Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mart '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1086
 

Fil adam kadar insan olabilmek...

Fil adam kadar insan olabilmek...
 

Joseph Carey Merrick


Zamanında değerini ve anlamını pek de kavrayamadan okuduğum, şimdilerde kardeşimin de yeni yeni okumaya başladığı ve bana hatırlattığı “Fil Adam” klasiğini tekrar ele aldım. Önce özünü anlamam, içselleştirebilmem sonra da kardeşimin sorduğu sorulara yanıt verebilmem gerekiyordu. Ortaokulda yalnızca masal gibi okuyup geçiştirdiğim ama sonradan o zamanlar değerini anlayamamış olmanın üzüntüsünü ve pişmanlığını şimdi hissettiğim iki klasikten biri olan “Fil Adam” (ki diğeri “Hayvan Çiftliği” ‘dir) karakterini kitaptan okuyarak hatırladıktan sonra John Hurt ve Anthony Hopkins’in usta oyunculuğu eşliğinde 1980 yapımı filmini de seyrettim.

Elbette hikayeyi anlayabilmek için hastalığı, sürecini ve sebebini bilecek kadar temel biyoloji bilgisine, insanı tanıyacak kadar insani özelliklere, modernizmin getirisi estetik anlayışını eleştirebilecek kadar açık zihne, gerçek oluşundan etkilenebilecek kadar da vicdana sahip olmak gerekir. Zaten asıl etkileyen yönü de bu; GERÇEK oluşu. İçsel olarak GERÇEK BİR İNSAN’ın, dışrak olarak insan görünümlülerden neler çektiği açık açık aktarılıyor biyografik hikayede.

Bilimsel olarak, lenf sisteminin hücreler arasına salgıladığı hayati sıvıları geri toplayamaması sonucu vücudun bir kısmının ya da tamamının anormal şekilde büyümesi ve deforme olmasıyla sonuçlanan hastalığa yakalanmış bir insana, geçen yüzyıllarda nasıl da farklı gözlerle, farklı inanışlarla bakıldığı, onun sırf dış görünüşünden dolayı ne işkence ve hak etmediği davranışlara maruz kaldığını görüyoruz. Bu da, son yüzyılın getirisi dışrak estetik anlayışın altının aslında ne kadar boş olduğunu gözler önüne seriyor. Hele ki söz konusu bir “İNSAN” ve “gibi görünenler” ‘den daha da duyarlı, daha sevgi dolu, daha bilgili, daha duygusal iken. Ama tüm yaşadıklarına rağmen Joseph Carey Merrick, hayata tutunmadaki inadı, onun gibi dışlanmış seven arkadaşları ve ona ilgi gösterip, onun için elinden geleni yapan, zamanı geldiğinde de kendini bile sorgulayan doktordan çok İNSAN Frederick Treves sayesinde sosyal hayata karışıp, onu kovalayan onlarca insana “Ben hayvan değilim, ben bir canlıyım. Ben bir insanım.” diye haykırabiliyor. O haykırışı hak edecek içsel özellikleri de göstererek; nezaket, duyarlılık, sevgi, saygı, umut…

Acı dolu yıllardan sonra sosyal yaşama karışabilecek medeni cesareti göstermesi, kendi odasının penceresinden az da olsa görebildiği katedral çatısına bakarak, geri kalanını bizzat kendi hayal gücüyle maketleştirebilmesi ve sonunda “başardım” diyerek, her zaman özlemini duyduğu sırt üstü uykusuna bir daha hiç uyanmamacasına yatışı önünde ancak saygıyla eğilebilirim.

Bizzat kendi yaşamıyla, bir çok değer gibi görüneni sorgulatıp, bir çok gizli kalmış asıl değer olanı hatırlatan ve bana “Fil Adam kadar İnsan Olabilmek” dedirten Joseph Carey Merrick’e saygılarımla…

Umarım sonsuz huzur içindedir…

Kesinlikle okunması gereken bir biyografi… Ancak bir hayat yaşayabiliriz ama okuyarak bir çok yaşama kavuşabiliriz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 719
Kayıt tarihi
: 16.07.07
 
 

Mimarım, özel bir şirkette çalışıyorum. Felsefe ile özel olarak ilgileniyorum, özellikle karşılaştır..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster