Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Haziran '14

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
593
 

Firavun'un çocuklarına (Elizabeth) karşı Musa'nın çocukları (Rte). Kim kazanacak dersiniz?

Firavun'un çocuklarına (Elizabeth) karşı Musa'nın çocukları (Rte). Kim kazanacak dersiniz?
 

Musa'nın çocukları Firavun'un Evlatlarına Karşı kazanmak zorunda....


Türkiye'nin kontrol etmeyi dünyayı kontrol etmek sayan Britanya, her TAM BAĞIMSIZLIK çıkışımızda ülkemizin başına çorap örmeyi tarihsel olarak kendine görev bilmiştir. Türkiye, dışarda iki cephede savaş vermektedir. "İllimünati" Anglosakson ile Siyonist cephede ve Katolik dünyanın gizli gücü "Tapınakçılar"la.  Ülkemiz içindeki uzun yıllara varan yapılanmaları sosyal mühendistlik açısından şapka çıkartılır. Ancak hesap edemedikleri şeyler de var.

Aşağıdaki analizi lütfen dikkatle okumaya devam edin.

Türkiye özellikle 1970 ve 1980 yıllarından sonra hızla köyden kente göç etmeye başladı. Atatürk'ün şehirlerde güçlükle oluşturduğu Laik Batılı demografik yapının zamanla geleneksel İslamcı muhafazakar köylü kesiminin kentlere göç etmesi ve bu kesimin çocuklarının okuyup yeni kentli kesimi oluşturacağı ilk önce hesap edilmemişti ama sonra çaresini buldular.

Nasıl mı?

Bu muhafazakar yığınlar Demirel'le kolaylıkla oyları alınan genelde cahil kitlelerdi. Demirel bu kitleleri nerede nasıl avlayacağını iyi biliyordu. ("Sevgili  Dinar'lılar, sizden oy istmeye gelmedim plakanızı vermeye geldim, plakanız 99 hadi Allaha emanet olun" deyip Afyon Dinar'dan silme oy götürdüğü günler şu an geride kaldı.)
Bununla beraber gerek 1979 İran İslam devrimi gerekse 1980'li yıllarda Afganistan savaşı sebebiyle başlayan "Yeşil Kuşak" doktrini 1988-89 da Afgan savaşının bitipte  Sovyetlerin dağılması akabinde zaten 1978 yılında hazırlanan "Paralel Devlet" yapılanması Türkiye'nin içinde hızla büyütüldü. 1984-85 yıllarında bu kesimlere 600 Milyon Dolar verdi ABD'li Cumhuriyetçiler, bunlar rahatça büyüsünler diye. Çünkü yeni kentli eski Köylü muhafazakarların bir inançla oyalanması gerekiyordu. Uyuştrucu niteliğinde olacak bir inanç. Din'e karşı PARALEL DİN çıkartma senaryosu. Bu paralel dinin herşeyi PARALEL'di. Meryemle evlenen Hz Muhammed algısı PARALEL PEYGAMBER uydurmasıydı. Kuran'ı okumak yerine kendi PARALEL KİTAPLARINI Bastırdı okuttu. Hatta hiç bir kimseye nasip olmayan Allah ile konuşmayı başarmış liderleri de ilk defa PARALEL ALLAH'ı da ortaya çıkarttı.

Batı bunlarla, Türkiye'nin boyun eğen itaat eden görüntüden uzaklaşmasını istemiyordu. Eksenini kaydırmayan legal(!) bir oluşumda Greko Anglo Sakson Dünyada uyumla çalışan bir modifiye İslam yapılanmasını Paralel yapıyla başarıyla oluşturdular. Bu yapı bir anlamda BATI'NIN Sigortasıydı.

Bu paralel yapı 90'larda Bosna'da, Filistin'de, Irak'ta nice yerler inim inim inlerken ne buralara yardım eli uzatıyor ne de  yıkımları yapan zalimlere tavır alıyorlardı.

Türkiye 5 Nisan kararlarıyla yıkıma uğrarken, 28 Şubat'ta İslam camiasından hemen herkesime karşı sürek avı başlatılmışken üç maymunu oynuyordu. O kendine bir misyon bulmuş Yehova Şahitleri gibi kendilerine has dünyalarında izole görünüm göstermekteydiler. Ancak durum asla öyle değildi.

Paraleller köy kökenli muhafazakarları kentlerde çok iyi avladılar, onları geleneksellikten çokta kopmayan bir anlayışla legal sınırlarda çok iyi kullandılar. Emeklerini sömürdüler, verdikleri paraları himmet sadaka adı altında bolca geri aldılar.

Esasen İran Devrimi Batı'ya karşı olmuştu ve 2003 yılında yazdığım ve Kürt sorununu merkeze alan Çalınan Hayatlar;Mülteci adlı romanımda ilk defa açıkladığım gibi bu devrimin Türkiye'yi etkisi altına alması iki adamla (Paralel Devlet ve PKK) önlenmişti. Çünkü Sünniler tıpkı Şiiler gibi devrim yapmaya kalkabilirlerdi Türkiye'ye.

Yaşı 40'ın üzerinde olanlar ne demek istediğimi bilirler, bu yazdıklarımdan 40 yaş altı hiç bir şey anlamaz.

1990'lı yıllarda Bosna ve Çeçenistan savaşları yurt içinde hızla islamlaşmayı arttırırken bunun gelişim sürecinin önünde duran Paralel DİN Yapılanması oldu. Batı, Orta kuzey ve Güney Anadolu'da yapılanan Paraleller bu bölgedeki Muhafazakarları BATI islamcısı haline getirmişlerdi.

Aynı önemde PKK'da İran üzerinden gelen İslamcı akımı Kürt Milliyetçiliği ile başarılı şekilde tasfiye etti.

Güney Doğu Anadolu dağlarından gelen her şehit ve her PKK'lı gencin ölümü her iki ırktada ırkçılığı arttırıp İslamcı söylemleri geriye itti. Yine Güneydoğu Anadolu'da İran'dan etkilenen islamcılar PKK ile kanlı bir savaşa girerken PKK'nın "Bunlar Türklerin Ajanı" söylemlerinin tuzağına düşüp İslamcı Kürtçü bir çizgide hareket etme yanılgısıyla Anadolu genel islamcı perspektifini oluşturumayıp marjinal çizgilere kendilerini hapsetmişlerdi.

Şu an Türkiye'nin İran gibi bir ülke olması mümkün değil. Gelecekte de olabileceğini sanmıyorum. Zaten Batı için önemli olan Türkye'nin İslamcı olup olmaması değil Türkiye'yi ne oranda ve ne kadar elinde tutup kontrol edebileceğidir mesele. Hatta Türkiye'nin demokrasiden çıkması onların işine gelir her 10 yılda bir yaptırttıkları darbelerle.

Gezi ve 17 Aralık kesinlikle bu kapsamda ele alınmalıdır. İkiside Britanya tezgahıdır. Darbeler gibi....

Gezi ve Paralel yapı ile sonuç alamayan Britanya ve maşaları, şu an bütün gücüyle Muhafazakarları Ayasofya üzerinden vurmaya çalışmakta. Çünkü bu konuda Başbakanın elinin kolunun bağlı olduğunu biliyor ( Lütfen şu yazımı okuyunuz niye bağlı olduğunu anlarsınız  http://www.korkusuzmedya.com/aya-sofya-neden-camiye-cevrilemez-tarihsel-ve-stratejik-analiz-makale,89.html  ).

Şu anda MHP, Paralel yapı sanki Ayasofya'nın cami olmasını gerçekten istiyorlarmış gibi hareket etmekteler, güya bu konuda buzlar bu yüzden eriyecekmiş. İllimüati medyası da bunlara uygun haber ve siyaset gütmekte ve şu an Muhafazakarların kafasında Başbakan algısını yıkmaya ve onun hakkında Gezi'de ve 17 Aralıkta oluşturamadıkları ALGI OPERASYONUNU yürütmekteler.( Gördünüz mü Başbakan Ayasofya'yı açmıyor aslında gücü var yapmıyor algısı ile şüpheler sokmak dertleri).

Diğer taktikte doğudan. Kürt gençlerine gidip "Serok Apo (Öcalan) düşmanın elinde, tabiki düşmanın dediklerini yapacak, Başbakan PKK'yı da Kürt ulusal kurtuluş mücadelesini de bitirmek istiyor çözüm mözüm yalan" diye fitne sokarak yeni yetme çoğu cahil bebeklikleri çocuklukları binbir acı ve çile görmüş JÖN Kürtleri kışkırtmaktalar. Tıpkı Paralellerin Batı'da "Başbakan'nın çözüm süreci yalan, İran'ın ve Öcalan'ın sözünden çıkmıyor, Türkiyeyi bölecek diyerek yandaşlarını okumuş cahilleri kandırması gibi"

Bunlar 1978'de de böyleydi şimdide böyle.  Oyunları bir bir deşifre olacak. Oluyor da zaten...

İşte böyle Öcalan'ı takmayan Jön yeni yetme Kürtler kolayca gaza gelmekte ve çözüm barış sürecine darbe indirmek istemekteler.

Çünkü;

1-Jön (15-30 Yaş arası) yeni yetme Kürtler  PKK'nın tasfiye edilmesinden korkmakta ve bağımsızlığa gidene kadar PKK'nın tasfiye olmasını istememekteler.

2-Jön Kürtler 40 yaş üstü Kürtleri daha önceki analizlerimde de belirttiğim gibi TÜRK KAFALI olmakla suçlamaktalar. Zira 40 yaş üzeri Kürtlerin çoğu bölünme değil beraber eşit haklarla yaşamak yanlısı. Yaşlı Kürtler bölünmüş Kürtistan'ın Türkiye olmadan bir yere varamayacağını biliyor.

3-Jön Kürtler oyuna gelerek Öcalan'ın etkisini artık kırmak istiyor ve PKK'nın Öcalan'dan bağımsız kendi politikasını oluşturmasını bekliyor. Onların bu tavrı Olgun Kürtler tarafından hoş karşılanmıyor ve şu ana kadar ki Kürt Davasının kazanımlarına zarar vereceği düşünülüyor.

4-Jön Kürtler için reel politika önemli değil, çocukken yaşadıkları acıların intikamını şimdiki devletten bir şekilde almak istiyorlar. Olgun Kürtler ise Türkiye ve Kuzey Irak Kürt Otonom Devletinin ilişkilerinin devamından ve hatta daha da güçlendirilerek Türkleri ve Kürtlerin beraberce emperyalizme mücadele etmesinden yana.

Britanya ve maşaları Paralel Yapı Medyası, İlimünati medyası ile el ele vererek şu anki Jön Kürt ayaklanmalarının İstanbul'da da yayılmasına dua etmekteler.

Ne olursa olsun Türkiye başını kaldıramamalı bunlara ve bunların siyaset ilahlarına göre.

Britanya'nın iyi hesap edemediği şeylerde var;

1- Bu yaptıklarını Türkiye halkı ve devleti çok iyi görüyor ve not ediyor.

2-Türkiye'de halkın nüfusu 1980'de 45 milyondu ve çocuklar 30 milyon yaşlılar 5 milyon yetişkinler 10 milyondu. Onlarında çoğu cahildi, tek TV kanallı, eitimsiz bir halkı kolayca kandırabiliyorlardı. Şu an Türkiyede eli kalem tutan değil Klavye basan ve mouse tutan 50 milyon insan var. Yazılan yazılar İnternet aracılığı ile hemen sağa sola ulaşmakta yeni vizyonlar yeni açılımlar oluşmakta. Britanya bilmeli ki halkı hala Anti emperyalist olan ve gittikçe BATI'ya kızgın olan bu kitleyi öyle klasik metodlarla sıkıştırarak göz dağı vererek dize getiremez ve boyun da büktüremez.

3-Türkiye halkı AB'den ve Britanya'dan yıllarca süren AYRICI ve AŞAĞILAYICI siyaseti görmesi nedeniyle bunlardan hızla uzaklaşmakta ve DOĞU'ya sıcak bakmakta. Britanya dahil tüm sözde müttefiklerimiz Türk halkından nefret ediyor. Bunun en büyük kanıtıda 3 günlük bir gezi için 3 ay önceden günlerce süren aşağılayıcı VİZE çilesine düşürülmek. Rusya Federasyonu, İran, Orta Asya Devletleri (Özbekstan hariç) vize uygulamıyor. Bu "nasıl müttefiklik" diye bir kere kendilerine sorma gereğini şimdiye kadar sormadılar. Neden? Çünkü şimdiye kadar hep onların dediğini yapan KUKLA hükümetler vardı da ondan. Bundan sonra öyle bir hükümet asla gelmeyecek.

4-Britanya bişeyi daha hesap etmeli, Başbakan'ın arkasında "kendi statükosu değişecek 28 Şubat gelecek korkusuyla CHP ve MHP'ye oy vermeyen kitleler" yok sadece. Göstermelik "kefen giyici aslında yiyici" olan takımda yok sadece. Gerçekten şu an sonuna kadar Batı'nın saldırılarına karşı mücdadele verecek samimi insan çoğaldı. Üstüne Başbakan'ın "Necip Fazıl'dan" bir şiir okuması yeter de artar bile. Bu yüzden Britanya bu hasmane tutumunu sinsice daha fazla gizleyemeyecek ve tüm DÜNYA'da ki Müslümanların Türkiye'nin yanında olduğunu bilecek. Bu savaş Cemaatle Hükümet savaşı değil bunu herkes iyice görecek ve bilecek. BU düşmanca tutumunu devam ettirdiğin sürece, bundan sen zararlı çıkacaksın Britanya. Daha fazla gizlenemezsin.

5-Ankara, İrlanda'nın başkenti Dublin'in ve Belfast'ın TARİHİ kardeş kentidir. Bu kent Anadolu'ya Yunanlılardan ve Türklerden önce gelen KELTLERİN ( İRLANDALILARIN, GALLİLERİN)'de BAŞKENTİ'dir. Bu kentte KELTLERİN emekleri de çoktur. Bu kent sana öyle bir tokat atarki Çanakkale'den sesi yankılanır.

Abdülhamitler de var artık. Sadece sen stratejist değilsin.

Yıllarca dünya halklarının cehaletinden ve iyi niyetinden yararlanarak onları birbirine kışkırttın, Piramitin tepesinde oturdun ama Musa'lar çıkıp sana asalarını atmasınıda bilecektir inşallah.

Kaybedeceksin II. Queen RAMSES (Britanya), maşalarında kaybedecek inşallah.

Nasıl ki Kraliçe'nizin geldiği soyu Kızıldeniz'de boğulduysa, nasıl ki Çanakkale'de ikinci BEDİR savaşında boğulduysanız yine boğulacaksınız inşallah.

Ebrehe'nin ve Britanya Kraliyet ailesinin soyu Firavunların ve onların maşalarının FİLLERİNDEN korkmayan UYANMIŞ bir ANADOLU var.

Firavunlara ve onların Soyuna karşı Muvahhit MUSA'NIN Çocukları var.

Anladınız siz onu...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 722
Toplam yorum
: 418
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 3569
Kayıt tarihi
: 23.01.09
 
 

A.Ü İktisat Fakültesi mezunuyum, daha önce Kazakistan ve Hollanda'da eğitmenlik ve tercümanlık iş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster