Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Eylül '17

 
Kategori
Alışveriş - Moda
Okunma Sayısı
86
 

Filyos'ta Trendeki Dövüşün Hikayesi

Filyos'ta Trendeki Dövüşün Hikayesi
 

Zaman zaman haber konusu oluyor, yan bakma cinayetleri. Ya 982 ya da 983 yılıydı.Kısa dönem askerliğimi yapmak üzere işimden ayrıldım, köyüme geldim.

Yaz mevsimiydi. Denizden çıkmış,akşam 6 treniyle köyümüz Gökçeler'e gidecektik. Üç arkadaştık aynı köyden, ben Sedat ve Celal. Köyümüz yakın olduğu için inme-binme kapısının bulunduğu boşlukta ayaktaydık. Benim elimde naylona sarılı mayom vardı. Ayakta başka yolcular da vardı. Tren kalabalıktı. Bizim bu trenlerde baştaki vagondan son vagona kadar gezen gençler olurdu. Vagondan vagona geçiş kapısı açıldı, bir genç sol omuzuma biraz sert bir şekilde geçti. Pardon da demedi. 'doğru yürü lan!' dedim, sert bir şekilde. Geriye dönüp ters ters baktı. Üç kişiydiler.

Tren daha kalkmamıştı. Üç-beş dakika sonra yanımıza tam on iki genç girdi. Diğer yolculara, burayı boşaltın dediler. Elibekş mayoyu sağ tarafımda duran Celal'e verdim. Hiç sözlü atışma olmadan aniden dövüş başladı. Sahne Cüneyt Arkın'ın dövüş görüntülerine benziyordu. Hedef daha çok benim üzerimdeydi. İniş kapısı açıktı. Tren Sefercik Köyünü geçiyordu. Birden kendimi merdivenlerde buldum. Göğsüme kuvvetli bir tekme geldi. Tren hızlı gidiyordu. Bereket kapı koluna sıkı sıkıya sarılmıştım. Var gücümü kullanarak tekrar iniş boşluğuna girdim. Dövüşe devam. Sol yanımda Celal ile Kör Tahsin kapışmışlardı. İkisi de denktiler. Birbirlerine saniyede kaç yumruk attıklarını sayamadım. Onları seyrederken bir yumruk aldım. Birisinin başını iki elimle eğmiştim.Yüzüm korumasız kaldı. Ayrancı lakaplı olanı3-5 yumruk vurdu bana. Bu darbelerle sol gözüm morarmış, başımda da fındık büyüklüğünde şişlikler oluşmuştu. Tam arkamdan bir yumruk da enseme aldım. Sayıları azalmaya başladı, çekildiler. Bir kişi kalmıştı. Sedat onun gırtlağından sarılmıştı. İstesek o arkadaşı fena döverdik. Sedat bırak dedim ve gitti.

Köy durağında indik. Çeşmeye gittim, yüzümü yıkıyordum. Yanıma Selahattin abi geldi.(Deli Selahattin) Ne oldu? Bir şey yok, Saltukovalı gençlerle kapıştık dedim.

Bir kaç gün sonra Isparta'ya askere gittim. Koğuştaki arkadaşlar benden uzak duruyorlardı. Sol gözümde morluk vardı. Aradan biraz zaman geçince birisi yanıma geldi; 'biz senden korktuk' dedi.

Bir hafta sonra Süleyman'ın birahanesinde Sedatla bira içiyorduk. Kalkmamıza yakın Kör Tahsin geldi. Sedat yanına gitti, takılmaya başladı. Oğlanın yüzü kızarmaya başladı, çıt ses yok. Olmuş, bitmiş, uzatmaya gerek yok. Sedat'a bırak dedim.

Bayramda gittiğimde Saltukova'ya uğradım. Arabamdan kaldırımlara baktım. İkisini tanıyordum, birini görsem duracaktım. Tabi beni tanımaları imkansız. Gel birer bira içelim, deyip dövüşümüzü bir de ondan dinleyecektim. Göremedim yine de aklımda. Dövüş hikayemizi anlattıracağım omlara.

Gençlikte olabiliyor böyle şeyler, kin tutmak iyi bir şey değil.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İsmail üstad yaman adammışsın, bilirsiniz Çetin Altanın bir sözü vardır; "Doğuda pusu batıda düello kültürü vardır" diye tam batılı gibi dövüşmüşsünüz. Gerçekten, gençlikte oluyor, dövüş konusunu çapraz dinleme isteğin ise erdemini gösteriyor. selamlar, saygılar.

Nizamettin BİBER 
 12.09.2017 7:40
Cevap :
teşekkürler saygılar sayın üstadım   12.09.2017 15:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 439
Toplam yorum
: 327
Toplam mesaj
: 18
Ort. okunma sayısı
: 225
Kayıt tarihi
: 15.03.11
 
 

A.İ.T.İ.A Yönetim Bilimleri Fakültesini bitirdim. Kütüphaneci ve Maliyeciyim. Emekli oldum. İlgi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster