Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Eylül '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
751
 

Fırında, mercimek soslu düdüklü makarna..:))

Fırında, mercimek soslu düdüklü makarna..:))
 

Yaradılışın hayat kaynağı kimilerine göre, kimilerine göre ise tarifi, akılcı ve akıcı matematik hesaplamalarında bile çözülemeyen tuaf bir denklem hatası...

Bu bir denklem çözebilene, aşkolsun cinsten dedirttiren.Bir tarafta kaçan bana göre, diğer tarafta kovalayan.Söyleyen mi önemli rol alır oyunun içinde?yoksa söyleten mi?

Eyy Aşk!! Sen nelere kadirsin, ya da ezelden bu yana kaderimsin....:)) Belki de besbelli kadir olan sensin...:)

İlişkilerin tamda bu noktasında yani kaçan kovalayan hikayesinde yer alır bana göre Aşk, dokunmak istersin, dokunamazsın, koklamak istersin koklayamazsın, gecelere çok sözcük sığdırır ama gündüzlerde perde aralarından seyre dalarsın... Nasıl ve ne halde olduğunun çokta önemi yoktur kuru gürültü içinde dolandığın o kalabalığın içinde. Yalnız sen ve yanlızca yine sen vardır... Dinlediğin her şarkıda, duyduğun her sözde ya da gördüğün her yüzde bir etiket yapıştırırsın bizli hayata ama ne yazık ki, biz diye bişey de yoktur..

Kimileri ise kovalamaz ya da kaçmaz, arzuladığı gibi bir hayat onun kapısını bir kere çalmış, o da hiç tereddüt etmeden açmıştır. Ne mutlu onun gibi hayatlara gebe olanlara ve bizim gibi şu kahrolasıca kısır döngüden bir türlü kurtulamayıp hayatı acımasız bir hale çevirenlere ise, ne acı!!

Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı ya da Selvi boylum Al yazmalım... Buradaki durum ise çok farklı, hepimiz az çok biliriz bu hikayeleri ve hikayede adı geçen şahısları... Büyük bir özlem, tamamiyle içten gelen ruhani bir aşkla bağlanmış olan ama kader ağlarını kötü örmüş ki besbelli, bir türlü kavuşamayan aşıkların yoludur bu seferde karşımıza çıkan..

Her sefer, uzun ince bir yoldur aslında. Geriye dönmek için çok şansımız olsa bile yine de o yoldan ölmek var dönmek yok diyerek, vazgeçilmez saplantılarımızı da, özlem ve arzularımızla harmanlayıp devam deriz. Her seferinde önümüze çıkan çakıl taşlarını, bir güzel temizler ama dağ gibi büyük taşlara takılmadan, tökezlemeden kendimizi alamayız... Yara bere içinde kalır, cizgilerimizi ise derinlere indirip nihayet nihayi sona yaklaşıyoruz derken, işte tam da bu noktada yolun sonunda görünen yanlızca biz kalmışız olgusu yüreğimize bir hancer gibi saplanır. Artık geriye dönüşte yoktur yol çıkmaz bir sokakta son bulmuştur...:))Nolucak bu halimiz, kimi kime şikayet edip, nasıl hesap alırız kurgusuyla bütünleşip, yola kaldığımız yerden devam mı edicez? İnanın bilmiyorum, ama bildiğim tek bişey varsa o da yaşanmış herşeyin bir nehir üzerinde akıp gittiği ve günün birinde, yolunun yine bizimle kesişeceği...

Aşk bazen de evlerimizden hiç eksik etmediğimiz damak tadımıza uygun güzel bir yemektir. Buna ben; fırında mercimek soslu düdüklü makarna diyorum...:))Tarifini bana hiç sormayın çünki içine bulabildiğim herşeyi katıyorum...:)) Mercimek önemli bir unsurdur, olmazsa olmazlardan... Protein deposu vücudumuz için çok gerekli bir besin kaynağı ve ayrı bir lezzet, iki su yapmazsanız midede hazımsızlık yapıp gaza neden olur ona göre...:)) Çocukların değimiyle düdüklü makarna hem görünüm hemde ses getirir duruşuyla bir bütünlük katar. Gelelim niye fırına koymamız gerektiğine, fırınlanmalı ve iyice pişmeli ki tadı yüzümüzü burmasın ve midemizi ekşitmesin...:)) İsterseniz arzuya özel, üzerine beşamal sosta ekleyebilirsiniz...) Siz bu tariften ne çıkardınız bilmiyorum ama Aşk bu, özel bir karışım...GERİSİ HİKAYE.......:))

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bu yazını ilk kez okuyorum ve konuya o kadar güzel bir anlam vermişsin ki,içerik belli olmasına karşın,hiçte çirkin yada ensest bir ifade olmamış:)))"fırında mercimek soslu düdüklü makarna" :)))) sen çok yaşa.... gelelim ,arkadaşın yaptığı tarife :))) işin erbabı hiçbir ahçı işin püff noktasını anlatmaz...haliyle senin verdiğin cevap mükemmel oturmuş:))) sadece dibi tutan tek şeyi beğenirim,o da peynirli omlet ...teflonda değil normal tavada yapılınca,dibi tuttu mu çıtır çıtır,kıtır kıtır gevrekleşince tavadan kazı kazı tadına doyamazsın :) konuyla alakası oldu mu omletin,yok olmadı ama olsa da olur olmasa da :))))

hekimoğlu16 
 12.09.2008 14:33
 

ben bir aşk yemeği biliyorum.

içinde sadece sevgi,saygı ve sadakat bulunan.

yemeğimizin içine sevgimizi katıyoruz,30 dakika kadar yüksek ateşte kaynattıktan sonra ( aşkı alevalev yaşamalıyız =)))   ) saygı ile yavaş yavaş içimize sine sine yaşayarak saygıyla karıştırıyoruz.Akabinde yemeğimizin çökmesini sadakatle bekliyoruz.Bu yemek sadece iki kişiliktir.
Daha sonra tabaklara servis ediyoruz.Artık nasıl servis edersiniz size kalmış....=))))

Afiyet Olsun.....

sevgilerimle..

superBoy 
 18.09.2007 8:22
Cevap :
Yemeğin içine nedense hep bilindik tadları katar ,ama sonlarına doğru dibini tutturmadan da kendimizi alamayız...:))tşk ..  19.09.2007 23:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 67
Toplam yorum
: 249
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 586
Kayıt tarihi
: 11.09.07
 
 

1972 İstanbul doğumluyum. 13 yaşında bir kız çocuğum var. Hayatı inişli çıkışlı, her halinde seviyor..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster