Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Eylül '07

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
2170
 

Flush-Virginia Woolf

Flush-Virginia Woolf
 

"Kimi köpekler soylu köpekti, kimileri soysuz. Peki, kendisi hangisiydi? Flush eve varır varmaz kendini aynada dikkatle inceledi. Tanrıya şükür, doğuştan soylu, iyi aileden bir köpekti! Başı düzdü; gözleri iri, fakat patlak değildi; ayakları perdeliydi; Wimpole Sokaği’nın en cins kokeriyle boy ölçüşebilirdi. Su içtiği mor kaseye hoşnutlukla baktı- mevkiin ayrıcalıklarıdır bu gibi şeyler; sonra zinciri tasmasına geçirsinler diye uysal uysala başını eğdi – bunlar da mevkiin ceremeleri..."diye düşündü Flush.

Bugün yirminci yüzyılın en önemli yazarlarından biri olarak kabul edilen, romanları ile İngiliz Edebiyatı'na katkıda bulunmuş, kısa ve çalkantılı yaşam öyküsü ve aşklarıyla da  tanınan Virginia Woolf'tan bir kitap seçtim. Küçük ve soylu bir köpeğin gözüyle insan ilişkilerini ve aristokrat yaşamı anlatıyor FLUSH.

İncecik bir kitap olmasına rağmen yazıldığı yıllarda ses getirmiş ( Postmodernizm açısından ) ve oldukça çok sayıda kişi tarafından okunmuş bu roman. Hayvanları sembol olarak kullanan daha bir sürü roman örnekleri görebiliriz,  Siyah İnci'de at, Vahşetin Çağrısı'nda kurt,  Martı Jonathan gibi...Bu tür kitaplardan hoşlananlar için güzel bir örnek, ilgiyle okuyabilirsiniz...


Kitabın konusuna gelince, Viktoria Çağı şairlerinden Elizabeth Barrett ile Robert Browning'in toplumsal baskıya dayanamayıp, İtalya'ya kaçış öyküleri ve yanında kaçırdıkları sevimli köpekleri Flush'ın gözünden onların gizli aşkı.


Aslında biyografi gibi değerlendirilse de anlatılan konu toplumdaki çarpık ilişkiler, çağın getirdiği psikolojik baskılar. Elizabeth Barrett, otoriter ve tutucu babası tarafından hasta, diye eve hapsedilir. Onu bu esaretten bir başka şair kurtarır, gizli aşk yaşarlar. Kaçıştan sonra Floransa'da mutlu bir yaşamları olur. Bununla birlikte Flush için iki mutsuz olay vardır;  İlki Browning'lerin bir çocuğunun doğması, bu onu kıskançlıklara sürükler ve hasta olur. 


Bir diğeri ise, yaz aylarında şehirde yaşanan pire salgınıdır. İlaç ve tozlar yetersiz kalınca Flush'ın tüyleri kesilir ve aynada kendini gördüğünde, bütün ihtişamının o sarı parlak tüylerinde olduğunu artık soylu olmanın bir anlamının kalmadığını ve rezil olduğunu düşünür.


Virginia Woolf bu çiftin aşk mektuplarını okur ve romanını yazar, ama bir köpeğin gözünden ve dilinden anlatılır öyküleri...Yazar bu kitapla ilgili olarak; "Köpekleri beni o kadar güldürdü ki, onu hayata geçirmeden edemedim." der.

KİTAPTAN ALINTILAR:

-Aynaya bakarak "şimdi neyim ben?"diye düşündü. Ve ayna bütün aynaların vahşice içtenliğiyle, "bir hiçsin."dedi. Hiçti. Bir hiç olmak – eninde sonunda dünya yüzündeki en hoşnutluk verici varoluş durum bu değil midir? Bir daha baktı. Tüylerin birazı yakalık gibi boynunu sarmıştı. Kendini bir şey sananların rüküşlüğünün karikatürü olmak – eh bu da başlı başına bir kariyer değil miydi?

-Flush, Wımpole Street’te yaşamaya başlayınca, sınıf bilincine de varır. Kimi köpeklerin aşağı sınıftan, kimi köpeklerin yüksel sınıftan olduklarını; ve kendisinin kesinlikle yüksek sınıftan geldiğini, hatta aristokrat bir köpek olduğunu anlar.

-Londra’da ufak buldoklardan, av tazısıyla, İskoç çoban köpeğiyle, Newfoundland tazısıyla, senbernarla, teryeyle ya da Spaniyel Kabilesi’nin ünlü yedi ailesinden biriyle karşılaşırdı. Her birinin ayrı bir ismi, ayrı bir itibarı vardı. Oysa Pisa’da, onca köpek bolluğuna rağmen, mevki rütbe yoktu, hepsi – olabilir miydi böyle şey? -kırmaydı. Görebildiği kadarıyla sadece köpekti bunlar. Flush orada kendini sürgünde bir prens gibi hissetti. Çünkü bütün Pisa’da safkan koker spaniyel oydu.

Virginia Woolf Flush’taki değişikliği şöyle dile getirir:

"Yıllar yılı Flush’a kendini bir aristokrat sayması öğretilmişti. Mor çanak ve zincir yasası ruhunun derinlerine işlemişti. Dengesinin bozulması hiç şaşırtıcı değildi....Tamam, Flush’da biraz züppelik vardı; Mıss Mitford bunu yıllar önce keşfetmişti; Londra’da kendiyle eşit ve kendinden üstün köpekler arasında yatışan bu duygu, şimdi burada benzersiz olduğunu görünce dönmüş gelmişti. Zorbalaştı, edepsizleşti; ‘Flush tam bir zorba oldu, kapıyı açtırmak istediğinde insanın dikkatini dağıtacak kadar havlıyor.’ diye yazdı Mrs Brownıng."

YAYINEVİ NOTU:

... güçlü kuvvetli, enerji dolu, yaşama sevinci içinde genç Robert Browning bir bomba gibi patlamıştı Elizabeth Barrett’in sessiz hasta odasında. İngiliz edebiyatının en ünlü aşk öyküsüdür onların aşkı. Tiyatro oyunları yazılmış, filmler yapılmıştır bu konuda. Nasıl mektuplaştıklarıı, Robert Browning’in Wimpole Sokağı’ndaki bir evde divanda yatan Elizabeth’i nasıl görmeye geldiğini, bu ziyaretten sonra üç ay içinde Elizabeth’in mucize kabilinden nasıl yürümeye başladığını, gizlice evlenip Floransa’ya kaçtıklarını herkes bilir. Hatta Virginia Woolf’un The Common Reader’da dediği gibi, İngiliz şiirinin en önemli adları arasında olan bu iki şairden tek dize okumamış olanlar bile! Virginia Woolf’un Flush’ı bu konuda son derece sevimli bir kitaptır. Elizabeth Barrett Browning’in çok sevdiği İtalya’ya kaçarken beraberinde götürdüğü köpeğin yaşamöyküsünü anlatan Flush’da bu aşk öyküsünü bir de o köpeğin açısından görürüz.
Mina Urgan
(İngiliz Edebiyat› Tarihi, Cilt V)

"Bir başyapıt… Kurgu değil çünkü hakikatin gerçekliğine ve özüne sahip. Biyografi değil çünkü kurgunun özgürlüğünü ve sanatsallığını taşımakta…"

Ellen Glasgow


YAZARIN HAYATI:

25 Ocak 1882’de Londra’da doğdu. Roman türüne yaptığı özgün katkılarla edebiyat tarihine adını yazdırdı. Aynı zamanda döneminin en önemli eleştirmenlerinden biri olarak kabul edilir. 1925 yılında yayımlanan Mrs. Dalloway (İletişim, 1999) ünlü yazarın adıyla anılacak ‘bilinç akışı’ tekniğinin en başarılı örneğidir. Virginia Woolf, 28 Mart 1941’de içine düştüğü ruhsal bir bunalım sonrasında evlerinin yakınlarında bir nehre atlayarak intihar etti. İletişim Yayınları yazarın 20. yüzyılın en iyi romanları arasında yer alan Mrs. Daloway, Deniz Feneri, Orlando, Jacob'un Odası, Dalgalar, Flush, Perde Arası ve Kendine Ait Bir Oda adlı kitaplarını "Toplu Eserleri" başlığı altında yayımlıyor.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Virginia Woolf'u anlamanın ve onun feminisme olan bakış açısını kavramanın en iyi yolu kendine ait bir oda ve mrs.dalloway okumaktır.kendisi bu dünyada gelmiş geçmiş en sevdiğim kadınlardan biri ve henüz flush'u okumamaktan dolayı olan utancım bu güzel yazınızla daha da depreşti.çünkü woolf'u hakkını vererek okumak çok zor.yanılıyor muyum?

ligeia88 
 04.09.2007 21:46
Cevap :
Haklısın...ben sadece 2 kitabını okudum,diğeri Dalgalar...ama Mina Urgan o kadar çok anlattı ki,zaten o merakla okumuştum. Yaşam öyküsünü bilerek okumalıyız.Çoğu zaman kendilerini anlatıyorlar..sevgiler..  04.09.2007 21:59
 

Hocam harikasınız.Virginia Woolf'un farklı hayatı ve tum eserleri beni cok etkilemiştir.Şu günlerde de Orlando'yu okuyorum.Sizi takip etmekte diğer bir meşguliyetim.Sevgilerimle...

FiGeN 
 04.09.2007 19:20
Cevap :
Teşekkürler,bir de Dalgalar'ını okumuştum..belki yazarım..sevgiler...(Bir de ben seni takip edebilsem,ne güzel olurdu-:)) )  04.09.2007 20:13
 

Sevgili Yolun Diğer Yarısı, kitaplar konusunda inanılmaz bir birikiminiz ve performansınız var. Size hayran olmamak elde değil. Ayrıca Virginia Woolf' u ben de çok severim. Saatler adlı filmde hayatından kesitleri izlerken sarsılmıştım. Aklınıza sağlık. Sevgiler. Ali Nail.

Ahmet Güüreşçioğlu 
 04.09.2007 2:09
Cevap :
Teşekkürler Ali Nail Bey...haklısınız kitaplar da benim dünyalıklar işte...başka bırakacak miras yok...yorumunuz mutlu etti...saygılar..  04.09.2007 10:30
 

Ne okusam diye düşünüyordum. Sevgili Yağmur Zamanı'nın önerdiği kitabı aldım, şimdi sıra sizinkinde. Bu arada hayret ettim kendime ben bu kitabı nasıl kaçırmışım? Teşekkürler sevgiler...

Özlem Akaydın 
 03.09.2007 19:40
Cevap :
Teşekkürler Özlemciğim...tanıtımların işe yaraması ne güzel,değil mi?(Yazarın yaşantısını bilerek okumak daha yararlı)Zevkle okumanı dilerim..sevgilerimle..  03.09.2007 21:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 480
Toplam yorum
: 2957
Toplam mesaj
: 478
Ort. okunma sayısı
: 2016
Kayıt tarihi
: 27.03.07
 
 

Üstkimliği ile insan, altkimliği yeterince kalabalık birisi; Eş, anne, öğretmen emeklisi. Doğa, H..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster