Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ocak '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
302
 

Forbidden zone...!

Forbidden zone...!
 

Gökgürültüsü; öyle bir gümbürtü koparmıştı ki, adeta insanın içinde grizu patlaması gibi sarsıntı yaratmıştı...Birbiri ardına çakmaya başlayan şimşeklerin hemen peşisıra, yağmur; bardakların dışında, bir su kabından boşalırcasına yağmaya başlamıştı...Nasıl bir yağmurdu o öyle ki ? sanki; uzun yıllar yağmamak için direnmiş ama, daha fazla direnci kalmamışcasına içini boşaltıyordu...Belki yarım saat, belki de yarım saatten biraz fazla süre sonra kesilmişti...Çiftliğin; hemen karşısındaki tepelerin üzerinde, gökkuşağı kemerini kurmuştu...Pencereden yağmuru izlemekte olan Abbas Emmi; oturduğu yerden hafifce doğrulup,

- Leeeyn avraaaat...benim cızmalarımı hele bi yol getiriveee...diye kükredi. Hanımı Hatça kadın da, evin içlerinden bir yerlerden;

- Ni diiiyooon leeeeyn heriiif, duymayoooom...diye cevap verdi...Bunun üzerine Abbas Emmi,
- Üleyn bi kereciiime de, Ni didiiimi anlayıveesen, ahanda bu gafamı daşlara gayalara vurcem valla...diyerek oturduğu yerden fırlayıp kalktı ve kocaman kocaman adımlarla, homurtular çıkararak evin içindeki merdivenlerden aşağıya gümbür gümbür koşuşturarak indi...

Hatça kadınla; merdiven başında karşılaştıkları sırada, küçük oğlu Memili,
- Bubaaa, marulları yolmuya bende gelem mi senleee...? diye vızırdandı...Abbas Emmi,
- De get leeeyn sidikli sıpa, senin yolacaaan marullara, ahırdaki garakaçan bilem burun gıvırıyoo...diyerek, küçük Memiliyi marul tarlasına götürmek istemediğini belli etmeye çalıştıysa da, Ufaklık Memili; sarı renkli çizmelerini ayağına giymiş, kapının eşiğinde, elinin tersiyle burnundan akan sümükleri sıvazlayarak sildi...Hatça kadın, Abbas Emmi'nin omuzuna yumruğuyla dokunarak,

- Leeeyn Heriif, baaa bah...Şuncaaz bebeyi ağlatmasanaa...Ahan götür onuda yanında, sana yardım eder işte...diyerek, Abbas Emmi'yi ikna etmeyi herzaman ki gibi başarmıştı...Kapıdan homurtular eşliğinde çıkarken de,
- Tooobe tooobeee...De yürü leyn bakem. Marullar bizi bekliiy...diye Memili'yi önüne katarak tarlanın yoluna koyuldular...Birkaç saat sonra; Abbas Emmi sırtındaki küfeye, tepeleme doldurduğu marullarla geldi...Sırtından marul dolu küfeyi, kapının önüne indirdikten sonra, Memili'nin elindeki ve koltuğunun altındaki marulları alıp küfeye koydu...Sonra da;

- Goş anana habar viir...Bubam ayran istiiy de...diye, Memili'yi ahırdaki Annesinin yanına gönderdikten sonra, oturup marulların kabuklarını ayıklamaya başladı...Bir taraftan da, kasanın içine sıralamaya çalışıyordu...Sabah olmuştu. Kalkıp; 1972 model Anadol kamyonetinin kasasına, marul kasalarını yerleştirdikten sonra, Şehrin toptancı halinin yolunu çoktan tutmuştu bile...Toptancı hale getirip, kabzımala üç otuz paradan marulları satıp evinin yoluna koyuldu...Birgün daha bitmişti Abbas Emmi için...Yarın getireceği marulları toplamak üzere, gözlerden kaybolmuştu...

Mutfakta, hararetli bir koşuşturmaca vardı...Mutfak şefi; ara sıcak'çıya direktifler verirken, gözünün ucuyla arasoğuk'çuyu farkederek,
- Oğluuum, marulları küçük doğrama, biraz büyük parçalar halinde doğra...diye seslendi. Tabaklar birer birer salata ile dolduruluyor ve süslenerek, servis arabalarına yerleştiriliyordu...Öğlen servisi yaklaştığı için Mutfak şefi, son kontrollerini yapıyordu...Restaurant, yavaş yavaş dolmaya başlamıştı...Garsonlar oradan oraya ellerinde tabaklar servislerini yapıyorlardı ki; bir müşterinin şef garsona seslenişi duyuldu,

- Oğlum, bakarmısın...
- Buyurun sayın vekilim...
- Oğlum bu ne yauv..!?
- Ne oldu sayın vekilim...bir sorun mu var..?
- Ulan oğlum, bir sorun olmasa sana seslenirmiyim ben yav...
- Haklısınız sayın vekilim...
- Lan oğlum, bu marulun üzerindeki sümüklü böcek mi, salyangoz mu, nedir ulan bu..?
- Affedersiniz sayın vekilim, sanki salyangoza benziyor...
- Evladım bu restorantta bu böceğin ne işi var yauv..? Burası meclis restorantı, buraya seçimle girilir, böyle elini kolunu sallaya sallaya girilmez lan...!
- Haklısınız Efendim...Hemen değiştireyim sayın vekilim, aslında çok iyi temizleniyor bu marullar ama, galiba bu salyangoz gözden kaçmış...affedersiniz...
- Bir daha bu restorantta, salata için marul felan kullanılmasın tamam mı..!!
- Emredersiniz sayın vekilim...özür dileriz...

Ertesi gün; Toptancı halinde bir konuşma duyulmaktadır,
- Valla Abbas Emmi artık bizim dükkanda, marul satışları ikinci bir emre kadar yasaklandı...Bize bir daha marul getirme...Hadi bakalım, haydi sana kolay gelsin... ( Köylü, bu milletin efendisi değil artık...!)

Herkese sonsuz saygılarımla sevgili dostlar...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 122
Toplam yorum
: 71
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 2830
Kayıt tarihi
: 26.03.07
 
 

Ankara Doğumluyum... Yazı yazmayı, çizmeyi, okumayı, izlemeyi, dinlemeyi, vb...vb... seviyorum. Bodr..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster