Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Nisan '14

 
Kategori
Sinema
 

FESTİVALİN EN İYİLERİNDEN BİRİ OLAN SİYASİ KOMEDİ DIŞİŞLERİ

FESTİVALİN EN İYİLERİNDEN BİRİ OLAN SİYASİ KOMEDİ DIŞİŞLERİ
 

Acısıyla, tatlısıyla iki  hafta süren bir festivali daha tamamladık. Bir sonraki festivalin gelmesini iple çekiyoruz.

İstanbul Film Festivali bitti ve içimizi hüzün kapladı. Her gün seyrettiğimiz filmler mutluluğumuza mutluluk katıyordu.  O mutluluk ne yazık ki kısa sürdü. Kimi zaman güldük, kimi zaman ağladık. Festival en yakın dostumuzdu. Kendimizi festivalle daha güçlü hissettik. Festival bitti belki ama içimizdeki coşku ve heyecan hala taptaze! Bu yılki festivalde ağırlıklı olarak Fransız filmleri öne çıkarken, deneysel filmler de çıtasını geçen seneye nazaran biraz daha yükseltti. Sanat filmlerinin bu yıl festivalde yer almayışı bir hayli enteresandı, sanırız festival, nabza göre şerbet yapmak istedi. Çünkü sanat filmleri festivalin seyrini yükseltmiyor, tam tersine bazı insanları uzaklaştırıyor. Kanımızca bu yılki festival bağımsız film festivalinden farksızdı. Hatta çizgisinin !f film festivalinin seçkisine çok yakın olduğunu belirtebiliriz. Zaman zaman kendimizi !f film festivalinde sandık. Aslında durumun böyle olması festivalin yararına oldu.

Festival filmlerinin, oynadığı salonlar hıncahınç doluydu ve adım atacak alan yoktu. Ne büyük bir gurur kaynağı öyle değil mi? Yedinci sanatı güzel bir şekilde yaşatmış olduk. Festivalin en önemli bölümlerinden biri olan “Altın Lale Uluslararası Yarışma”da Eskit Vogt’un yönettiği  Körlük” filmi ödül kazandı. Uluslararası Yarışma Jüri Özel” ödülü de Joanna Kos- Krauze ve Krzysztof Krauze’nin siyah beyaz formatta çektikleri  “Taş Bebek” filmine gitti. Zaten bu filme önceden yeşil ışık yakılmıştı. Pek de şaşırtıcı olmadı. Geçelim filmimize…

Dışişleri: Çatlak başkanın inleyen nağmeleri…

Hayatta herşeye burun kıvırıp, kolay beğenmeyen mükemmeliyatçı insanlar hayattan tam olarak tat alamazlar. Çünkü her zaman kendilerinin üstün olduğuna kanaat getirirler. Zirveye çıkma hedefleri yüzünden bir çok insana çile çektirirler. Kurunun yanında yaşı da yakarlar. Ama ne oldu da, bu hale geldik diye asla sormazlar. Maksat onların işleri görülsün, onlar da beğenmesin. Zaten ne yapılırsa yapılsın beğenmeyecekler. Zararlı ve idefiks düşüncelerden kurtulmaları öyle pek kolay değil.

Şimdi  gözünüzde her şeye laf eden, hiçbir şeyi beğenmeyen, muhalif düşüncelerden beslenen bir başkan canlandırın. Ne kadar acayip olurdu öyle değil mi? “Dışişleri” filmine konu olan bu hikaye, bir başkanın,  çalışanlarına kök söktürmesini anlatıyor. Başkan o kadar komik ki, yerli yersiz ağzından saçma sapan laflar dökülüveriyor. Örneğin nato meselesinden bahsederken Türkler’in sürekli tabir ettiği “Nato Kafa Nato Mermer” espirisini çakması gibi.. Gülmekten kırılıveriyoruz. Sürekli başkanla çalışan kişilerin de aklı karışmaya başlıyor. “Körle yatan şaşı kalkar” hesabı… Sanki çalışanlar başkanla beraber tımarhanedeler…

 

 

Buna ek olarak; çalışanlar başkanın söylediği lafları harfiyen ezberliyorlar. Tıpkı şarkı nakaratı gibi… Eh, zaten başkan da sürekli aynı şeyleri yineliyor. Öğrenmemek imkansız, seyircilerin bile diline pelesenk oluyor. Başkanla iş yapa yapa normal insanlar da kafayı yemeye başlıyor. İşin en ilginç tarafı da başkanın olduğu sahneleri seyredeken sahne aralarına konulan montaj geçişleri ve filtreler… Bu montaj geçişleri yılların siyasi görüşlerini resmeden söz dilimleri. Mesela sürekli felsefist Herakleitos’dan örnekler veriliyor. Aslında film segmentlere ayrılmış gibi… Filme yön veren bu segmentler, başkanın ideolojisini temsil ediyor. Hoş, o ideolojilerin başkana uyduğu pek söylenemez. Orası da ayrı konu. Aksiyon sahnelerinden önce o segmentlerin araya girdiğini söyleyebiliriz. O segmentlerin geçiş efekti olarak kullanılması da iyi düşünülmüş bir taktik.

Başkanın söylediği sözler o kadar komik ki, gülmeden duramıyoruz. Filmin hemen hemen her karesinde mizah eksik olmuyor. Şu ana kadar izlediğimiz en kaliteli mizah örneğiydi diyebiliriz. Aslında başkan bunları komik olsun diye yapmıyor, çünkü mizacı öyle… Siyasi komedi türüne ait filmler nadiren beyazperdeye uğruyor. Bu nedenle “Dışişleri” yaratıcılığını konuşturan, oldukça eğlenceli bir film. Peki, filmde başkanın tıpkı yönetmen Stanley Kubrick gibi hatayı affetmemesine ne demeli? Stanley Kubrick bir sahnenin yetmiş kere tekrarlanmasını talep ederken, başkan da konuşma yapacağı metnin tasnif edilmesi gerektiğini en az on defa söylüyordu.

Filmdeki başkanı Stanley Kubrick ile özdeşleştirmemek neredeyse imkansızdı. Başkanın tekrarları çalışanları çileden çıkarıyordu belki ama, yine de başkan çevresini eğlendirmeyi iyi başarıyordu. Acaba kendisi siyasetten ne istediğini biliyor muydu? Bu sorunun yanıtını film boyunca aradık ancak bulamadık. Çizgisini hiç bozmadan sonuna kadar seyircileri himayesi altına alan film, karakterlerin çöküşlerini, duygusal türbulanslarını ve deliliklerini felsefik teorilerle yapılandırıyor. Kafalarını teoriler ile bulandıran karakterlerin serüvenleri, seyircileri perdeye çengelliyor. Diyaloglar, alt-metinler ve monologlar filmin işlevselliğini arttırmakla kalmıyor, altını dolduruyor, hem de boşluk aratmadan…

Son olarak söyleyebileceğimiz şu: eğer katıla katıla gülmek ve iki saatinizi güzel bir şekilde değerlendirmek istiyorsanız filmi bir şekilde bulup seyretmeye çalışın.

 

FİLMİN NOTU: 8

 

Arzu ÇEVİKALP

arzucevikalp@gmail.com

twitter/Cine_Deseo

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
Toplam blog
: 128
Toplam yorum
: 36
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 830
Kayıt tarihi
: 24.05.10
 
 

1982 yılında İstanbul'da doğmakla başlayan hayatım, 10 yaşında yazı yazmakla ve her yazdığını kod..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster