Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mart '14

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
2165
 

Firar eden para ve 'Tuzsuz Deli Bekir' hikayesi...

Firar eden para ve 'Tuzsuz Deli Bekir' hikayesi...
 

Ülkenin geldiği duruma bakınca, bu günleri görmek için bizler ne yaptık diye kendi kendimize sormadan geçmek, racona aykırı olmaz mı?

Bu arada tapelerin her gün bir yenisi piyasaya sürülürken, halkın cebini, ülkenin geleceğini hiç kimse düşünmüyor. ‘Bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ mantığı ile hareket ediliyor. Bu arada kaçan kaçana…

En fazla da para kaçıyor! Ortalıkta para yok, ama bol bol tape ve ayakkabı kutuları mevcut. Bir de iktidar ile muhalefet partilerinin seçim söylemleri…

Sıfırlayın söyleminden sonra, para ortada görünmez oldu!

İsterseniz size bir kaçışın öyküsünü kısaca anlatalım. Siz buna firar da diyebilirsiniz.

17 Aralıkta başladı paranın firarı…

Hazırlıksızdı, ayakkabı kutularında saklanmayı denedi önce, lâkin sığamıyordu işte!

İş dallanıp budaklanınca bavullara attı kendini, bavullardan da arta kalanlar “Yağma Hasanın böreği” ne döndü, döndü de gariban takımına mı gitti?

Ne gezer, eşe dosta emanet edildi de mızrak çuvala sığmadı, yine elden çıkarılamayanlar vardı.

Başbakan ve oğluna ait olduğu iddia edilen, telefon görüşmeleriyle ilgili ses kayıtlarından anlaşılan durum bu…

Kimin eli kimin cebinde belli değil!

Belli olan istiflenmiş paralar!..

‘Pencereyi perde, parayı deste güzelleştirirmiş’ derler ya, nede güzel derler!

Paralar belli de adresleri şaibeli; kimileri, birileri için kurulmuş vakfa bağış parası der, kimileri de zekât parasıymış der ki, bu abuk yaklaşım da işin üstüne tüy dikmekte.

Şöyle bir soru hemen akıllara geliveriyor; e benim güzel ve saf kardeşlerim bu paralar hayır içinse, neden saklı bahçelere gömülüp de sonrasında firar ettiriliyor(kaçırılıyor)?

Parayı da ses kayıtlarını da inkâr eden yok, sadece ses kayıtlarında montajlama olduğu savunuluyor.

Bu teknik bir konu, kime sorsanız hemen hemen aynı cevabı alırsınız. Gel gör ki, konunun yani teknolojiden sorumlu olan Bakanın açıklaması akıllara durgunluk verecek nitelikte; Bakan diyor ki, “ses kayıtlarının montaj olduğunu hissediyorum”, pes doğrusu!

Olur da bu kadarı olmaz dediğinizi duyar gibiyim.

Sen teknolojiden sorumlu Bakansın, teknoloji senden sorulur; sense, hislerini söylüyorsun.

Bakanlığın önünde, fala düşkün olanlar, geleceğini merak edenler, sizin hislerinizden yararlanmak için kuyruğa girerse şaşmamak lâzım.

Gelin bu araya bir fıkra sıkıştıralım.

Fıkra bu ya; cenaze namazı kılınacak, bir türlü imam bulamıyorlar, o sırada yoldan geçen içkiciliğiyle ünlenmiş, ayık olduğu görülmemiş Tuzsuz Deli Bekir’i çevirmişler ve de zar zor cenaze namazını kıldırmaya râzı etmişler. Namazı kıldırdıktan sonra Deli Bekir tabutun baş tarafına eğilip bir şeyler fısıldamış. Ne yapıyorsun, diyenlere de, meftaya, “öbür dünyaya gideceksin, dünyada işler nasıl diye sorarlarsa, Tuzsuz Deli Bekir imam oldu dersen durumu anlarlar”  dedim!..

Gelelim gerçeklere; ses kayıtlarında montaj işi su kaldırsa da, parayı kim kaldıracak?

Para ak mı, kara mı?

Bunun cevabını hukuk verir, izin verirlerse eğer...

Aklanma kişiler için güzel bir şeydir, suçtan aklanma beraattır, suçsuzluğun tespitidir.

Para için öyle mi, tam aksine, paranın aklanması, adamına göre çok tatlı ve güzel olabilirse de, hukuk bunu suç sayar.

Yaygın deyim “kara para aklama” dır; hukuk dilinde bunun adı “aklama suçu” dur.

Meşru olmayan (yasa dışı) gelirlerin meşruiyet kazandırılarak, yasal zemine taşınmasıdır. Bunun önlenmesi amacıyla ceza yasalarında düzenlemeler yapılmıştır:

Yasa maddelerini tartışmak hukukun işidir. Hukukçular zaten bu konuyu kendi aralarında tartışıyorlar.

Kara para, kayıt dışı ekonomik faaliyetlerin kapsamında kalmaktadır. Kayıt dışı ekonomik faaliyetlerin yelpazesi geniştir; beyan dışı ekonomik faaliyetlerden yasa dışı ekonomik faaliyetlere kadar uzanır.

Burada “paralel devlet”e yakışır bir kavram da yer alır: Paralel ekonomi ya da, gizli ekonomi, görünmez ekonomi de diyebiliriz.

Anlaşılıyor ki, paralel devlet, görünmez devlet kendi ekonomisini de beraber getiriyor ancak, bu ekonomi, görünmez, gizli devletin kendisi gibi, o da gizli ve görünmez yani yasa dışı…

Ortalıkta kutu kutu, bavul bavul, bunlara da sığmayıp istiflenmiş paralar varken, yetkililer, yükümlüler ve de görevliler ne yapıyor?

Suç varsa, tespiti Yargının işi de, paralel devlet meselesinde Yargının adresini bulmakta zorlanıyoruz; adresi hangi devlette arayacağız?

İktidar şu gizli ve görünmez devletten sızlanmayı bırakıp da, bir an önce ne yapacaklarına karar versinler!

Paranın ak mı, kara mı olduğu çenemizi yorarken, atı alan Üsküdar’ı geçer mi, bilmem! Bu öyle nemenem bir iş ki, kara para aklayıcıları, gerektiğinde vergi yükümlülüklerine de katlanarak elde ettikleri suç gelirlerini yasal mali sisteme çekmektedirler.

Unutuyorduk! MASAK (Mali Suçları Araştırma Kurulu) ne işe yarar? İşte şimdi işe yaramanın tam zamanı. Suç tespit edilmemişse bile emarelerinden (belirtilerinden) yola çıkarak, suçun işlenmesine mani olabilirsiniz.

Türkiye’nin üyesi olduğu OECD Mali Eylem Görev Grubu’nun 1991 tarihli tavsiye kararları üzerine, Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesi Hakkında yasa düzenlemesine gitmiştir, yani kendiliğimizden değil tavsiyeyle…

Mal meydanda değil mi? 

Netice mi?

Tevfik Fikret’ten bir çift dize…

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,

 Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!”

 

Ömer Faruk MENCİK YILMAZ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kıymetli Mesut KARİP :Pencereyi erde, parayı teste güzelleştirirmiş güzel,Tevfik Fikret'in söyledikleri güzelden de güzel.Saygılar sunuyorum.Sağlık ile mutluluk diliyorum.

Mehmet Burakgazi 
 06.03.2014 20:31
Cevap :
Merhaba Mehmet Bey. Yorum ve katkı için teşekkürler. Selamlar, saygılar...  07.03.2014 10:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 3842
Toplam yorum
: 6442
Toplam mesaj
: 310
Ort. okunma sayısı
: 3038
Kayıt tarihi
: 23.03.08
 
 

Antalya'da 1956 yılında doğdum. Emekliyim, Üniversite mezunuyum. Evliyim, bir oğlum var Mimar. Gü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster