Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Kasım '06

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
349
 

Fındık kabuğu düşünceleri

Haddimize de değil aslına bakarsanız. Sorgulamak...
Günlük uğraşı, koşuşturmacası içerisinde yorulup akşam biraz televizyon seyredip eldeki çay bardağı ile uyuklamak varken sorgulamak ne haddimize... Biraz çerez biraz televizyon biraz da kullanımına aykırı olarak internette sörf ve bir gün daha bitti. Ne haddimize devleti düşünmek, eğitimi düşünmek... Ne haddime bir soru için gelen bir öğrenciye bu soruyu nerelerde, nasıl ve ne zaman kullanabileceğini anlatmak... Bırak gitsin kardeşim akşama kadar çalışmışsın, trigonometriyi nerede kullanabileceğini bilse ne olur senin için bilmese ne olur çocuk, öğretmeni öğretmemişse...

Sorgulamak ama neyi nasıl... Oturup beklemektense düşünüp sorgulamak... Gerçi devlet adamlarımız ve siyasetçilerimiz bu işi benden daha iyi yapacaklarını düşünürüm ama neyse...

Yeni tanıştığınız bir insanla nasıl başlarsınız sohbete? Bir kere futbol lafı attınız mı ortaya gelir arkası... Kaynaşırsınız gider. Yada benim gibi futbolu spordan ziyade para olarak gören biri için yeni dostlukları kurup pekiştirmek biraz daha zordur.

Geçen gün yeni tanıştığım birisi ile konu geldi dayandı devleti sorgulamaya... İktidar partili danışman arkadaş şimdilik devleti savunmaya çalışıyor. Konu her şeyi devletten beklememeye geldi dayandı da. (Muhalefette olanlar ayrı konuşur iktidardakiler ayrı konuşur bizim memlekette... Hatta yer değiştirdiklerinde fikirleri de yer değiştirir bizim memlekette...) Bu diyalogda, 10 çocuklu işsiz-güçsüz, yeşil kartlı doğulu vatandaşın konumuna girerek mücadele ettim adeta... Evet her şeyi devletten beklememeliyiz. Vatandaş vatandaşlığını bilecek devletten beklemeyecek. Ancak... Ancak devletin vatandaşını eğitmesi gerekmez mi? Örgütlenebilme hakkı, kişisel düşünme, dini inançlarında serbestliğinin sağlanabilmesi, topluma ve sağlığa zararlı birtakım işlevleri eğiterek bilinçlendirmesi gerekmez mi. Her şeyin başı eğitimi hakkıyla yerine getirse ya devlet... Ben yaptım oldu mantığı ile vatandaşın eğitimi sadece belirli noktalara çevrilerek muasır medeniyetlerin seviyesine erişebilir miyiz sizce?.. Kastım beşe on-beşe yirmi cinsinden Bayram Usta elinden çıkmış kalas misali insanlar değil...

Evet tekrar konuya dönüyorum. Vatandaş her şeyi devletinden beklememeli... Ya ne olacak kendi işini kendi görecek. Dediğimde vatandaşımızın zaten allem edip kullem edip işini bir şekilde yapmayı ve yaptırmayı başardığını zaten hepimiz biliriz. Ben en çok devlet kurumlarında bir işimi yaptırmayı beceremem. Nedeni mi? Devletin kurumunda varsa bir tanıdık eş, dost, ahbap işiniz süratle yürür, tüm kapılar açılır. Ama yoksa böyle bir şey devletimizin kanunları belimiz büker, iman tahtamızı gevretir. Memurumuz bizim hepimizin evlatlarıdır, amcasıdır veya teyzesidir. Ama gel görki özel bir tanışıklık olmaz ise vay gele başınıza... Tüm kanunlar uygulanır. Kanunlarımızda da çifte standardın uygulanmasına göz yumacak öyle maddeler varki...

Vatandaş hizmet vermez, hizmet bekler, devleti oluşturan vatandaşlar topladıkları vergilerle tekrar vatandaşa dönerler. Vatandaş köprü, okul, yol yapmayacaktır, vatandaş kendi çocuğunun eğitimini veremez. Bunlar hep devlet eliyle döner. Yoksa yapılan işler Kapçıkpakla-Çalkamaç kampanyasındakine dönüp, güdük işler çıkar ortaya... Yada Tufanbeyli’deki yapılması düşünülen köprüyü ilk fotoğraflayıp resim çekenlerdenim, yapılacağı zaman 25 kuruş bile göndermem kaytarırım. Devlet örgütleyecektir bu işleri... Halk yapacaksa bu işleri ne için vergi veririz ki...

Sigara ve içki içmem, kumarda oynamam ve kötülüklerini de bilirim. Türkü dinlerim. Bunlar benim doğrularımdır. (yahu bende mürteciimiyim neyim, yenileyemedim gitti kendimi, ne kadar yazarsam yazayım medeni olamadım.) Dünyanın nüfusu kadar da doğruları vardır. Herkesin doğruları farklı farklıdır meşrebine göre... Devletin doğrusu ise daha farklıdır. Benim doğrularımı anlatabileceğim ve ikna edebileceğim kişiler sınırlı sayıdadır. Toplum histeriye kapılmışsa eğer devlet doğruları anlatmak, ahlaki çöküşü bir nebze olsun önlemek için hakkıyla eğitim işine el atarsa çok daha fazla ses getirir. Her ne kadar özümüze ait değil de taklitçi bir eğitim olsa da... (Gerçi bu anlayışa göre; devlet eli ile kumarın adına ya at yarışı yada devlet kuşu deniyor yada vergili olduktan sonra her bir haltı işleyebiliyor vatandaş ya o ayrı bir yazı konusudur. Yahu yazmıştım galiba ben böyle bir şeyler... Yaşlandık galiba... Kırçıl saçtan başka unutkanlıkta baş göstermeye başladı.)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 22
Toplam mesaj
: 20
Ort. okunma sayısı
: 533
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

2006 itibarıyla 36 yaşında, yolun yarısını geçmiş bir inşaat mühendisiyim. İşim ve ailem herşeyimdir..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster