Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ocak '07

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
418
 

Film çekmenin dayanılmaz çekiciliği

Film çekmenin dayanılmaz çekiciliği
 

Sinema sektörü içinde film yapan insanlar gerçekten bu işi bilerek yaptıklarında, ulaşmak istedikleri kitleyi iyi yakaladıklarında bu sektör karşılığını hep vermiştir. Çünkü eğer yaptığınız bir eseri sinema salonlarına taşıma gücünüz varsa seyirci yaptığınız işin en iyi reklamcısı olacaktır. Bizim sinemamızda zaman zaman çok güzel dalgalar yakalanmış, tam artık bu sinema bu dalgayla sörf yapar dediğimizde bu dalgaya zoraki sinema yapma isteğiyle girmeye çalışan yapımcı ve yönetmenler hem kendileri hem de sinemamız açısından düş kırıklığı yaratmaya başlamışlardır. Bazı yerli filmlerin salonları doldurmaya başlaması içlerinde sinema dürtüsü olan belli bir gurubu faaaliyete geçirir ve kaşınan avuçlar bir ticari zihniyet içinde bir avuç inciri berbat eder. Hazırlığı olmadan kabataslak çekilmiş bir kaç film izleyicinin gözünde yükselmeye çalışan yerli sinemaya "Acaba? " diye bakılmasına yol açar ve bu arada gerçekten güzel çabalarla hazırlanmış filmlerde arada kaynayıp gider.

Geçmişte ayda 200-300 filmin çekildiği dönemlerde ki filmlerin de mantığı maaalesef hep böyle olmuştur: Bir film tuttumu hurrraaa sende yap tutar mantığı ile seri üretim başlar. Bir çoğunun konusu hemen orada yaratılır, aktörleri bir kaç günde belirlenir "Kamera dön orayı çek, dön burayı çek" duygu yok, mimik yok, sanat yok yani biraz saygısızlık gibi olacak fakat bazı filmler yerine bir düğün salonu videosu izlemeyi tercih edebilirsiniz. "Babam ve oğlum", "Beynelmilel", "Uzak" geçmişte "Kibar feyzo" , "Züğürt ağa" gibi filmler küçük bütçeleri ile neden bu kadar tuttu diye merak edip bir projeyi ona göre hazırlamak varken, " Afişleri sinemaya astıralımda nasılsa popüler oyuncularımızı gören izleyici gelir" mantığı ile hareket etmek, sinemamızda bir ileri bir geri gitmekten başka bir şey sağlamaz. Artık sinemamızda yadsıyamıyacağımız bir gerçek de izleyicinin sinema yorumcularının köşelerini okuduktan sonra sinemaya gitme alışkanlıklarının giderek gelişmesi. Yani "Ben yaptım oldu" dönemi sinema için de artık geçerli değil. Saygılarımla...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yeni filmlere bakış açınıza katılmıyorum. aslında sinema, film yapımı hemen hemen her yerde aynı şekilde cereyan eder. sinema aynı zamanda bir ekonomik faaliyettir. dünyada binlerce film cekiliyor kaçını gördünüz? sizce iyi film ne demek? yazdığınız filmlerden başka kaç film adı sayabilirsiniz? sinema yapmak çok zordur. kimi para kazanmak için yapar kimi başka iş bilmediği için. devletler destek verir. neden kendi kültürlerine ait bir film yapılsın veya propogandaları olsun diye. seyredilmese bile tarihte belge olarak kalır. ayrıca cok seyirci iyi film demek mi? amerikalılar neden bir sürü para harcayıp film yapıyor. dünyada her zaman popüler kişiler sinemada yer alır. yeşilçam bu kadar çok film çekmeseydi simdi tvler ne gösterecekti? sinema aynı zamanda bir hizmet dalıdır. bilinçli seyirci daha iyi film yapımına yönlendirebilir. sinemacıları destekliyorum. bazı türk filmlerine taraftar olarak giderim. yılda yaklaşık 15 film izliyorum. kıvamı tutturanların oranı memnuniyet veri bence.

ali can serbest 
 28.01.2007 23:07
Cevap :
Ali can bey, Öncelikle görüşünüz bana biraz şöyle bir şey çağrıştırdı:"Ben peynir üretilmişsse yerim ve kalitesine bakmam ve bu konuda da hiç yorum yapmam ve yorum yapana da sorarım kaç çeşit peynir yedin?" Benim örnek olarak verdiğim filmler bu ülkenin nabzını iyi tutmuş ve izleyici sinema salonundan kalkarken alkışlama hissi duyduğu filmlerdir. Film olsunda taştan topraktan olsun bakış açısı Türk sinemasını çok iyi yerlere götüremez. Ayrıca ben de bilinçli seyircinin sinemamızı yönlendirmesi gerektiğini söylemeye çalıştım. Ayrıca yeşilçam'a tomruk işçilerinin hayatı ile ilgili senaryo götürüp "Bu kadar tomruk kesimi yapamayız, bu sahneleri çıkarmalıyız " cevabı ile senaryosu çekilmemiş biri olarak sinemamızı biraz daha iyi tanıdığımı belirtmek isterim.  28.01.2007 23:27
 

Sinema dediğiniz gibi çok geniş kitlelere yıllarca görülen öğrenimle öğrenilemeyen şeyleri bize iki saatte anlatabiliyor.Çok güçlü bir eğitim aracı,çok güzel değerlendirmişsiniz,elinize sağlık.Samimiyet,sağ duyu,ışık ve görüntü bilgisi işi bağlar...İnsanlar yaşadıkça yaşam doğru ve samimi yansıtıldığı sürece sinema misyonunu yerine getirir.Sinema yüzünüz var,denemelisiniz!

Tanju 
 27.01.2007 0:17
Cevap :
Samimi yansıtma, evet bence de sinemamızla ilgili en doğru tespit bu, bir proje samimi unsurlar barındırıyorsa izleyicimiz tarafından kabul görüyor. Yorumunuz için teşekkürler.  28.01.2007 20:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 251
Toplam yorum
: 260
Toplam mesaj
: 31
Ort. okunma sayısı
: 903
Kayıt tarihi
: 06.10.06
 
 

İ.Ü Edebiyat Fak. Coğrafya bölümü mezunuyum. Lise, üniversite ve  öğretmenliğim boyunca yaşamı şi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster