunda kıtım" tevazuya gerek yok. Hele bir karar ver kime yazacağına bak arkası nasıl gelecek. Hatta bir değil bir kaç kişiye yazmak isteyeceksin eminim :) Heyecanla bekliyorum. Belki yeni yıla bile yetişir, ne dersin. Sevgiler kocamannnnn, mektup kağıtlarından, hem de kenarları çiçekli, yasemin kokulu kağıtlardan yansıyan mavilerle.  29.12.2009 18:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 208
Toplam yorum
: 2556
Toplam mesaj
: 478
Ort. okunma sayısı
: 3230
Kayıt tarihi
: 29.03.07
 
 

Yazmak... Öyle güzel, öyle hoş ve öyle derin bir eylem ki!.. Olmazları bile oldurabiliyorsun. "Ke..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster