Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Temmuz '17

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
141
 

Fi ve Pi'nin Dansı

 
İlahi geometri olarak tanımladığımız , determinizm ve karşıtı kaosu içine alan varoluş matematiğinde, pi ve fi den bahsetmek istiyorum, zira kaos diye tanımladığımızın kendine özel düzeni vardır ve bu tip düzenleri bilmeyen ve anlamak çabası göstermeyen, uzaklaşan bilinç "işe yaramaz varoluş" tanımı ile dindeki bağnazlığı ilimde de yürütür..
 
Pi ,bir dairenin çevresinin çapına bölünerek elde edilen ve 3,1416.....sonsuza kadar uzanan katsayı,
 
Fi ise (PHİ), altın oran denilen ve 1,618... olarak tesbit edilen , fibonacci dizisinde 13 cü rakamdan itibaren sabitleşen ,doğanın birçok oluşumunda ,mesela insan vücudu,yüzü, uzuvlarının yerleşimi,kutsal yerlerin oluşmasında göz önüne alınan , DNA sıralanması ve kalb ritmi oluşumunda, akciğer bronşlarının dallanması konularına kadar madde olarak nekadar oluşum varsa kaotik sanılanın gerisindeki gizemli oran..
 
Altın oranın detaylı özelliklerine fazla girmeyeceğim ,internette bol izah mevcut..
 
Ancak önemi hakkında bilgi sahibi olunması, matematikle ilahi düzen arasındaki ilintiyi belirtmesi yönünden kişilere tavsiye olarak bildireceğim konular içindedir.
 
Determinizm ,
olacakların evvel bilgilerle oluşacağı , hazırlanmış olayın , zaman geldiğinde mutlak devreye gireceğini vurgulayan bir anlayış tarzı ve newton açılımıyla son asra kadar izah edilebilen bilimin direği olarak insanların zihnini meşgul etmiştir.
 
Kuantum anlayışı ile , kelebek etkisi de denen , yani ufacık bir etkenin ,varoluşu ifade eden her şeyi etkileyebileceği bilinci şu evrede hakim durumdadır .İşte bu husus , karmaşa ,kaos gibi gözüken belirsizlik ortamındaki hareketin, altın oran uygulaması ile bir ilahi geometri düzeni içinde kendine özgü bir düzeni vurgulamaktadır..
 
Ancak bu anlayıştaki açık kapı olarak, başlangıçta ,serbest seçim uygulamasının, bu ilahi düzende ne şekilde ifade edileceği şeklinde oluşmakta olduğunu söylenirse de sonuçta izahı sağlayacak doneler bulabilmekteyiz, şöyle,
 
Bir kelebeğin kanat çırpması dedik ,evrenin işitmesine uygun bir hareket ortaya çıkartmıştır,yani bundan varolmuş her madde etkilenecektir ,enerjisel hareket ,her ne şekilde olursa olsun iletişimini,tek bir atomda olan ,"spin" diye tarif edilen döngüsel olaya iştirak etmek şekliyle belirtir,yani dönme varoluşun en asıl işlevidir. Uzaysal izahlarda uzayda çizgisel olarak doğrunun olmadığı, eninde sonunda eğri karakterin ortaya çıktığı gerçeğini hatırlayınız. 
 
Dönme ve dairesel hareket bu yönüyle pi katsayısının önemini ortaya çıkarır ,işte pi katsayısının virgülden sonraki sonsuza kadar uzanan rakamsal çoğunluğu ve her tercih edilen rakamla elde edilen dairenin değişik oluşu ve ilave edilen her sonraki rakamla yapılan dairelerin bir evvelkinden büyük olması ,bu döngüsel hadisenin titreşim ve genişleyen özelliklerini de ortaya çıkarır.
 
Daha açık izah ile ,
pi, döngüyü ,ancak algılama veya seçim çeşidine göre oluşumdaki frekans diye de anlatılan titreşimi belirtmektedir.Burada genişleyen veya daralan daireler tercihin çeşitlilğini işaret eder,
 
Netice olarak ,altın oranla oluşmuş düzenlenmiş maddesel özelliğin, pi ve phi dansı dediğimiz bir müştereklikle ortaya bir varoluş dinamiği ve ahengini sergilediğini söyleyebiliriz..
 
Bir insan yüzü, altın oranla yerleşmiş göz, dudak ,burun gibi organlarının değişik görüntü verecek şekilde yerleşmesi ve yüz adelelerindeki kıvrımlarda oluşan dairesel hareketin izleri ile genetik etkilerle oluşmuş özel bir karaktere dönüşmüştür, yani uygun yerleşmiş dikdörtgenler, dairesel tercihlerdeki farklılık yoluyla insan yüzünün standartlığı bozulmuş, kendine özel şekil oluşmuştur,
 
Bu husus, pi ve phi dansının bedendeki örneğidir..
 
Düşünürsek daha bir çok örnek bulabiliriz. Burada düşünce derinliğine ve genişliğine ulaşmış bir dostumun ilavesini de geçiyorum,
 
"Phi bedenimizdeki en küçük bir parçada dahi mevcuttur, doğada da öyle ve evrende bildiğimiz bilmediğimiz her yerde. Bir yaprağın gövdeye tutunuşundan tutun da, dünyanın güneşe olan uzaklığına kadar. Bu bizim dünyanın parçası olduğumuz ve evrenle bir olduğumuzun kanıtıdır. 
İnsan bedeninin her yerinde de pi sayısını bulabiliriz. Resim yapanlar bilirler, oranlamak için kullandığımız daireleri hatırlıyacaklar dır. Görünüşte dikdörtgen gibi algıladığımız bedenimiz yine dünya ve evrende var olan sonsuz pi sayısıyla eşitlenir. Pi sayısı, suya düşen taşın yarattığı dalgalar da oluşan daireler gibi gittikçe açılan dairesel döngüde olan yükseliştir.
Phi denge, pi frekanstır. Her ikisinde de sonsuza ulaşma çabası vardır. Ulaşmaya çalıştıkça, önümüzde açılan yeni yolları görebiliriz." 
 
izmirli doksanyedi bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, Çok eksik olduğum bir konuya değinmişsiniz. Teşekkür ederim. Bilinçleneceğim. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 01.08.2017 16:53
Cevap :
Ben de selam ve sevgilerimi sunarım..   02.08.2017 14:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 19
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 126
Kayıt tarihi
: 26.01.17
 
 

Dante gibi yarısındayız ömrün diyen Cahit Sıtkı Tarancı'nın belirttiği orta yaşın iki mislinden f..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster