Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Haziran '09

 
Kategori
Kent Yaşamı
Okunma Sayısı
1961
 

Festival mi?.. Panayır mı?.. Şenlik mi?.. Curcuna mı?..

Festival mi?.. Panayır mı?.. Şenlik mi?.. Curcuna mı?..
 


Ege'nin şirin koylarını gezerek mis gibi tatilimi yaparken,şeytan yine dürttü!..

Cicili,bicili festival afişlerine rastlayınca...

Festivalden ziyâde sanatçı reklamlarına tanık olunca...

Yazma hastalığım yine depreşti...Çetin Altan'ın deyimiyle, ''Pancar motoru ''çalışmaya başladı ...

.............


Festival, genellikle yerel bir topluluk tarafından belirlenmiş ve geleneksel olmuş gün ve tarihlerde kutlanan, yapıldığı yörenin simgesi hâline gelmiş etkinlikler bütünüdür.

Festival kelimesi Latince , festa kelimesinden gelir. İlk kez 1200'lü yılların başında kullanıma girmiş ve yerleşmiştir. Festivaller genelde doyasıya yemeklerin yendiği, çevrenin en güzel şekilde süslenip, temizlendiği olgulardır. Ülkemizde "Şenlik" adını almıştır…(Mikifedi Efendi'den )

.................

Hey !..Heeeyy !..Neydi o günleer !..Lezzetlerinin tadı damağımızda kaldı !..

Bizim çocukluğumuzda, yaz aylarında panayırlar kurulurdu… Çevre ilçelerden, köylerden gelen köylüler, mis gibi çörekler yaparlardı tandırlarda…

Çiftçiler hasat ürünlerini; bağ ve bahçe sahipleri taze, dalından kopmuş meyvelerini satarlardı.

İşçi ve emekçi zanaatkârlar, el emeği; göz nuru olan alın teri tezgâh ürünlerini pazarlardı.

Tahtadan beşikler, arabalar, kaşıklar, kepçeler; şimdikilerin uyduruk, ''skooter... cart... curt !.. dedikleri ;ama yıllarca bozulmayan üç tekerlekli boyalı tahta arabalar satılırdı !..

Yörenin tüm ürünlerini, şenliklerde; panayırlarda görürdük.

Çadır tiyatrolarında konuk sanatçıların konserleri, cambaz gösterileri bir başka keyif verirdi bizlere.

Kuklacılar, Karagözcüler de geleneksel gölge ve ortaoyunlarımızdan örnekler sunarlardı.

Bağbozumu yapan genç kızların köftürleri, cevizli sucukları; pestilleri, taze pekmezleri, üzümleri bir başka lezzetliydi o günlerde…

Aşkların bile bir başka tadı vardı...Doğal, samimi ve kutsal !..

Ya şimdi !.. İki günlük... Dut daldan düşene dek !..

Taze çırpılmış dutların tadı halen damağımda…Hele o mis kokulu domateslerden yapılan salçaların mis gibi kokusu; lezzeti nerede şimdi ?..

Sırıklara asılmış kirazların tadı da bir başkaydı. Nineler, taze gelinler, göz nuruyla ördükleri çorapları; işledikleri mis kokulu yemenilerini satarlardı.

Genç damat adayları ve gelinlik kızlar da bu vesileyle oralarda tanışırlar; arkasından hasat sonu düğünler gelirdi.

Ya şimdi öyle mi?.. Tüm kentlerimizde, festival curcunası başladı… Stant adı altında açılan satış merkezlerini gezdiğinizde görüyorsunuz.

Karşımızda, her zamanki bildik yüzler !..

Her şey yapay ve emekten, yöresel olmaktan uzak !..

Aynı tozlu kuru yemişler; bildik gazozlar; aşinâ olduğumuz plâstikçiler; Çin-Maçin –Kore işi çocuklara boyalı zehir saçan ithal oyuncaklar !..

Zehir saçan LPG tüpleri karşısında yapılan denetimsiz yanık dönerler, gres yağlı gözlemeler !..

Çirkin çadırlar !..

Aşırı gürültülü stantlardaki zoraki müzik dinletileri (?) …

Adı ne olursa olsun, yerel festivallerde, gözümüz otantik ve organik şeyler arıyor…

Tam bir curcuna !..

''Devir değişti !..'' demeyin ne olur !..

Beğenmediğimiz Avrupa'lı , 1000 yıl önceki geleneklerine halâ bağlı !..

Bulgaristan'da, Romanya'da; Polonya'da festivaller izlemiştim...

Hele Makedonlar ne kadar geçmişlerine saygılı !..

Bremen Kenti, iki asırlık, hayâli, ''Bremen Mızıkacıları '' evi ve öyküsüyle 'dünya turizm kentlerinin' başında geliyor.

Benim yalnız ve suskun ülkemde...

O kadar yer gezdim ;sadece adına lâyık festivali (Panayır ) Beypazarı’nda görmüştüm; yaşamıştım !..

Beypazarı Festivalinde, Tarihi Evler; yöresel giysiler, yerli ressamlar ve fotoğrafçılarca tanıtılıyordu.

Tiyatrolar, amatör ruhun tüm güzelliklerini sunuyordu...Oyuncular yörenin çocuklarıydı…

Emekçilerin elinden çıkma, göz nuru el işleri sergileniyordu.

Yöresel yemekler, tatlılar, turşular; tarla ürünleri tüm doğallığıyla sunuluyordu.

Beypazarı, müzik cemiyetlerinin sanat ve halk müziği gösterileri; yöresel sanatçıların halk danslarıyla süslenmişti.

Elbette, böyle kalitede festival yapan başka yörelerimiz de var !..

Helâl olsun onlara!..

Doğal ve samimi tavırlar kalıcıdır; ''El eşeğine binen, tez iner !..''

''Taşıma suyla değirmen dönmez.''

Çoğu yöremizde, Batı'nın benimsemediği yılışıklıklarını almışız; şımarıklığa özenmişiz !..

Halbuki '' İçmeye ayranımız yoksa;nasıl gideriz tahterevanla su içmeye ?..''

Vaayy... vaayy!.. Of... ki Oooof !..

Hatta Rize!.. Aydın... Manisa !..

Ellerin ''Havasına, suyuna ''hasret kaldığı, cennet yerler !..

Avrupa kentlerinde de yöresel festivaller var !..

Hepsi samimi ve doğal... Tarihlerine, kültürlerine; müziklerine saygılı !..

Şimdi, bizde herşey yapay...

Falankeş yerde festival var !..

Yöresel ne var ?..

Yok !..

Peki ne var ?..

Hökümat vaaaaa !..

Devlet vaaa !...

Kültür Pakanımız vaaa !..

Millet burada ;devlet nirede !..

''Fotokopi peşinde !..

Gerçek emeğin festivalini kim organize edecek ?..

Siyasiler !..

Muhteşem bürokratlar !..

Hele bir darbe neyim yapalım o zaman !..

Sert darbe !..

Aparküt !..

Kroşe !..

Yumuşak darbe !..

Fotokopili yapay darbe !..

Tam festival !..

Festivaller ülkesi !..

Gençler nerede ?..

Şenlikte !..

İşsizler, güçsüzler şenliği !..

Ne festivali ?..

TV'lerde görmekten bıktığımız ''süper minili manken şarkıcılarımızın'' şenliği !..

Gençler yutkunuyorlar !..

Çözüm, ellerinin altında !..

Ama...

Ellerinde çekirdek !..

Cepler boş !..

Sahnedeki ''eteklerini savırtan manken çıtır şarkıcı ''çok hoş !..

Koş vatandeşşş kooş !..

Göz banyosu...Kulakları tıka !..

Gençlere sorsanız, çoğu ''ebesinin adını'' bilmez!..

Ama ikiz doğuran, cici şarkıcımızın yedi sülâlesini ezbere sayar !..

Festival !..

Curcuna !..

''Zıp zıplar...'' ...Her yerde...Panayır heyecânı mı var ?..

Var !..

Ne var !..

Şu günlerde, belediyelerimizi , ''Mekân eylemiş 'türkücü, şarkıcı , dansöz ''menecerleri '' var !..

Nasreddin Hoca'nın , dava tanıklarına itiraz eden kişiye dediği gibi:


''Dava, cümbüş sazının hırsızlık davası...Bu davânın dansözden, köçekten iyi tanığı mı olur ?..''

Festivallerinizi izleyin bakalım şimdiiii !...

Doğal olan ne var ?..

Yöresel folklörcüler, bağlama üstâtları;emekçi köylüler var !..

Folklörcü nerede ?..

Kıvırtan '' Boyalı Oğlan Rap'çıyı ''seyrediyor !..

Yöresel bağlamacı , mahallî san'atçı nirde ?..

'' Valla hocafendüüü sana süyleyem !..

Ahanda garşıkı köyde !..Yalnızlıktan, kafa çekiyor !..''

Emekçi köylü nerede ?..

Ürünü para etmemiş , dereye döküyor !..

Yöresel peynir , tereyağ nirde ?..

İnek küsmüş süt vermiyor !..

İnek nerede ?..

Ormanda...

Orman nerede ?..

Yandı, bitti kül oldu !..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1522
Toplam yorum
: 9157
Toplam mesaj
: 558
Ort. okunma sayısı
: 1545
Kayıt tarihi
: 23.06.07
 
 

İnsan yontmakla geçti ömr-ü baharı... Güzel ve canlı heykeller yaptı... Kimisinin içi çabuk boşal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster