Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Eylül '18

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
423
 

Fırtına Kuşu

Fırtına Kuşu
 

Selvi Boylum Al Yazmalım'da ilk akla  gelen sahne  bir ilişkiye bakışı verir ele.

Yüzde bir gülümsemeyle kimi  İlyas der. Kamyonunu  dost  bilmiş  bıçkın çocuktur o. Arkadaş der, yollar  boyu  sırrını emanet eder.  Hırpani  bir delikanlı, saçları rüzgarda salınan attır. Ele  gelmez  öfkesi, dizginlenmez. Kesildikçe  biten reyhan,  bir uçurumun yankısıdır, ne gözünü alır, ne göze alır. Yol ehlidir o, fırtına kuşudur.Zembereği boşalmış saat, bir tepenin ardı, onu aştın mı diğerine meyleden bir sergüzeşttir.  Bir ateşin  apansız parlaması, elini uzatıp yalazını tutma yanılsaması, hazdır.  Varsın yaksındır.  Dilsiz bir kavalın yankısı, kavaldan süzülen o yanık, o iflah olmaz ezginin adıdır.

                Aşktır  İlyas.

                Kimi  Cemşit  der.  Kış günü burnu  yumuşatan bir  çorba, kundaktaki  bebeği kocaman kollarıyla sarıp sarmalayarak  göğsünde uyutan  bir baba, yedi dağın ardından yetişiveren bir el, kötü gün dostu,  üşümüş  gecelerde omzu  habersiz  sarıveren bir şal, koyduğun  yerde  bulduğun,  elde  boyveren çiçek,  harama  uçkur çözmeyen  erkek,  önü sonu  belli yol,  diğerkâmlık,  dostluktur.

                 Sevgidir  Cemşit.

                Arafta kalmadığımız Asya'dır. Yüzüne çalınan kara kazan  isinin güzelliğini  kesmediği, başında alev alev bir yazma,  aşktan  yana  Asya.

                Evet öyledir. Sevgiyi yüceltir; ama aşkla! Oysa aşk ehlileştiğinde  Cemşit'e  denk gelir.

                Kıyıda mutedil   Cemşit,  açıklarda kaba  dalgalı  İlyas vardır.

                Selvi Boylum Alyazmalım'da bu karşıtlık  doğurur  o hazzı.  İki kutbun çakışmasıyla çıkan bir şimşek gibi titretir içimizi ve her izleyişte  bu   çelişkiden alırız balımızı.

                Bozbulanık çaylar gibi karışan bir hayatın içinde, aldatılmış bir kadının çocuğuyla savrulduğu ve  bir yerlerde hep özlemini  duyduğu  huzurlu  bir yuva.  Onu bulduğundaysa  çıkagelen  aşkla, yeniden ama hep yeniden yüzleşmesi, onu  ele geçirme ile kaybetme arasındaki  gerilimi.

                Tutku.

                İsteriz ki Asya her şeye rağmen küskün dudaklarını uzatıp kösnül bir öpücük kondursun aşkının dudağına.

                Onca badireden sonra, yerleşik bir yabancının kollarında huzuru bulmuşken, sevgi de tam buyken neden gözü arkada kalır Asya'nın ve neden yaşlıdır?

                Boğazına kadar aşkla dolup taşmıyordur  Asya.  Ama  konunaklı sığınağında tıkabasa huzurla dolmuş, beşikteki çocuğu  dile gelmiş  ve Cemşit'e  baba diyordur.

                Ve   o gün gelip de çattığında bir eski yaranın izini okşar gibi, tenin  belli belirsiz ürpermesi gibi, uykusuz geceler, zehir zıkkım sevdalar gibi, sen benim hiçbir şeyimsin derken her şeyimsin der gibi, mantık çıkar bacadan,aşk  bir kez daha  yürürlüğe  girer kapıdan.

                Fırtına kuşu gelmiştir.

                Sabahattin Ali  Sinop Cezaevi'ndeyken  o yüksek duvarların gerisinde denizin  dalga dalga sesini duyduğundan  ve bundan zaman zaman ürperdiğinden bahseder  ve  bazen bir tepenin başına kurulmuş hapishanenin penceresine apansız fırtına kuşlarının konduğunu söyler. Tüyleri  su içinde ve soluk soluğa camın önünde bir an nefeslenen kuşlar.  Biliriz ki o kuş, elde değildir. Bize, o dört duvar içindeki bize,  bir an bilmediğimiz  başka dünyalardan haberler getirmişçesine soluk soluğa  bir şeyler söyler  ve uçup gider.

                Fırtına kuşu soluk soluğa bir kafesin önüne konduğunda  neyse  o hissi uyandırır  Asya'da.

                Sevgi yerleşik bir duygudur ve kimi kez fitili bitmiş gibi görünen ilişkilere  psikiyatristler bu yüzden yalancı ayrılıklar önerir,  sönüverecek bir alevin yeniden harlanması için.

                Çünkü  aşk bir fırtına kuşudur. Ele  gelmez  ve hep  yitirilecektir.

                Sevgiyse  kafesteki  kuştur, kanadı  var ama uçamaz. Kutsanmış bir  sunak.       

                Ve hayat  da olsa olsa Asya'ların aşkı ile sevgisi arasında  gerili bir  salıncak.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Melek Hanım'ın incelikli uyarısıyla düzeltmiş olayım.Türkan Şoray'ın kaza geçirdiği film Cemile değil Cemo'ydu.

üç nokta 
 14.09.2018 21:49
 

İçinde fırtına kuşları dönüp duran birini seversen, dinmiyorsa yaşama olan tutkusu, tabiat onu kışkırtıcı bir dişilik ya da erkeklikle donatmışsa, tükenmez bir kaynaksa içindeki aşkla bakış-dokunuş-yöneliş, bedenine sığmaz bir ruh taşıyorsa-rengarenk- istesen de onunla aşkı öldüremezsin..İlyas'tır her daim Cemşit gibi kalbinde, yanında olsa da..Ama yanında olsun uçmasın istersen sen de onun gibi olmalısın.. Vadediyoruz: kesintisiz eğlence, adrenalin, sürpriz,tutku,korku, neşe ve gözyaşı dolu bu lunapark.. Kararsızları, korkakları, canı kıymetlileri, sıradan insanları almıyoruz..Çünkü her gün çoğalacak bir aşka dayanamaz her kalp..Seni esir alacak olan bu his göğüs kafesine konacak. O da bu sonsuz panayırda atıp duracak.. Çünkü yanı başında olduğunu bilse bile sakinleşmeyecek bir kalbi sevdin.. Derdim ben, bana aşkı vadet ey yar diyen birine :)

SAYHAN 
 14.09.2018 11:15
Cevap :
Aşk vadedilmez ki kalemdaşım. Gelir bulur, bulmalı ki sonra başlasın o 'aydınlığım,deliyim rüzgarlıyım' faslı. Hiç bilmeyen de herhalde yokluğundan tanıyabilir onu. Öyle bir esriklik. Çünkü "aşk imiş her ne var ise alemde." Ama bıçkınlığıyla ama bedeliyle. Fırtına Kuşu da diyelim aşk ehli bir kuş, denizin yurtsuzu. Ağaç nasıl yaprağıyla gürlerse o da alçalmış kara bulutların altında, fırtınayla kendini sınar. Ama bir kusurcuğu var: Karada yalpalar. Küçük ve kısadır bacakları ve güçsüz. Bakma sen onun öyle bodoslama dalmasına, düşmesinler bizimle yola deyişine, meydan okuyuşuna, albenili vaatlerine:) Her açık denizde kanat çırptığında karayı gözler. Tıpkı karadakinin de onu özlemesi gibi. Bir çelişkiyle kurulmuştur bu sürgit oyun. Bir benzeriyle değil benzemeziyle. Hem, her gün çoğalacak bir aşk yan yana ve birbirine benzeyerek değil; ancak vuslata ermezse yaşayacak,yoksa her kalp elbet durulacak.Sevgiler..   14.09.2018 21:13
 

Asya'dan söz açılınca neden bilmem "Cemile" aklıma düştü. Kim bilir belki bir gün onu da anlatırsınız... Cemşid gibi sevgisiyle huzur veren adamlara aşk olsun! Ve bu anlatım için size de. Teşekkürler.

Melek Koç 
 14.09.2018 10:10
Cevap :
Ya huzurlu bi tapınak ya bulup bulup yitirilen düşsel bir oyuncak.Cemile de efsane :) Sultan'ımız bi kaza da geçirmişti o filmde galiba.Sağolun sevgiler.   14.09.2018 11:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 113
Toplam yorum
: 1390
Toplam mesaj
: 114
Ort. okunma sayısı
: 1245
Kayıt tarihi
: 02.12.06
 
 

Eğitim, meslek, ilgi alanları... Günbegün ötede büyüyeni merak ediyorum. Bunları çıkardığında ger..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster