Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ağustos '10

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
259
 

Fonda Ajda ve Madonna

Nasıl başladı hatırlamıyordu çocuk. O dönem fırtınalı birşeyler yaşadığı kesindi. Yaşanılan İzmir - İskenderun - Kıbrıs arası bir ilişkiydi.

Her bir gün, her yeni insan ve her yeni bir seyahat yeni birşeyler getirir insan hayatına. Kimi öğretir, kimi hüzünlendirir, kimi acıtır, kimi heyecanlandırır. İşte bu ilişkide güzel şeyler öğrenmişti çocuk. hiç yapmadığı şeyler yaptırmıştı ona.

Kıbrıs en güzel keşfiydi. Belki de aşklarını en güzel yaşadıkları yerdi. Hatta aşklarını yaşadıkları tek yerdi. O kavurucu sıcaklar, güneşin insanın içine işleyen sıcaklığı aşklarına eşdeğerdi, yanıyorlardı. Çocuk çok ama çok seviliyordu. Hiç böyle sevilmemişti, karşılıksız, hesapsız.

Güzel ve anlamlı bir hediye geldi; Pinhan. Böylece ilk kez faydalı bir şeyi sokmuştu hayatına. Elif Şafak'la tanışmıştı. Baba ve Piç'ten sonra diğerleri geldi... Bir aşk vesile olmuştu... Bir aşk ki onu kelimelerin gücüyle tanıştırıp, o sonsuzlağa sokmuştu.

Derken bir yeni keşfi daha oldu çocuğun, Ece Temelkuran'ı alışkanlık edinmişti. Takip ediyordu, seviyor hatta mailleşiyordu da. İtirafta etmişti 'sevgili sayesinde sizi okumaya başladım' dedi cesurca.

Çocuk her zaman aramazdı. Çocuk onu hep 'bekleyen biri' varmış edalarında kendinden emin, öteki tarafta neler olup bittiğinden habersiz, umursamazdı. Aslında umursuyordu umursamasına ama, aramıyordu. Onu seven şehir değiştirmişti.

İstanbul'daydı artık. Yine İstanbul sahneye çıkmıştı. İstanbul hep başrolde olmak zorunda mıydı? Yada aşklar hep orda mı yaşanmalıydı?

Taksim'in herhangi bir gecesinde İstiklal'den sallanıp geri dönmüşlerdi. Kahve içmenin, yüksek sesli müzikte dans etmenin, sevgili olmanın klasik ritüellerini yerine getirmeye çalışmışlardı. Birgün için fena sayılmazdı da. Ama böyle gidemezdi.

Çocuk aramamaya devam etti. Silah altındayken güç aldığı, umut bulduğu o sesi aramıyordu bir türlü. Zaten birgün geldi, aramasına gerekte kalmadı zaten.

Her ne olduysa çocuk aradı bu sefer. Telefon kapalıydı. Yine aradı. Yine kapalıydı. Sevgili kapatmıştı kendini çocuğa, duygularını kapatmıştı. Ulaşılamazdı artık. Çocuk sevilmiyordu. Merak etti, mail attı. Merak etti yine mail attı.

Birgün cevap geldi. 'Selam, artık başka birini seviyorum. Güzel bir ilişkim var. Ha bu arada ; yüzünü unuttum, bana resmini yollar mısın?''

Gelen cevap aynen buydu. Hiç böyle acımamıştı içi. Buna yakın tavırlara şahit olmuştu ama böylesine bir cevap hiç okumamıştı. Bu, hakaretten bile ağır gelmişti. Aslında emindi, yüzünü unutamazdı, yaşadıklarını unutamazdı ötekisi. Çünkü o çok seviyordu ve çocuk hep özeldi onun için. Bunun adı olsa olsa intikam olabilirdi. Ancak bu 'soğuk' değildi, bu sadece acıydı.

Çocuk kalbini söküp attı, yerine taş koyarak. Çocuk anılarını söküp attı, yerine geleceği koyarak. Çocuk onu söküp attı, yerine binlerce yeni beden koyarak.

Kala kala bi Elif kaldı, bir Ece.

Fonda kah Ajda kah Madonna'yla...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 2012
Kayıt tarihi
: 05.08.10
 
 

1983 İzmir doğumluyum. Doğduğumdan beride bu şehirde yaşıyorum. İlk, orta, lise ve üniversite hay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster