Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mart '14

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
516
 

Fısıltı gazetesi konuşmaya başladığında, susturamazsın!

Fısıltı gazetesi konuşmaya başladığında, susturamazsın!
 

Fısıltı gazetesi konuşmaya devam ediyor. Sen başını kuma gömebilirsin. Ben gömmüyorum arkadaşım!...


Onsekiz yıllık meslek hayatımın, ilk 8 yılı, Türkiye'nin en büyük gazetelerinde geçti. O sekiz yıllık deneyim, bana şunu öğretti: Bir kurumda fısıltı gazetesi konuşmaya başladığında, susturamazsın!

İşi habercilik yapmak olan kuruluşlarda, en hızlı, en çabuk fısıltı gazetesi yayılır. Herhangi bir konuda ortak bir dedikodu başladığında, yöneten, zamanında meseleye el atmazsa, gereken tedbirleri iş işten geçmeden almazsa, herkese geçmiş olsun! Hani derler ya, " Şuyuğu vukuundan beterdir! " Aynen öyle.

Bugün Türkiye'nin en kalabalık kadrolu gazete ve televizyonlarında, taş çatlasın, yediyüz - sekizyüz kişi çalışır. Eskiden binlerce kişinin yaptığı işleri, tek başına teknoloji yerine getiriyor artık. Aynen Milliyet Blog'ta da olduğu gibi...

Günümüzde en iyi, en güçlü gazetelerde, taş çatlasın yüz yazar bulunur. O yüz Kişinin yazdığını Türkiye okusun diye, koca koca gazeteler  kuruluyor bu ülkede. Milliyet Blog, tam da bu noktada o koca koca gazetelerden ayrılır işte.

O gazetelerde yazanlar, yazıları karşılığında milyonlarca lira kazanırken; Türkiye'nin en büyük, en güçlü interaktif ortamı Milliyet Blog'ta dokuzbine yakın yazar; hiçbir ekonomik karşılık beklemeden tamamen gönüllü olarak yazmaktadır. Peki ne karşılığında? Seslerini kamuoyuna duyurabilmek tabii ki.

No name bir yazar için az bir şey midir bu? Elbette değil... Az bir şey olsa, burada işim ne?

Kağıt üzerinde bile olsa, dokuzbin'e yakın yazarı olan bir yeri, Milliyet Blog'u yönetmek; tabii ki hiç de kolay bir iş değil... Ancak, bu platformu yönetenler, eğer gerçekten başarılı olmak istiyorlarsa, burada bir tek şeyi gerçek anlamda sağlamak zorundalar.

Adaleti... Yalnızca adaleti...

Yazar, herkesin eşit olması gereken bir yazı ve düşünce ortamında, birilerinin daha fazla kollanır, gözetilir olduğunu düşünmeye başlarsa; orada yapılan dedikodular arş- ı alaya ulaşır. İnsanlar susar. Sadece fısıltı gazetesi konuşur!

Bir medya kuruluşu için, en büyük felakettir bu. İnsanlar yazmak yerine konuşmaya başlamışsa; Allahım, o kurumu sen koru.

Milliyet Blog'a bana yazarlık yapma fırsatı verdiği için şimdiye kadar defalarca teşekkür ettim. Bugün bu ülkede en azından bazı okurlar beni tanımaya başlamışsa, bu durumun en etkin unsuru Milliyet Blog'tur kuşkusuz. Bunu inkar edebilmem için, çok nankör bir adam olmam gerekir.

Ben, geldiği yeri unutacak, aslını inkar edecek Haramzadelerden değilim. Eğer bu kurumla ilgili bir şeyleri dile getirme ihtiyacı hissettimse, emin olunuz ki, bu kendimden çok kurumum adınadır.

Gavurun ekmeğini yiyen, gavurun kılıcını sallar. Benim kursağımda haram lokma yok. Ben, ihanet nedir bilmem. Doğru bildiğim neyse onu söylerim. Ucunda ölüm de olsa... Doğduğum günden beri...

Bu tavrım, bugüne kadar çok başımı ağrıtmıştır. Maddi, manevi büyük kayıplar yaşadım bu özelliğim yüzünden... Haklıyken haksız duruma düşütüğüm de olmuştur bazen... Elimden gelmediğinde, gücüm yetmediğinde, değiştiremedim hiçbir şeyi... Yenildim... Yenilgiyi kabul etmem gerektiğinde, çekip gitmesini de bilirim. İnsanlığımız, adamlığımız bunu gerektirir çünkü.

Değeri bilinse de, bilinmese de, bu yazı platformu için, bu kurum için elimden gelen her şeyi yaptım bugüne kadar, bundan sonra da yapamaya devam edeceğim.

Ancak, bu kurumu yönetenlerden bir tek ricam var. Şu fısıltı gazetesine kulak verin arada... Gerektiğinde, duruma müdahale etmekten de çekinmeyin. En azından, binbir emek ve fedakarlıkla yaşatılan Milliyet Blog'un geleceği açısından...

Son dönemlerde yazmaktan çok konuşmaya odaklanan insanları, en iyi yaptıkları şeye, yazmaya, yalnızca yazmaya yönlendirecek, motive edecek tek şey; vızır vızır çalışan fısıltı gazetesini susturmaktır.

Bunu sağlamanın yolu, adaletli bir yönetim anlayışını ete kemiğe bürümektir. Elle tutulur, gözle görülür hale getirmektir.

Bu yazımı yayınlayacaklar mı, yazdıklarımı okuyabilecek misiniz, inanın bilmiyorum. Ancak bu, Milliyet Blog hakkında yazdığım son yazıdır. Yakın bir gelecekte, zaten aranızda olmayacağım. Burada kendi yazı hedeflerim açısından yolun sonuna geliyorum yavaş yavaş...

Ancak, kendimi bildim bileli yaptığım gibi, en doğru bildiğim şey neyse, burada da onu yazdım, söyledim.

Dilerim meramımı anlatabilmişimdir. Adım Hıdır, bildiğim budur! Sürç-ü lisan ettiysek affola!...

Gülen Adam'ı bilen bilir. Biz her yerde aynıyız çünkü.

Not: Yazıda kullanılan görsel internetten alınmıştır.

NAHİDE ÇELEBİ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aman Sevgili Gülen Kardeş nereye gidiyorsun? Biz sensiz ne yaparız. 1 Nisan Şakası gibi, ben kime Gülen Kardeş derim. Yapma Allah aşkına hiç bir yere bırakmayız sizi.Selam ve sevgiler, dilerim kararınızdan vaz geçersiniz.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 06.03.2014 11:41
Cevap :
Sevgili hocam, bir 3 ay daha buralardayım. Daha sonra kafamdaki kitapları yazmaya başlayacağım. Hem bolg, hem kitap yazmak ağır gelir. Başım zaten çok kalabalık. O yüzden yol ayırımına geliyorum. 7 Hazirandan sonraki 40 aylık dönemde, ilk iki kitabımı yazacağım. Milliyet Blog için ayrılmış 40 ay yeterli bence. Hele şu önümdeki 3 ayı bir bitireyim, Sonrasına bakacağım. Cemce sevgilerimle...  06.03.2014 17:17
 

Ya Cem kardeş, yazını iki kez okudum; valla bir şey anlayamadım:(( Sen ne anlatmaya çalıştın?

Ata Kemal Şahin 
 04.03.2014 20:26
Cevap :
Anlamadıysanız unutun gitsin Ata Kemal bey. Ben söyleyeceğimi söyledim. Başka söze gerek yok. Cemce sevgilerimle...  04.03.2014 20:34
 

vay camsari abim buyyuk gazatalarda bulunmus artik bize de selami keser herhalim ne de olsa mudurmus!

Newyorker 
 04.03.2014 18:31
Cevap :
Kardeş biz her yerde aynıyız. Sen bunu çoktan anlamışsındır. Cemce sevgilerimle...  05.03.2014 18:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1340
Toplam yorum
: 3600
Toplam mesaj
: 73
Ort. okunma sayısı
: 1673
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler veTanıtım, A.Ö.F. Adalet Yüksek Meslek ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster