Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mayıs '14

 
Kategori
Tarım / Hayvancılık
Okunma Sayısı
101
 

Fındıktan sonra

’’ Fındıktan Sonra’’ Fındıktan geçimini sağlayan insanların diline pelesenk olmuş deyim. Fındık ile geçimini sağlayan bölgelerde evlenecek gençler, Traktör alacaklar, ev yapacaklar , ihtiyacını karşılayacaklar ne zaman? Diye sorulduğunda hep’’ FINDIKTAN SONRA’’ derler. Ama son yıllarda fındıkçılar ihtiyaçlarını karşılamak bir yana bu isteklerinden vazgeçmişler toplayıp harman ettikleri mahsullerini her yıl yok pahasına satarak borç sarmalının içine sürüklenerek borçlarının faizini bile ödeyemez hale getirilmişlerdir. Çünkü fındıkta rekabet ortamı ortadan kalkmış, tekel ortaya çıkmış, fındığın kaderi büyük baronları Avrupa’da bulunan ve içerideki işbirlikçileri olan birkaç tekelci firmanın insafına bırakılmış devlet de buna seyirci bırakılmıştır. Devletten beklenen taban fiyat veya devletin imkanları ile destek verilmesi değildir. Çiftçi aleyhine bozulan rekabet ortamının tüm paydaşlarının (Çiftçi, Tüccar, Sanayici)emeğinin karşılanması için, rekabet ortamını yeniden tesis edileceği, herkesin hakça pay alacağı, dünyanın en büyük üreticisi olan ülkemizin fındıkta söz sahibi olacağı yeni bir düzenin tesis edilmesidir. Çiftçi mahsulünün bakımını yapmak, toplamak, harmana getirip pazara sunmakla mükelleftir, çiftçi; iktisatçı, akademisyen, politikacı değildir. Çiftçi bu durumunu bildiği içinde sandığa gider, oy verir, milletvekili seçer tabii olarak da tekelcilere karşı devleti yöneten vekilleri tarafından hakkının hukukunun korunmasını, fındık çiftçisinin tekelciler tarafından soyulmasını engelleyecek politikalar üretilmesini ister. Sanayici de bu işin yükünü paylaştığı  için tabi ki onun da emeği karşılanmalı tüm paydaşlar mutlu olmalıdır. Fakat en mağdur kesim fındık üretici olduğu için üretici ile ilgili tedbirler bizi ilgilendirmektedir. Çünkü fındıkçı 2 TL’den bile fındık satmak zorunda bırakılmıştır. Burada çiftçinin yetkisini almış olanlara, devlete görev düşmekte ve piyasayı düzenleyici görevini yerine getirmesi beklenmektedir.

Devletin neler yapabileceğini dört ana başlıkta toplayabiliriz.

1. Fındık Politikasını Belirleyen Kurumlar

2. Fındık Fiat İstikrar Fonu

3. Lisanslı Depoculuk sistemi

4. Marka Olarak FİSKOBİRLİK Gerçeği

1. Fındık politikalarını belirleyen kurumlar

Ulusal Fındık Konseyi: dokuz üyesi bulunmaktadır. Altı üyesi tüccar, üç üyesi çiftçi kökenlidir. Sanayi bakanlığı: bakanlık bürokrasisinin fındık lobileri tarafından kontrol edildiği düşünülmektedir Avrupa’daki Tekelci Firmalar; serbest piyasa yalanının arkasına sığınıp, fındığı stoklayıp speküle ederek rant elde ettikleri, paylaştıkları, çiftçiyi sömürdükleri düşünülmektedir. Bu yapıdan çiftçi lehine karar çıkmayacağına göre politikalar değiştirilmeli fındık üreticisinin temsilcilerinin etkin olacağı, sömürülmeyeceği, emeğinin karşılığını alacağı fındık istikrar politikaları üretilmelidir. Fındık Tanıtım Grubu: Fiyat adına etkisi olmasa bile Türk fındığını dünyaya tanıtmada etkin rol oynamakta ve desteklenmesi düşünülmektedir.

2. Fındık Fiat İstikrar Fonu

Fiyat istikrarını sağlaması için kurulması  yararlı olacağı düşünülmektedir. Fındık ihraç ürünü olması nedeniyle fındık ticaretinin tamamı kayıt altındadır. Üreticiden kilo başına 0.50 TL (50 Kuruş)kesinti yapılarak toplanan paralar fındık istikrar fonunda toplanabilir ve yıllara göre  arz fazlası ortaya çıktığında  bu kaynak kullanılarak piyasadan arz fazlası fındık  çekilebilir,ürün azlığında kullanım için depolanabilir, aksi durumda  ordu, okul ve benzeri kurumlara bedava dağıtımı yapılabilir çünkü parasını çiftçi vermiştir. Bu sistemde yılık  600 bin ton fındık üretimi ortalaması alındığında kesintiyle yıllık 200 milyon dolar kaynak ortaya çıkmaktadır. Üç yılda bir üretim fazlası olduğuna göre 600 milyon dolarlık bir kaynağın bu kurumun elinde olması ve gerektiğinde piyasaya müdahale edebilmesi düşünülmektedir.(Son yıllarda dünyanın fındık talebi ve ülkemizdeki üretim miktarı karşılaştırıldığında bu önlem gereksiz gibi görülse de  Tekelcilerin arz fazlası kozunu elinden almada faydalı olacağı düşünülmektedir.)

3. Lisanslı Depoculuk Sistemi

Üretici; işçi ücretleri, okul masrafları borç vadesinin gelmesi gibi zaruri nedenlerden dolayı hasadın hemen sonunda mahsulünü pazara indirmekte satmak zorunda kalmaktadır. Pazarda aşırı arz fazlası olduğundan tekelci kurumlar bu durumdan faydalanmakta, üreticinin malını ucuza kapatmakta, depolamakta fiyat artışı sağlayarak rant elde etmektedir. Devletin veya özel sektörün oluşturacağı lisanslı depolarda fındık depolansa, karşılığında üreticiye ürünü kadar sertifika verilse, üretici bu sertifikayı bankaya ipotek ederek ihtiyacı kadar kredi kullansa, pazarda arz fazlalığı yaşanmayacak ürün tekelcilerin, stokçuların ve tüccarın eline geçmeyeceği için ortaya çıkan rant çiftçinin lehine olacaktır. İstediği  fiyatı bulduğunda ise hem depodaki fındığını satıp emeğinin karşılığını alacak hem de bankaya borcunu ödeyecektir.

4. Marka olarak FİSKOBİRLİK Gerçeği

Fiskobirlik Türkiye’nin 76 yıllık tecrübeye sahip dünyada en çok tanınırlığı olan fakat değerlendirilemeyen tek fındık markası olan kurumudur. Yıllar itibariyle güncel politikaların kurbanı olmuş, hantal hale getirilmiş, işlevselliğini yitirmiştir. Fiskobirlik devlet eliyle tam profesyonel bir yapıya kavuşturulup geçmiş tecrübesi ve imkanları ile piyasa düzenleyici, AR-GE, depolama, pazarlama, ürün geliştirme, lojistik, dağıtım ağı kurma vb  benzeri görevleri yerine getirebilecek  bir kurum yeteneğine ve işlevselliğine kavuşturulursa ülkemizde ve dünyada rekabette önemli bir boşluğu dolduracaktır. Her yıl üreticiye hibe olarak devletin cebinden halkın vergilerinden verilen 788 milyon TL(375 milyon dolar)  ‘’Alan bazlı destek’’  profesyonel hale getirilmiş Fiskobirlik’e kredi olarak verilse para hem devletin kasasına geri döner, hem de Fiskobirlik’i işlevsel hale getirir, hem de rekabet ortamı sağlanarak çiftçinin ürünün para etmesinin önünü açar. Üreticiye verilen 788 milyon TL ‘’Alan Bazlı Destek’’ rekabete bir faydası olmadığı gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin cebinden dolaylı olarak dünyadaki fındık tüketicisini sübvanse etmesi gibi bir durumu da ortaya çıkarmaktadır.

Sanayi hammaddesi olan fındık yakın zamanda emtia piyasalarında alınıp satılır hale gelecek güce ve öneme sahiptir. Türkiye fındık borsası bu durum ortaya çıktığında etkin olduğu bir yapıyı da tesis etmelidir.

Dünyanın en büyük muz ihracatçısı Ekvator’dur dünya piyasalarına 1 ton muzu 380 dolara satmaktadır. Dünyanın en büyük muz tedarikçisi firmalar 380 dolara aldıkları 1 ton muzu 1300 dolara satmaktadır ve bu bir ironiyi göstermektedir. Bu firmalar ne yapmaktadır da ton başına 800 doları cebe atmaktadır? İşte bu firmalar Finans, tedarik, depolama, lojistik ve dağıtımı sürekli hale getirip piyasalara 12 ay güven vermekte ve herkesin muz ihtiyacını karşılamaktadır. Belki uzun zaman alacaktır ama Türkiye fındığını ucuza kaptırmak istemiyorsa, sanayicisi ve üreticisini korumak istiyorsa, dünyanın en büyük fındık üreticisi  ülkesi olarak  şimdiden uzun vadeli fındık politikalarını oluşturmalıdır bu sayede hem çiftçi hem sanayici para kazanacaktır. Bu gün Almanya Hamburg borsası ile elinde tuttuğu dünya fındık ticareti sayesinde muz firmaları örneğinde olduğu gibi Türk fındığını ucuza kapatmakta elde ettiği rantı tek başına almakta en büyük üretici olan Türkiye ise fındık politikası olmadığı için seyirci kalmaktadır. Son dört yıl ki üretim, tüketim rakamları ve ortalamaları göstermiştir ki TEKELCİLER tarafından üreticiyi kandırmak için her yıl koparılan ARZ FAZLASI VAR yaygarası kocaman bir yalandır.

Bu yı l(2014 ) görülen don afeti sonucunda fındık fiyatı 8 TL’ye fırlamış ve nereye gideceği belli değildir. Ama hala talep devam etmektedir ve fındığın başka bir ürünle yerinin doldurulamayacağı aşikardır. Demek ki bu fiyat bile tüketime engel değildir.

Saygılarımla

Şenol KABAOĞLU

   

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 194
Kayıt tarihi
: 08.03.14
 
 

Şenol KABAOĞLU 08.05.1964 Yılında SAKARYA/ KİRAZLI'da doğdum. İlk öğrenimimi  Kirazlı İlkokulu or..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster