Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ocak '12

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
734
 

Firuzan

Firuzan
 

Işıklı vitrinlerin önünden akan kalabalıkların arasında, hızlı adımlarla yürüyordu, elleri paltosunun ceplerinde... Kış gecesinin ayazı yüzüne vururken arkadan gelen bir sesle irkildi. 

-Tuğrul Bey! Tuğrul Bey! Bir saniye bakar mısınız? 

Bir saniye baksa, biliyordu ki gecenin tüm sihri bozulacaktı. Çünkü onun planında bu geceye yalnız olarak Kale'den devam etmek vardı. Duymazdan gelerek devam etti yoluna ama ses ısrarlıydı; 

-Tuğrul Bey lütfen bakar mısınız? 

Bu kadar ısrara ve sesin yakınlığına bakılırsa, durmamak çok ayıp etmek olacaktı. Çaresizce demir attı, akan kalabalığın ortasına. 

Kel kafalı iyi giyimli bir adam, iki güzel hatunu peşinden sürükleyip kalabalıkları yararak yanına ulaştı ve eldivenini çıkararak elini uzattı. ''Merhaba Tuğrul Hocam beni tanıdınız mı ? '' diye sordu.

''Merhaba '' diyerek gülümsedi, yüzüne baktı, kırklı yaşlarda, erken kırlaşmış  üstleri dökülmüş saçlara ve pırıl pırıl bakışlara sahip şık giyimli bir adamdı. Tokalaştı ama tanıyamamıştı. Duraksadığını fark edince '' Her serginize gelirim '' dedi ve ekledi; 

- A.K.M.'de bu nisanda açtığınız sergide bir resminizi satın almıştım. 

''Öyle mi? '' dedi şaşırarak ''Hangisini?'' 

-''Bozkır Kadınları''ydı ismi, hani şu karlı olan. 

Adamı hayal meyal çıkartmıştı. ''Tamam '' dedi ''Evet şimdi hatırladım sizi'' 

'Ay ne hafızanız var...' dedi yanındaki kadınlardan esmer ve güzel olanı. 

''İlgisi yok '' dedi kayıtsızca; 

-Her sergide topu topu iki üç resim satabildiğimiz için, beyefendiyi tanımam zor olmadı. 

''Çok özür dilerim sizleri tanıştırmayı unuttum '' dedi adam mahçup bir şekilde. Eliyle takdim ederek ekledi; 

-Ünlü ressamımız Tuğrul ATABAY. 

Daha sonra yanındaki bayanları tanıştırdı.Esmer olanın adının Firuzan, sarışın olanın Hale olduğunu öğrendi.Adamın da adı Ethem GÜREL'di. 

Firuzan biraz da kırıtarak, ''Sizin hayranınızım biliyor musunuz? Çok beğeniyorum resimlerinizi.'' dedi. Ünlü ressam sıkıştırmak için sordu; 

-Öyle mi? Çok güzel... En çok hangilerini beğeniyorsunuz? 

Duraladı, kızardı, ''Eee şey yani hepsi çok güzel'' dedi. 

Artık bu üçlünün yanından ayrılıp geceye kaldığı yerden devam etmek istiyordu ama Ethem Bey birden atıldı; 

-Tuğrul Hocam sizden rica etsek bu gece bize katılır mısınız? 

-Yok... İnanın bu mümkün değil affedin bu akşam beni... 

Sarışın olan ağzını yaya yaya 'Lütfean'' dedi ''Kırmayın bizi...'' 

Firuzan bir adım daha yaklaştı yanına ve koluna girerek ''Lütfen hocam'' dedi 

-Bizi sizsiz bırakmayın bu gece. 

Tuğrul, Firuzan'ı süzdü bir süre. Tanrım bu ne güzel bir yaratık böyle diye geçirdi içinden. Mükemmel bir ses tonu, büyülü bakışlar, hokka gibi burun, yuvarlak hatlar... 

''Aslında işim vardı ama'' derken , Hale , yanı sarışın girdi devreye; 

-Şurada Le Grand Bar var hocam. Oraya gidiyorduk lütfen kırmayın bizi. Yarım saatinizi ayırın bari... 

''Tamam ama sadece yarım saat '' dedi ünlü ressam. 

Le Grand Bar denen yer bundan on beş sene önceye kadar Tuğrul ve arkadaşlarının gittiği Sofyanidis'in Meyhanesiydi. Geçen yıllar pek çok güzellik gibi onu da tarihin sayfalarına itmiş, yerine mor kırmızı neonların yanıp söndüğü bu ucube bar açılmıştı. İçeri girince Ethem eliyle daha önceden rezerve edildiği belli olan masayı işaret ederek '' Hocam buyrun şöyle oturalım '' dedi. Hale ve Ethem yan yana oturdular, Firuzan da Tuğrul Hocanın yanındaydı... 

Ethem Bey kültürlü birisiydi. Konuşmalarından açıkça belli oluyordu. Hale ile büyük olasılıkla sevgililerdi. Firuzan pek konuşmuyordu . Otuzlu yaşlarda olmalıydı. Ressam gözünü ondan alamıyordu... 

İlk kadehlerin sonuna doğru masadaki sessizlik bozulmaya başladı. Kitaplardan, sinemadan , tiyatrodan derken, Hale söze girdi; ''Tuğrul Bey çok merak ediyorum'' dedi. 

Bu arada Tuğrul onun ne soracağını anlamıştı. Çünkü yüzlerce kez aynı üslupla konuşmaya başlayarak, aynı soru sorulmuştu ona. 

-Resimlerinizde konu ne olursa olsun mutlaka kullandığınız bir tema var; kadın poposu... 

Ünlü ressam rakısını bir dikişte bitirdi. Sarhoş olmaya başlamıştı. Hale devam etti; 

-Yani sayın hocam bunun nedenini çok merak ediyorum. Niçin popo? 

''Ona isterseniz g..t diyelim'' dedi üstad. 

Hale'nin yüzü kızardı, bozardı, ardından kikirdedi; ''Ay siz bilirsiniz hocam'' dedi. 

Tuğrul anlatmaya başladı; 

-Yumuşak hatlar ve ovallik...Bu doğada hakimdir ve her sert köşeli varlık bütün olduğunda yumuşayıp ovalleşir... 

''Nasıl yani ? '' dedi Ethem Bey; 

-Köşeler ve sivrilikler sonuçta nasıl olur da ovalleşebilir? Taşlardan ve sivri kayalardan oluşan bir dağ zirvesi nasıl oval ve yumuşak hatlara bürünebilir? Anlayamadım hocam... 

Tuğrul, yumuşak bir ses tonuyla tane tane anlattı ; 

-Kastettiğim o değil. Tümelci bakmak lazım olaya. Öyle bakabilirsek her köşenin ve sivriliğin sonuçta birleşip yumuşak bir bütün oluşturduğunu görürüz. İçine barındırdığı sonsuz köşelere zirvelere rağmen küresel Dünya örneğin... Çıkıntılara takılmayın , olaya panoramik bakın... 

Tuğrul'un dalga geçtiğini anlamayan Hale ve Ethem çok derin şeyler söylediğini sanarak bir süre düşündüler... 

Karşılıklı kadeh kaldırırlarken Hale son bir çabayla sordu; 

-Yani oval olduğu için mi kadın poposunu kullanıyorsunuz ? Ya da sizin tabirinizle şeyy .... 

''G..t'' dedi Tuğrul yüksek sesle, ''Benim tabirimle değil hepimizin kullandığı mutlak tabirle g..t.. .Evet... Bir kadına anatomik olarak bakınca en çok sevdiğim bölgedir o. Doğal, yumuşak ve oval... Çıplak veya giyinik hiç fark etmez. Önemli olan resmime verdiği dinginlik ve rahatlık duygusudur...'' 

Firuzan , Tuğrul'un diğerleriyle dalga geçtiğinin farkındaydı. Hayran hayran , gecenin bir vaktinde karşısına çıkıp onu etkilemeyi başaran, ellili yaşlardaki ressamı izliyordu. Ressam da yarım saatliğine geldiği ortamdan sadece Firuzanla ayrılabilmenin hesaplarını yapıyordu. Hafifçe , kahverengi gözlü esmer güzelin elini sıkan Tuğrul , Ethem ve Hale'ye dönerek gecenin bombasını patlattı; 

- Örneğin siz bu akşam hayatıma girerek , gecemi g..t ettiniz... 

İkisinin de yüzü allak bullak oldu. Firuzan sessizce yudumladığı şarabı püskürdü ve zorlukla yutkundu.Tuğrulun kulağına doğru fısıldadı ''Harikasın...'' 

Tuğrul yüzleri kıpkırmızı olan ikiliye dönerek sürdürdü sözlerini; 

-Yani geceme estetik ve güzellik kattınız... 

''Anladım hocam '' diyerek zorlukla gülümsedi Ethem . Tuğrul yeniden kadeh kaldırıp ''Harikalığa içelim'' dedi ve usulca Firuzana dönerek ''Sana içiyorum '' dedi. 

Masadaki kısa süreli sessizliğin ardından, fısıldaşan Hale ve Ethem kalkmak için izin istediler. 

''Oturuyorduk ne güzel ''dedi Tuğrul. 

''Otururuz yine hocam , umarım daha geniş bir zamanda ''dedi Ethem, Tuğrul'un yarım saatlik gelişine ve kalkmayışına gönderme yaparcasına. 

Hale toparlanırken Firuzan'a baktı göz ucuyla. 

-Gelmiyor musun sen canım? 

Firuzan'dan önce Tuğrul atıldı. ''Mahzuru yoksa ben bırakırım daha sonra Firuzan Hanımı. '' 

''Ne mahzuru olacak hocam '' dedi sinirli bir gülümsemeyle Ethem ve ekledi; 

-Yeğenim size emanet... 

Gülüşüp bir daha ki sefer için sözleşip vedalaştılar. 

 

Yalnız kalınca Firuzan Tuğrul'a iyice sokuldu ve sordu; ''Ciddi misin ? Kadın da sadece orası mı sence estetik olan?'' 

Tuğrul gülümsedi ''Yok '' dedi ''Benim için asıl olan dudaktır aslında. Çünkü iki dudağın arasından çıkar insanların her sözü. Ve insansa eğer resimdeki teman , yüzünün ifadesini , söylediği ya da söyleyemediği sözler belirler. İş o iki dudağın arasında biter. Estetik dersen daha estetik bir yeri de yoktur insanın dudaktan öte... Ama öyle bir çizerim ki ben dudağı , niyeti aşk olan, sevmek olan , sevişmek olan dudağı görür, niyeti sadece seks olan da g...tü görür resimlerimde. 

''Anladım''dedi kahverengi gözlü esmer güzeli Firuzan... 

''Anlatırım izin verirsen bu akşam '' dedi ellili yaşlardaki ünlü ressam... 

''Anlat '' dedi Firuzan 

 

Başkent yeni bir güne uyanmak üzereyken , anlamışlığın rahatlığındaki çiftler henüz uykuya dalmışlardı... 

Serkan SATI 

 

ESKİŞEHİR 1995

Akın Yazıcı, Ugur Seda COLAK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kaçırdığım öykülerinizden biri. Diger bloglarınıza da şöyle bir göz atsam fena olmayacak... Hikayenin bütünü, konu yine çok başarılı. Beni rahatsız eden ve konuyla bağdaştıramadığım tek nokta Firuzan'ın kırıtarak resimlerinizi çok beğeniyorum demesi ve Tuğrul Bey'in onu sıkıştırmasına rağmen, Firuzan'ın güzelliğine kapılım Ethem ve Hale hanım ile dalga geçmesi. Tuğrul Bey böyle entel ve kültürlü biriyken, Firuzan hanıma bu şekilde meyl etmesi biraz garip geldi. Ama Firuzan ona bir resminin adını söyleyebilseydi mesela Tuğrul bundan etkilenseydi daha şık olurdu sanki... Bence ama :)

Lavinia 
 04.06.2012 11:53
Cevap :
Ben bu öyküyü yazarken yirmili yaşlarımdaydım. Firuzan'ın esin kaynağı olan o güzel kız bizim Eğitim Fakültesinin kantininde öylece oturur hiç kimselere pas vermezdi. Ben karşıdan Ona bakar bakar dururdum. İşte bu ahval ve şerait içinde yazılan öyküdeki Tuğrul'un bu kıza aşırı meyli tamamen benim gençlik zaaflarımla ilgilidir. : )))) Çok teşekkür ederim sevgili Hazanda.  04.06.2012 12:16
 

Sıkılmadan duraksız okudum. Bitişinde ki beklenmedik sonuç daha bir şahane kılmış. Tebrikler. Saygı ve sevgilerimle...

Ugur Seda COLAK 
 19.01.2012 0:54
Cevap :
Çok teşekkür ederim Seda Hanım, sevgiler...  19.01.2012 12:14
 

Sıra dışı bir finaldi, kutlarım Serkan Bey. Yalnız; aşkı da düşünse insan, eğer ki önünde poposu dönük duran kadın yüzünü de aşıktan yana çevirmemişse dudak da görmek istese g.tü görür aşık:) Şaka bir yana, gerçekten de güzel bir değerlendirmeydi. Sevgiler.

Ata Kemal Şahin 
 18.01.2012 23:25
Cevap :
Yorumunuza katılmamak elde değil Ata Bey çok haklısınız , yüzler aşka dönmezse dediğiniz gibi olur öyle değil mi... : )))) Çok teşekkür ederim değerli yorumunuz için. Sevgiler selamlar.  19.01.2012 12:14
 

Merhaba Serkan bey... Başından sonuna ilgi ve merak uyandıran bir öyküydü okuduğum.Sonunda verdiği dersle zirveye ulaştı bende.Emeğinize sağlık, çok beğendim...Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 13.01.2012 16:39
Cevap :
Çok teşekkür ederim Ayşegül Hanım. Sevgilerimle.  13.01.2012 20:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 1057
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1771
Kayıt tarihi
: 18.02.11
 
 

Hacettepe Üniversitesinde Arkeoloji eğitimi aldım, ardından Anadolu Üniversitesi İşitme Engellile..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster