Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mayıs '09

 
Kategori
İzmir
Okunma Sayısı
2082
 

Foça' daki siren sesleri

Foça' daki siren sesleri
 

FOÇA'nın tarihi sireninde İğde kokulu rüzgâr,aşk nazlı gonca, erir Güneş Sazlıca' da, akşam olunca


İzmir' in tarihi beldesi Foça' da, halâ daha Heredot'un da duyduğu siren sesleri, bugün de duyulmakta. Tarihçi Baba HEREDOT; filmlere de konu olan, baş rolde Brad Pitt’in de rol aldığı Truva Savaşını yazmak için Anadolu’ya geldiğinde, Foça ile tanışmış. Buraya hayran kalan tarihçi baba: ‘ Onlar kentlerini, bizim yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzü ve en güzel iklimde kurdular.’ Diyerek, Foça hayranlığını böyle dile getirmiştir.

Buradaki meşhur Siren Kayalıkları da, fok’ların yerleşik alanıdır. Kayalıklar, rüzgâr ve dalgalarla yontula yontula bir mızıka ağzı gibi denize ve rüzgâra karşı durup, ses vermektedir. En içli şarkıların motifleriyle geceler ve gündüzler boyu, ses vermektedir bu kayalıklar. Bu kayalıklar fokları andırır burada .Yuvarlak başlı, keskin gözlü uzun bıyıkları ile kayalıkların simgesidir o.

O zamanların cahil gemicileri, buradan gemi ile geçerken, bu siren kayalıklarının çıkardığı ilâhi sese aldanıp, kendilerini suya atmaları ve o tarafa yüzmeleri, kaptanları bıktırmıştı. Ve gemicileri orta direğe topluca bağlayıp, o sesleri duymalarını önlemek içinde kulaklarına mum akıtmaları boşuna değildir.

O hırçın kayalıklar halâ var. Foklar da var. Ama kimse buradan geçerken, kendisini sulara atmıyor artık. Tarihin derinliklerinde o sesi dinleyerek sadece mest oluyorlar. İşte huzur, burada başlamış oluyor.

Heredot’un vakti olsaydı da, oradaki huzuru da tadabilseydi. Şimdiki insanlarımız, bir huzur beldesi olarak, temiz havası, oksijeni ve sessiz doğası ile Foçayı mesken etmiş vaziyette.

Bunlardan Sazlıca’nın plâjlarında, o siren sesi çıkaran kayalıklarından mevcut. Huzur dolu plâjında foklar, çok nadir başlarını sudan çıkarıp, bu huzura ortak oluyor. Plâjların sahibi Güven Büyükçam’la sohbetimizi sürdürüyoruz huzur üzerine: Anlatıyor karısı Helga ile birlikte: ‘ Biz, bu plâjda hayat bulduk. Denize kadar inen papatyalarla, siren kayalıklarının sesi ile, dalgaların şıpırtısı ile tarihi her gün yaşıyoruz. Dalga sesleri ile uyuyoruz, kuş sesi ile uyanıyoruz. Buraları daha kirlenmedi. Görüldüğü gibi boş alanlara kimse site yapmıyor. Mahalleler taş yığını olarak her taraftan fışkırmamış. Burası doğa ile baş başa kalınabilecek bir yer. Bizler bunlarla mutluyuz. İtalyan asıllı eşim Helga ile huzuru içimize sindirerek katık yaptık. Bize güç veriyor, kuvvet veriyor’ dediler

Eski ve yeni Foça arasındaki yolda sıraya plâjlar var. Hepsinin billur suları uzaktan parıldıyor. Foklar memleketinin bu sakin koyları, yan yana dizili. İçlerinde Sazlıca Plâjlarındaki kayalıklar suskun. Tıpkı tabiat gibi. Çiçek kokuları içinde uyandığınızda, kuş cıvıltıları size eşlik ediyor. Huzurun bir başka çeşidi benliğinizi sarmış. Şehrin yapışkan gürültüsünden, tozundan toprağından arınmak için bu koylar bire bir. Tarihçi Heredot’a rastlamasanız bile onun yaşadığı bu Foça’da siz de mesut oluyorsunuz.

Şehirden müthiş bir kaçış var. Tilki, yine dönüp dolaşıp aynı şehrin stresine gireceğini bildiği halde, buraların atmosferinde, kendisini doğaya bırakıyor. Bir sessizlik bulutu üzerinde uçuyor sanki insan. Medeni ihtiyaçlar mı? At bir kenara. Herşey natürel burada. Şehirden o kadar sıkı bir kaçış var ki, deme gitsin. Bir köşede serili pöstekiye benzeyen bir şey vardı. Aman ne güzel terbiye edilmiş de buralara serilmiş demeğe kalmadı, kocaman bir köpekmiş o. Etraftan uyardılar. İnsan sarrafıdır. Arkada da gözleri vardır. Adamına göre havlar dedi. O da biliyor, kimin ne maksatla buralara tatil için geldiğini. O da huzur seçmiş. N’apsın?!

Velhasıl, bir huzur yuvası Foça. Sirenler akşam oldu mu, rüzgârın şiddetine göre ötmeğe başlıyor burada. Dalıp gidiyorsunuz elinizde kadehle. Karavan yeriniz var. Müstakil odalarınız hazır. Piknik ateşiniz de tamam. Deniz mahsulleri bol. Yerleşim alanı olmadığı için, avlanan yok. Balıklar dolmuş taşmış sularda. Gecenin muhteşemliği berrak suyun yakamozu ile birleşince, bir huzur senfonisi başlıyor bu sahillerde.

Çam kokulu rüzgâr, Heredot’tan esintiler getiriyor. O kokulu rüzgârın sihrine dalıp, elinde bir kadeh şarapla kızıllıkları seyrediyorsunuz. Çam kokulu rüzgâr, aşk da nazlı bir goncadır Sazlıca’da. Erir güneş koyda, akşam olunca. Akşamları, akşamların sırrını sormayın akşamlardan… söylemezler. İşte önünüzdeyiz, ‘Yaşayın!’ derler.

Gidin, görün. Kayalıkların sesini dinleyin. Fok balıklarını gözleyin. En önemlisi, sessizliğin simgesi olan sessizliğin içindeki sessizi yakalayın, içinize hapsedin, huzurun renklerine bürünerek ‘ İşte bu, sessizliğin sesidir’ diyebilin.

Tarihi Foça Eskisi ve yenisi ile yirmi dakikalık mesafelerle gelenlerini, en güzel ikramları olan sessizliğin senfonisi ile karşılıyor burada. Tarihle iç içe. Heredot’un kulaklarını çınlataraktan.

İşte Foça, böyle bir yer.

RESİMLERDE, Foça’dan çeşitlemeler.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 885
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster