Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Eylül '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
481
 

Fıstık ve Kalkan Mevsimi

Fıstık ve Kalkan Mevsimi
 

YORUMSUZ! (RESİM INTERNETTEN ALINMIŞTIR)


Tekir ve Pamuğ’u tanıyorsunuz artık. Evimizin sevecen misafirleri. Ne misafiri artık ev efradı oldular. 

Tatile gidilecekse öncelik onların bakımlarıyla ilgilenecek insan ayarlamak. Neden? Düzenleri bozulmasın, psikolojileri etkilenmesin diye. Aslında onları bırakabileceğimiz bir veterinerimiz var. Çok da iyi bakar, gel gör biz çocukların kendi ortamında olmasının daha iyi olacağını düşünür, onlara evde bakabilecek birisini ayarlamadan gidemeyiz. 

Ayarlayamazsak hiç gitmeyiz. 

Onlar da Arda ve Ali gibi düşünülmesi gerekli canlılar oldular son bir yılda evimizi paylaşırken farkına varmadan hayatımızı da paylaşmaya başladılar. Tabi bunu biz istedik. Tekir ve Pamuk evimize geldiği günden bu güne çocukların davranışları da farklılaştı.  

Hatta daha sorumluluk sahibi bireyler oldular. Kedilerinin bakımı adına yaptıkları işleri zorlasak yaptıramazdık. Kendiliğinden yapma eyleminin ve sorumlu olma hissinin yansımasının gerçekleştiğini gördük. 

Yani evde hayvan beslemek zor, zor olsa da keyifli. Huzur veriyor insana onların mırıltıları.  

Hayvan sevmeyen de var. Bunu da yadsımıyorum. Tekir ve Pamuk evimize gelmeden önce, kedisi ve köpeği için hayatını değiştiren insanlara şaşardım. 

Daha da ileri gidip çocukları olmadığı için hayvanlara iyi davrandıkları gibi bir fikirle bencilliğin doruklarında anlayamaz ifadeler kullanırdım. 

Hayvanlarla yaşamadan, onların size nasıl bağlandığını, sizi nasıl sevdiğini ve sahiplendiğini hissetmeden bunları kimse anlayamaz. Anlamayanı da hoş karşılayıp yazıma devam etmek istiyorum. 

Tekir ve Pamuğ’un bir erkek kardeşleri daha var. Fıstık. O da ablamın evinde. Ablama hayat yoldaşlığı yapıyor.  

Ablam tek başına yaşıyordu. Hayatına bir mecburiyetle dahil ettiği Fıstık, şimdi abamın da önceliği oldu. Eve geç gelmesi gerekse hemen birimizi arayıp “Fıstık sokakta. Eve alır mısınız?” diye sorar oldu. Durum o derece hani… 

Ablam bayramın üçüncü günü tatile çıktı. Fıstık mı? Bize emanet. İki gün gittik Fıstık Bey’e bakmaya. Vücudu siyah, gıdısından başlayan beyaz desenleriyle smokin giymiş bir kediyi andırıyor ilk bakışta.
Arabanın sesini duyunca camın kenarına atlıyor ve gelenlere bakıyor. Fena bir kerata. Eve giriyoruz. Pat, Fıstık yerde. Ayaklar açık. Sev de sev. Kendinden geçiyor. 

Neyse, derken Almanya’ya tatile giden kız kardeşim döndü. “Abla, siz Fıstığ’a bakmak için taşınmayın, ben daha yakınım ilgilenirim. Özledim sıpayı” dedi. Tamam hoş.  

Cumartesi akşamı gelip anahtarı aldı. Geceyi de Fıstıkla geçirecek ki özlemiş teyzesini. (İşte bu cümle, hayvan sahibi olmadan önce beni cinlendirirdi. Ama alışıyor insan.) 

Pazar günü sabah telefonum acı acı çalıyor. Ama çok güzel bir rüyanın tam ortasındayım. Asla açasım yok. Baktım, benim küçük kız kardeş. Kestirip arayacağım fikrindeyim. Anaa, bir kestirmişim saat olmuş on bir buçuk. 

Artık ihtiyacı varsa da işini görmüştür çocuk. Aramamak daha yeğ bu kadar saat sonra küfür eder gibi aramaktan. Kahvaltı masasında aradı “Ablaaa, neredesin? Fıstık eve çiş yapmış. İğrenç kokuyor. Bunu neden yapar?” 

Anlatmaya başladım “Bunu çiftleşme zamanlarında kendi bölgelerini belirlemek için yapıyorlar. Yani kokularını bırakarak kendi alanlarına bir çeşit kalkan örüyor ve diğer erkek kedilerin o alana girmemesini istiyorlar. Bu işarete rağmen giren olursa, vay haline.” 

Kardeşim, evin içinde Fıstığ’ın işaret bırakma gayretine akıl erdiremez halde yaptığı çişi ve kokusunu ablam gelmeden temizlemek için telefonu kapattı. 

Tamam Fıstık bir kedi. Yani bir hayvan. Alanına kalkan örüp koruma oluşturuyor.  

Biz hangi akla hizmet kalkan örüyoruz bunu anlamadım. Bu kalkanı kendimizi korumak için mi örüyoruz?  

Kendimizi kalkana siper etmek için mi?  

Kalkandan zarar görecek olanlar bizim için birkaç zamana kadar öncelikliydi, şimdi ne oldu? 

Şunu demeden edemeyeceğim “Bir dalda bir kalkan, kalkan kalkar kim sarkar?” 

Kulakları çınlasın daktilo öğretmenim İsmail bey bunu yazdırana kadar ne çekmişti sınıfımıza. 

Kıssadan hisse; Kalkan=Koruma mı? 

Kalkan=Korunma mı? 

Kalkan=Aranma ve bulma mı? 

Kalkan=Av mevsimi açıldı… 

 

 

Sağlıkla ve mutlu kalın 06/09/2011 

Gülay Mustafaoğlu 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 245
Toplam yorum
: 257
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 682
Kayıt tarihi
: 11.03.09
 
 

Buradayım işte. Yaşamın tam içinde. Her anın benim olduğunu bilerek. Yaşamın sadece "Şimdi" olduğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster