Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Eylül '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
541
 

Fettah dayının defteri...

Fettah dayının defteri...
 

Fettah Dayı 90 yaşında. Uzun zamandır hasta. Garip bir hastalığı var. Kışın üşüyor yazın ise sıcaktan bunalıyor. Kolları ve bacakları çok zayıf. Tüm gününü yatakta geçiriyor. Canı çok sıkılıyor doğal olarak. Bizim evin tam karşısındaki bahçenin diğer ucunda kerpiç bir evde eşi yani anneannemin kız kardeşi olan Hanım Nene ile birlikte yaşıyor.

Zaman zaman o kalın sesi, bahçeyi aşıp bize kadar geliyor. Fettah Dayı ya türkü söylüyor ya da kendi kendine birşeyler anlatıyor. Yürek burkan sesi mi yoksa yalnızlığı ve yataktan çıkamaması mı pek karar veremiyorum. Ama onun sesi beni hüzünlendiriyor. Eski zamanlar ve çocukluğumun Fettah Dayısı geliyor aklıma. Gördüğüm en uzun boylu adam. Dağ gibi. Bir tabla üzerinde sokak sokak gezerek sattığı sebze ve meyveler. Bu, çok uzun zaman önceydi elbette. Fettah Dayı o zamanlar sağlıklı bir adamdı. Oysa şimdi onu yatağa bağlayan bir hastalığı var. Zaman zaman ölmek istediğini çünkü çok sıkıldığını söylüyor. Tek söz edemiyoruz.

Anneannem bana onunla ilgili çok ilginç bir şey anlatıyor. Uzun zamandır tuttuğu bir defterden söz ediyor. Bu defter bu küçük mahallenin tüm tarihini içine alan bir deftermiş. İçinde küçük büyük, yaşlı genç, akraba tanıdık demeden herkesle ilgili önemli günlerin tarihleri varmış. Örneğin Bakkal Hasan'ın küçük kızının evlendiği tarihten, Komşu Süleyman'ın büyük oğlunun sünneti, Hacı Dayının ölüm tarihinden, Fettah Dayı'nın ilk torununun doğduğu tarihe kadar herşey not alınmış.

Defteri öyle merak ediyorum ki Fettah Dayı'yı ziyaret etmeye karar veriyorum. Beni görür görmez "Geeel bakayım geeel." diyor. Bana binlerce soru soruyor. Bunca zamandır nerelerde olduğumu, hangi şehirde ne okuduğumu, şimdi çalışıp çalışmadığımı, işimden memnun olup olmadığımı her gittiğimde olduğu gibi yeniden yeniden soruyor. Ona herşeyi tek tek anlatıyorum. Biri ile konuşmak ona iyi geliyor. Bunu görmek hoşuma gidiyor. Anlatıyor da anlatıyorum. Fettah Dayı beni dikkatle dinliyor. Ona defteri soruyorum. Neden ve ne zaman böyle birşeyin aklına geldiğini... "Çoook oldu be kızım" diyor. Kendisinin de anımsayamadığı kadar eskiye dayanıyor defterin tarihi. Bana defteri gösteriyor. Karşıdaki rafta, tam tarif ettiği yerde buluyorum onu. Uçları kırışmış, kırmızı plastik kapaklı küçük bir defter. Eskiliği gözlerimi kamaştırıyor. "Bu, tıpkı tarihe dokunmak gibi..." diye geçiyor aklımdan. İçinde kargacık burgacık bir el yazısı ile yazılmış tarihler, isimler var.

Fettah Dayının yanına gidip oturuyorum.Defteri ona uzatıyorum. Biraz bakıyor, bazı yaprakları okuyor. Gözleri mi bulutlanıyor bana mı öyle geliyor emin olamıyorum. Elinde bu küçük mahallenin tarihini tutan adam bana büyüleyici görünüyor. Uzun ve sıska kolunu gözlerinin üzerinden geçiriyor. "Bu defter" diyor "Herkesi içine alan bir defter. Kim ne yaşadıysa hepsi burda." Defteri pat pat dizine vuruyor. Sessizce oturuyoruz. O deftere, ben ona bakıyorum.

Elini öpüp vedalaşıyorum. Kapıya vardığımda ardımdan sesleniyor: "Bir senin adın yok daha defterde." Dönüp gülümsüyorum. "Sünnet olanları, evlenenleri, doğanları ve ölenleri yazıyorum buna. Evlen de seni de yazayım. Ama ben ölmeden evlen olur mu? Başka kimse yazmaz yoksa bu deftere." Gülümsüyor ve çıkıyorum.

Bahçeye geçtiğimde, pencereden hala deftere baktığını görüyorum. Burnunu çekiyor. Elinde tarih tutan bu adam beni büyülüyor...

Fotoğraf: http://www.deviantart.com/print/618291/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

biri kırmızı kaplı defterde yer alman, diğeri yaşama veda etmeden önce Fettah Dayının o defteri sana hediye etmesi. İçten sevgilerimle.

nilgun 
 06.09.2007 23:58
Cevap :
Sevgili Nilgün Hanım, Çok ama çok teşekkür ederim. Sizin içten dileklerinizi her zaman yanımda hissettim tıpkı şimdiki gibi. En içten sevgim ve dostluğumla kucaklıyorum sizi.  07.09.2007 11:58
 

ama aynı dert bende de var kışınüşüyorum yazın bunalıyorum. havadan olsa gerek... Bir de bekletme Fettah dayıyı bence...

karga 
 06.09.2007 16:44
Cevap :
Çok teşekkür ederim. Fettah Dayı'yı ziyaret edeceğim en kısa zamanda söz :) Sevgilerimle...  06.09.2007 16:58
 

çok güzel bir konu.. çok güzel bir yazı... ben de sizin kadar büyülendim sayılır... sevgiler.

Astrokedi 
 04.09.2007 17:41
Cevap :
Sevgili Sevil, Çok teşekkür ederim. Onu görmenizi isterdim inanın büyülenirdiniz. Sevgilerimle...  04.09.2007 18:15
 

Ve bu Ulu Çınar'a ait defter. Tarihin ta kendisi Fulya'cığım bu. 90 yaşında ama ne kadar güzel düşünceli bir adammış Fettah Dayı. Arada sırada sohpet de etsen, kimbilir ne anılar yüklüdür, hem defterinde hem de belleğinde Fettah Dayı'nın. Sevgilerimle canım...

Özlem Akaydın 
 04.09.2007 9:17
Cevap :
Canım Özlem, Aslında yaşadığımız yerde canlı tarihler var ama biz farkında bile olamıyoruz bunun değerinin. Anneannem, Fettah Dayım ve daha niceleri. Onlarla fırsat bulduğum her an sohbet ediyorum. Ve anlattıkları...İnan bana hiç bir kitapta yok.Sevgilerimle...  04.09.2007 11:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1049
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster