Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mayıs '14

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Feyzioğlu sendromu!

Feyzioğlu sendromu!
 

Kaynak: İnternet


Ahanda yeni bir sendromumuz oldu, hayırlı, uğurlu olsun!

******

Vallaha konu Feyzioğlu ile hiç ilgili değil ama sinirim bozuluyor şu ifadeyi duyduğumda: Cübbeni çıkart da gel!

Bilmemneni bırak da gel!...

Ayol, ülke siyesete odaklanmış sayenizde, analık-babalık, din-ahlak, çocuk yapma sayısı, doğurma şekli falan derken altı-üstü belediye seçimlerini başbakan nezdine odaklayan bir hükümet; yani, hükümetin girmediği alan kalmayıp da, seçmenlerin aklı başında olmayanlarını dahi oy kullanmaya getirterek siyaset konusunda seçim yapmasına önayak olanların aklı başında ve de dirayetli birini karşılarında bulunca “Siyaset yapacaksan parti kur!” diye hönkürmelerini ancak psikolojik nedenlere dayanarak açıklayabilir normal bir insan.

******

Bir kere, hiçbir demokrasinin ve insan özgürlüğünün var olduğu ülkede insanlar siyaset ile bu kadar içli-dışlı olmazlar!

Zira gerek duymazlar!

(Ayy, şimdi birileri çıkıp da “Bizim ülkemiz insanları siyasetle uğraşıyor, kıskanıyorlar ayy bizi!” diyebilir. Der vallaha, hani sanki bizim ülkede her siyasete bulaşmış olan özgün ve özgür düşüncesini üretebiliyormuş, mesela, her kadın kendi inisiyatifi doğrultusunda oy kullanıyormuş gibi!)

******

Sendrom dedim diye bu kadar şeyettim; neyse, Feyzioğlu konuşmasında aklı-vicdanı hür, efendime söyleyeyim, vatandaşlık haklarının bilincinde olan kesimlere hitap etmiş; ağzına sağlık!

Bu konuşmaya dayanamayanlar olmuştur mutlaka ancak dayanamayanlar arasında başbakanımızın başı çekmesi ise destekleyenleri tarafından alkışlansa da demokrasi adına üzülmek gerekiyor!

Üzerinde en çok durulan konu konuşma zamanının aşımıysa, hiç kimse sıkılmayıp da başbakan bu durumdan sıkıldıysa, hani en naif haliyle anlatılan şekliyle, yahu, ben olsam, saatimi gösterir ve gülümserdim!

Karşımdaki adam da donanımlı bir adam, gülümser ve bitirdim, bitirdim derdi…

Diyelim ki hala bitirmedi, “Oooo, karnımız açıktı, kokteyl ne zaman?” denildiğinde çok da keyifli bir zaman geçirilirdi.

******

Bir başbakan bu şıklığı yapamıyorsa cumhurbaşkanlığına nasıl aday olur, bilemiyorum!

Bir başbakan nasıl olur da ilkokul çocuğu gibi tepki verir, nasıl somurtur? Nasıl kendine hakim olamaz, onu hiç bilmiyorum!

İnsanoğlunun öyle-böyle tarafları vardır diye kimse ahkam kesmesin; insanoğlunun öyle-böyle tarafları vardır, doğrudur, lakin milyonlarcamız bu halimizle yaşarken aramızdan bazıları çıkıp da siyasette boy gösterip, başbakanlık, cumhurbaşkanlığı gibi, bakan, milletvekili gibi olma eyleminde bulunuyorsa senden, benden daha başarılı, daha adaletli, efendime söyleyeyim, daha bilgili, hoşgörülü falan olması gerekir!

******

Nagehan Alçı ile hiçbir konuda hemfikir olamadık; şey pardon, ikizleri ile ilgili yazdığı bir yazı vardı, orada  şahsen hemfikir olmuştum!

Neyse…

Öyle bir tesbitte bulunmuş ki; “Dün Feyzioğlu’nun konuşmasına tepki olarak en az Başbakan’ın salonu terk etmesi kadar önemli olan gelişme Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay Başkanı’nın da Başbakan’la birlikte salondan çıkmasıdır. Bu artık devletin bir bütün olarak siyasete meydan okuma ve siyaseti vesayet altına alma girişimlerine ortak tavır gösterdiğinin işareti.”

İlginç bir yaklaşım tabii ki; Genelkurmay başkanının siyasetten arındırılması konusunda fikir beyan edenlerin siyasete karşı meydan okuma(!) konusunda hemfikir olmalarını alkışlaması…

******

Bana göre Metin Feyzioğlu’nun konuşmasında yanlış hiçbir şey yoktu!

Zamanı aştı diye bu kadar da tepki verilmezdi; yani en azından sokaktaki bir insan sıkılıp da “Yeter artık!” diye seslenebilirdi ancak oradaki hiç kimse sokaktaki adam-kadın değildi!

Orada bulunan herkesin bir mertebesi, ülke hakkında söyleyecek sözü vardı; başbakan tepki vermeden Zerrin Hanım da saatini gösterebilirdi gülümseyerek; ille de başbakanın çıkışından sonra tavır göstermesine gerek yoktu ki o tavrı da anlayan anladı zaten!

******

Aslında var ya; hakkımızın en çok korunması gereken yer orasıyken, “Siyaset yapacaksan cüppeni çıkart” denilemeyecek, vatandaşın hakkının arandığı en önemli mevkilerden biriyken böyle bir saldırının öncelikle adli makamları temsil eden kişiler tarafından “edepsizlikle” olmasa da insan haklarına aykırılıkla geri iade edilmesi gerekirdi!

Her seçim zamanı çeşitli şekillerde oy alma babında siyasetin göbeğine çekiliyorsak, çekilmesek bile en basit vatandaşlık hakkımız ki çoğu vatandaşımız bir şekilde kandırılıyor ve siyasetten hiç anlamasalar da bir şeylerin peşinde koşuyorlar.

Neyse… O zamanlarda 86 yaşındaki Hatçe Teyze’nin oyunu kullanması siyasi tercihi olmuyor da, bir başka kişinin siyasi tercihini deklare etmesi, ya da özgür iradesiyle fikrini beyan etmesi eğer ki başbakanın partisini övmüyorsa siyasi yapılanma girişimi!

Övüyorsa, sevgili vatandaş!...

Arkadaş; siyasete din, mezhep, kadın-erkek-çocuk bulaştırdıktan sonra kalkıp da “Siyaset yapmak için parti kurun!” demek, komik!

Bulaştırmasanız da komik; sizin siyaset dediğiniz insanların yöneticilerini seçme durumudur; demokrasi budur!

******

Demokrasi ne değildir?

Nagehan Alçı cumhurbaşkanı, başbakan, genelkurmay başkanı birlikte Feyzioğlu’nun konuşmasına tepki olarak birlikte çıkmalarını çok olumlu buldu ya; ben bulmadım şahsen!

Her birinin tapkisi farklıydı, beden dili diye bir şey var!

Diyelim ki aynı düşüncelerdeydi; koskoca ülkenin başındaki üç ayrı kişinin kendilerine ait bir görüşü, bir duruşu yok mudur?

Başbakan “edepsizsin!” derken hakikaten edepsizlik yaptığına inanan bir cumhurbaşkanı bir çift laf sözlemez mi?                    

Durdurmaya çalışırken görüntüleri var, bir cumhurbaşkanı, durdurmaya çalıştırdığı başbakan gidiyor diye arkasına takılıp da gider mi?

******

Birinden biri, eğer gerçekten söylenene katılıyor olsaydı, başbakana rağmen, orada kalırdı!...

Bu, bir kişilik meselesi aslında…

Katılmadılarsa söylenenlere, bir-kaç kelam da edebilirlerdi başbakanın çıkışından sonra.

O yok, bu yok; başbakan ne derse, ne yaparsa o; biat kültüründen başka, aklı başında olan insanlar için, ne çıkar ortaya?

Haa, birinden biri farklı bir duruş sergileseydi, vavvv, demokrasi uç vermeye başlamış derdik de…

******

Hayır yani; en anlayamadığım şey şu konuya destek verenler: Siyaset yapacaksan partini kur!

Ne münasebet arkadaş; oy verme zamanı poposunu kaldırdığınız vatandaşlar siyasi görüşlerini ifade etmeyecekler mi yani seçim sonrası?

Hay yarabbim, farkına varmadan onlara benzemeye başladım; sen koru yarabbim; her bir vatandaşın özgür iradesi kapsamında siyasi görüşü de vardır, tercihi ve ifade etme hakkı da!

Hangi başbakan buna zincir vuracakmış, şaşarım!

Aaa, bir silkelenin arkadaş; hangi başbakan hakaret etti size bunca zaman?

Edepsizlik etmeyene “Edepsiz” diyen asıl edepsizdir! Böyle öğrenmedik mi?

Dağdaki çoban oy verirken kepeneğini mi çıkartacak ya da bir siyasi bir fikrini anlattı diye “Kepeneğini çıkart da parti kur!” mu denilecek?

Çok komik, çok üzücü… Yazık… Hatta utanç verici… Mantık dışı, psikiyatr içi… Heba edici… Yıkıcı… Esefle izlenesi… Kol-kanat kırılış, göz yaşı akıcı… Bir umut diye çırpınış…

Bir duruş, bir hak arama… Bir çöküş sonrası ve tekrar doğrulma…

“Az kişi kaldık arkadaşlar, bir omuz verin!” çabası; “Çok kişiyiz aslında” duygusuyla yaşanan huzur…

Yine bir/birçok baskı ile silkiniş: Çok ağrına gidiyor insanın; çok ağrına gidiyor da… Bildiğimiz gibi; her suyun başı tutulmuş!

“Bir çekil” diyemiyorsun; gözüne dik-dik bakıp, “Çekilmiyorum!” diyor… Gücün varsa çekilttir diyor; öyle dikmiş gözlerini… Bulaşmak istemiyorsun, neredeyse…

Gözlerini, istesen de öyle dikemezsin bir başkasının gözlerine; öyle çek git der gibi, öyle “S.ktir lan!” der gibi…

“Edep” diyorduk, değil mi?

Dürüstlükten öte edep yok diye öğrettiler bize; insan hakkı yenmez, kimse küçük düşürülmez diye…

Kimsenin hakkı alınmaz, çalınmaz diye…

Kimsenin iyi niyeti suistimal edilmez, kimsenin önem verdiği değerlerle alay edilmez, o değerler çıkar uğruna kullanılmaz diye…

******

Biri edepsizlik yaptı, birileri demokrasiye çomak soktu; ama var ya… O kişi Feyzioğlu değildi, kesin!

 

http//twitter.com/Gulgunkaraoglu

gulgun_2006@hotmail.com

Erdal Ceyhan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aklı ve vicdanı hür, vatandaşlık haklarının bilincinde bir insan olarak diyorumki; Feyzioğlu kendisine tanınan sürenin üçkatını kullanmıştır.İlk yanlış budur.Konuşma süresinde yaptığı çoğu tespiti ben kendim çürüttüm.Van depremi, Gezi olayları ve Berkin olayı hakkında söylediği hiç bir konuşmasına katılmıyorum. Özgürlük ve demokrasi o kadar tavan yaptıki ülkede çıkıp diktatör dediğiniz bir başbakanın karşısında bir saat ağzınıza geleni söylüyebiliyorsunuz. Demokrasi bu işte, ileri demokrasi ! herşeye rağmen konuşabiliyorsunuz.İnanın sizin kadar özgür değilim, sizin kadar konuşamıyorum.

selma gökmen 
 12.05.2014 10:28
 

Yeter artık. Yöneticilerde "Olcay Gülgun Karaoğlu Sendromu" oluşturacaksın!

Erdal Ceyhan 
 12.05.2014 8:10
 

çok boş bir yazı farklı bişey yazaydın barı, copy paste yap yapıştır.

Serdar Çelepçıkay 
 12.05.2014 5:51
 

Yureğinize ve kaleminize sağlik. Beni en cok düşündüren Cumhurbaşkanının orada kamaması idi, Genelkurmay başkanının neden salonu terjkettiği belli ama Cumhurun başkanının tavrı öyle olmamalıydı.

Mustafa Gurel 
 12.05.2014 5:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1311
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster