Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ocak '08

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
1836
 

Fotoğraf mı?... Resim mi?..

Fotoğraf mı?... Resim mi?..
 

Resim ile Fotoğraf'ı, ayıralım artık!..


Ahmed, sür'atli bir şekilde daldı fotoğrafçı dükkanına;

"Abi bana acele 8 resim çeker misin!.." dedi, aynı hızla.

"Biz, resim çekmiyoruz kardeşim. Fotoğraf çekiyoruz(!)..." dedi fotoğrafçı, gülümseyerek.

"Ben de onun için geldim zaten? Resim çektirmek için!.." dedi, biraz sinirlenmiş gibi.

Ben de; ''Resim değil, fotoğraf çektiğimizi söylüyorum işte!.." dedi, daha samimi ve içten. Fakat işi daha fazla uzatmadı fotoğrafçı. Tanışıyorlardı ama çok da samîmi değillerdi. Her ne kadar samimi olsa da, espriyle karışık bir iğneleme vardı söylediğinde. Müşterisinin kalbi kırılmış olabilirdi. Koluna girdi;

"Gel, çekelim Ahmet kardeşim... Gel..." dedi, stüdyoya inerken.

"Yok abi yok!.. Sen bana; Biz resim değil, fotoğraf çekiyoruz!..'' derken bir şey anlatmak istedin!. İşim acele idi ama, bunu öğrenmek istiyorum. Ne fark eder ki? Ha resim, ha fotoğraf!.. Bir anlatır mısın şunu bana Âbi?" dedi, biraz hayretle.

Fotoğrafçı Abdullah Bey de;

"Ahmed Bey Kardeşim!.. Mâdem merak ettin, anlatayım öyleyse: Resim; sulu boya, yağlı boya, kalem vs.gibi malzemelerle çizilir, yapılır. Fotoğraf ise, makina ile çekilir..." diye izah etti müşterisine.

"Haa!.. Tamam abi, kusura bakma yaâ!.. Hiç dikkat etmiyoruz işte... Fakat bundan sonra söz âbi; resim'e fotoğraf, fotoğraf'a da resim demiyeceğim..." dedi Ahmed. Gülüşerek stüdyoya indiler...

Abdullah Bey'le Hüsnü Bey muhabbeti koyulaştırmışlardı. Epeydir bir araya gelip, böyle tatlı sohbet edememişlerdi. Hanımlar da diğer odada kaynatıyorlardı!..

"Oooh!.. Maşaallah, maşaallah!.. Alaah bozmasın İnşaAllah... Çaylarımız unutuldu Hâtuuun!.." diye seslendi Abdullah Bey.

Tamam Abdullah Bey, tamam!.. Şimdi gönderiyorum Elif Kızım'la dedi, Dürdâne Hanım.

Abdullah Bey'lere misâfirliğe gelen Hüsnü Bey;

"Yenge'yi sıkıştırma!.. Acelesi yok!.. Muhabbet ediyoruz işte... Televizyonu aç ta, şu gece haberlerine bakalım biraz da..." deyince, televizyon hemen açıldı.

"Şimdi de diğer haberimize geçiyoruz sayın seyirciler..." dedi, ünlü TV Spikeri.

"Sevgili seyirciler!.. Şimdi ekranlarınıza, fotoğrafla başlayıp fotoğrafla biten bir aşk hikâyesini getiriyoruz. Biz resimlerle bu ilginç hikâyeyi anlatırken, siz de, ekranlarınıza getirdiğimiz bu fotoğraflara ibretle bakın!..

Akrabalarının aracılığı ile, birbirlerinin resmini görür görmez âşık olan iki genç, yine o hızla evlenmişler. Daha bir haftalık evli olduğu eşinin, kendisini aldattığından şüphelenmeye başlayan, çiçeği burnunda gelin için; kocasının cebindeki, başka bir kadınla çekilmiş samîmi pozların olduğu resimler, bardağı taşıran son damla olmuş...Yâni kısacası, fotoğrafla başlayan mutlu bir hayat, yine resimle bitmiş sevgili seyirciler!..."

"Yâ Hû arkadaş!...''Resim fotoğraf, fotoğraf resim!..'' bu da ünlü bir spiker gûyâ!..." dedi kızarak Abdullah Bey.

Hüsnü Bey;

"Yaâv Abdullah Bey!.. Sen de amma taktın bu resim fotoğraf işine. Bırak ne derse desinler. Bu saatten sonra biz değiştirecek değiliz ya bu milleti!.." dedi gülerek.

"Nasıl kızmam Hüsnü'cüğüm?!.. Resim ayrı, fotoğraf ayrı. Birbirlerine çok benzedikleri hâlde nasıl portakala mandalina, mandalina'ya da portakal denmiyorsa; fotoğraf'a resim, resim'e de fotoğraf denmemeli, değil mi kardeşim?!.." dedi Abdullah Bey, ciddî ciddî.

Arkasından da ;

"Bu koca koca spikerler böyle derse, millet tabii ki fotoğrafla resimi ayırdedemez... İnşaAllah resim'e fotoğraf, foğraf'a da resim denmediği günleri görürüz!.." diye ilâve etti Abdullah Bey, ümitsiz ümitsiz.

Fakat yine de:

"Bu millete ben anlatacağım(!), fotoğrafla resmin farklılığını!.." biraz esprili bir şekilde. Hüsnü Bey de;

"Hadi bakalım, Allah kolaylık versin!.. Sen bunu yap, benden de sana bir altın madalya!.." dedi.

"Sen dalga geç bakalım!.. Görürsün bak!.. Bu memlekette bundan böyle resime ''fotoğraf'', fotoğrafa ''resim'' dememeyi herkes becerecek!.." Abdullah Bey (!)...

Hadi bakalım Abdullah Bey!...

Allah yardımcın olsun. Bana göre de işin gerçekten çok zor.

Ama;

''Olmaz olmaz'' deme. Olmaz, olmaz..."

Bektaş Azizoğlu

21.01.2008, Pazartesi

Gölyaka-DÜZCE

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 345
Toplam yorum
: 234
Toplam mesaj
: 31
Ort. okunma sayısı
: 573
Kayıt tarihi
: 24.11.07
 
 

İlkokul'u Düzce'nin Gölyaka İlçesi, Açmaköy'ünde bitirdikten sonra, Ortaokul'u Gölyaka'da okuyup,..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster