Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Aralık '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1222
 

Fikrim firarda

Fikrim firarda. Nerelere gitmiyor ki şuan, neler yapmıyor ki? Bir beden bu kadar mı ağır gelir ruhuna insanın?

Beden burada olmak zorunda ama dizginleyemiyorum ruhumu. Madem eşlik edemedim ruhuma, onunla olamadım, yarenlik edemedim hiç olmaz ise onun gördüklerini, onun algıladıklarını anlatayım dedim. Aslında çok da yabancı değil bu durum. Kimi zaman oldu ki yaşadım bu anı. Ellerimde kelepçe, ayaklarımda yok pranga beni olduğum yere çivileyen.

Anımsayabildiğim kadarıyla okul döneminde daha sık oluyordu bu durum. Sırada oturup öğretmenimi dinliyormuş gibi yaparken hem de gözünün içine baka baka misket oynuyordum arkadaşlarımla. Ama suç ben de değil zira istemezmiyim ben de anlatılanları öğrenip yazılı sınavlarda iyi notlar almayı. Olmuyor işte olmuyor. Kendimi toprağın üzerinden alamıyorum hem de tam nişan almışım üçgenin içindeki misketlerden mavi beyaz olana. Çok kızgındım çünkü, nasıl olur nasıl beni yener diye. Ben çok iyi oynarım bu oyunu. Kaçtane misketini kırmıştım diğer çocukların atış yaparken. Yani o kadar da hızlı atardım misketi. Hem ne diye bu güzel havada okul olur ki bizemi sormuşlardı zamanını. Kışın soğuk günlerinde bir de havalar yağmurluyken olsa ya okul günleri. Olmaz illa güneşli sıcacık havalarda bizi tıkacaklar kapalı bir odaya. Gerçi kar yağdıktan sonra kartopu oynamak da ayrı mutluluk.

Olmuyor işte olmuyor, yaz kış fark etmez. Ben burada olmak istemiyorum. Ben toprakta misket oynamak istiyorum. O mavi beyaz misketi toprağın üzerine çizilmiş üçgenin dışına çıkarmalıyım. Sonra bir de güzel bir el hareketi ile süslemeliyim zaferimi. Lütfen öğretmenin bana izin ver ve ben gideyim ruhumun yanına.

Şimdi bir de soru sorarsın anlattıklarından, acaba benimi dinliyor yoksa fikri firardamı diye. Tam çizgiden dışarı çıkacakken mavi beyaz bilye sesleni verirsin bana. Ben duyamacağım seni doğal olarak. Ve sen gelip kafama cetvelle vurunca ancak ruhum bir koşu gelip girecek bedenimin içine. Yarı sersem anlamaya çalışacağım söyleneni. Az önce gelen ruhuma inat beynimden içeri girmemiş olan anlattıklarınızla ilgili olarak sorduğunuz cevaba bir süfler arayacağım acınacak bir halde. Çaresiz bakınacağım arkadaşlarıma. Ah öğretmenim ah. Madem anladın ruhumla bedenimin ayrı ayrı yerlerde olduğunu neden rezil edersin beni herkesin önünde.

Ama siz de haklısınız. Siz neden buradasınız ki bu güzel havada. Gidin gezin, dolaşın. Yoksa sizin ruhunuz da firarda da suçunuza bir ortak mı yakaladınız? Sizin firarınız anlaşılmasın diye benim firarımı mı ortaya çıkarıyorsunuz.

Öğretmenin seni saygı ve sevgi ile anıyorum şimdi. Bu yazıyı yazaken arada bir soru sorup cevap bekleyen arkadaşlarım benim durumum da değilmi?

Hava sakin, güneş var yakmayan. Yeni yeni yeşillenmiş tarlalar. Ve ben burada masamdayım bütün bunlardan uzak. Seni azat ettim, haydi git dolaş, gez gönlünce. Sonra nasılsa geleceksin buraya. Ben seni bekliyorum ama geç kalma olur mu?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 71
Toplam yorum
: 48
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 602
Kayıt tarihi
: 18.12.08
 
 

1967 Yakacık doğumluyum. H.Ü. Edebiyat Fakültesi'nde 2 yıl öğrenimden sonra İ.Ü. Arkeoloji ve San..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster