Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mart '20

 
Kategori
Fotoğraf
Okunma Sayısı
26
 

Fotoğraf ve Bellek

Fotoğraf ve Bellek

Prof Dr Hakan YAMAN

Fotoğraf geçmişteki bir deneyimin tanığıdır ve belgesidir. Belleğimiz ise deneyimlerimizin birikimidir. Bu birikim ise benliğimizi inşa eder. Bellek birikimi olarak fotoğraflar ise belleğimizi harekete geçirir ve unutulanları hatırlatır. Diğer yandan, fotoğraflarla insanların zihnine yalancı hatıralar da ekebilirsiniz. İnsanoğlu gördüğüne inanmaya eğilimli olur.

İnsan belleği yüzlerce yıl değişmemiştir ve beyin çok yavaş evrime uğramaktadır. Fotoğraf belleği değiştirmemiş olsa da belleğin nasıl kullanıldığını değiştirmiştir. Görsel bellek gelişirken, işitsel bellek gerilemeye başlamıştır. Teknoloji ise görsel belleği yanıltmaya ve gerçekliği algılamada zorluklar yaratmaya başlatmıştır. Ancak diğer yandan büyük arşivler kişisel belleği tazelemeye çalışırken, şimdi küçük bir akıllı telefon arşivi parmağınızın uçlarına getirmektedir. Hele bir de sosyal medya mecrası ile uğraşıyorsanız kolektif bir belleğiniz oluşur. Parmağınızın ucundaki ya da sosyal medyadaki fotoğraflarınız sahip olduğunuz kolektif belleğiniz tarafından etkilenecektir. Sık sık gördüğünüz, hatta bilgi bombardımanına uğradığınız sosyal medya mecrasında fotoğraflara yönelik tercihleriniz ve beğenileriniz değişecektir ve iletişim içinde bulunduğunuz kollektif bellektaşlarınız tarafından etkilenecektir. Yaşamsal anlarınıza ilişkin anılarınız, diğerlerinin anıları ile sürekli olarak yenilenmektedir.

Dijital dönüşüm ise fotoğraf makinesinin işlevine ilişkin değişikliklere neden olmuştur. Bu kültürel değişim manipüle edilebilirlik, bireysellik, iletişilebilirlik, çok amaçlılık ve dağıtılabilirlik gibi yeni işlevlerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Kişisel kimlik gelişiminde ise ortaya çıkan bu yeni işlevlerin rolü önemli olmaktadır. Hatıraların kaydı, iletişimsel deneyim ve kimlik formasyonu kişisel fotoğrafta süregider ve kütürel durumumuzda dengeli olarak yansır. Fotoğrafın buna ilaveten kişisel imajımız, görüntülerimiz ve hatıralarımız üzerine denetleyici etkisi olabileceği düşünülmektedir.  Görsel birikimimizin denetimi, zihinsel ve kültürel gözden geçirme süreci piktoral belleğimizi zorlamaya başlar, hatta ele geçirir. Bu nedenle fotoğraflar kişisel hatıraları sadakatla temsil edememektedirler. Hatta dijital teknolojinin gelişimiyle fotoğraflarda yapılan manipülasyonlar artık rutin ve olmazsa olmaz koşul halini almıştır. Yani doğrudan kimlik oluşumunda etkili olmaktadır.

Fotoğraflar neyi ve nasıl hatırlamak ve nasıl hatırlanmak isteğimizi belirler. Elimizdeki fotoğraf işleme programları kimliğimizi inşa etmemize yardımcı olmaktadırlar. Fotoğrafın kendisi ise geçmiş arzu ve isteklerimizi, yeni oluşan beklentilere dönüştürmemizi sağlamaktadır. Fotoğraf makineleri kimlik oluşumunda güç aracı haline gelmiştir.

Kant’a göre insanoğlunun aydınlanması, kendi eliyle yaratmış olduğu gelişmemişliğinden kurtuluşu olduğunu söyler. Bin yıl sürmüş olan karanlık çağın sonlandığını müjdeler bu sözlerle. Katı dogma ve tutuculuktan kurtulup, aklın hakim olduğu bu yeni çağa “Sapere Aude!” mottosunu kullanır (kendi aklını kullanmak için cesaretli ol). Bu anlayışın yarattığı fotoğraf ise ortaçağının dini resim ve ikonografisini ortadan kaldırmıştır. 

Yirmi birinci yüzyıl aklın ve bilimin ürünü olsa da ve fotoğraf makineleri de bunun parçaları olsa da, bilgi çağı fotoğraf makinelerinin sonunu hazırlamıştır. Sanayı devrimi insan bedeninin yükünü, yarattığı ve insan bedeninin yaptığı işleri taklit eden iş makineleri azaltırken, bilgi çağı artık beyni rahatlatmaya çalışmaktadır. Artık insanların mantığa ve düşünceye dayalı karar süreçleri yetmemektedir. Kuantum fiziği, Newton Kanunlarını geçersiz kılmamış olsa da bu kanunların gerçekliğin sadece ufak bir segmentini temsil ettiklerini ortaya koymuştur. Bu çağda görsel alanda da bir devrim gerçekleşmektedir. Sanayi çağında evrensel görünürlüğün olduğu kabul edilir. Focault’a göre perspektif hiyerarşi içerisinde insan hayatındaki kurumlar aynı görsel düzene sahiptirler. Sontag ise fotoğraf makinelerinin gelişmiş sanayi çağında kitleler için seyirlik/gösteri ve yöneticiler için izleme niteliği taşıdığını söyler.

Temsiliyet ise artık yaratıcı-aygıt-izleyen ilişkisine dayanmamaktadır. Bir bireyiya da nesneyi görünür hale getirmek için tekil bir görüntünün yeterli olmadığı bilinmektedir. Güç artık görselde değildir. Güç ağlara, bilgisayarlara, algoritmalara, bilgi ve veriye doğru yer değiştirmiştir. Sanal ortamdaki veriler, kendilerine atfedildikleri semboller ile görünür hale gelmektedir. Bu sembollerin ekranlarde görsellere dönüştürülmeleri ve görünür hale getirilmeleri asıl gücün temsiliyetini ve sakladığı/gizlediği mesajı ortaya çıkaracaktır. Ancak bu yeni olgu mevcut verilerin kolay manipüle edilebilme olasılığını beraberinde getirmektedir. Bu çerçevede görünen ve görünmeyen ortamlarda görsellerin esasanın oluşturacak olan bilginin nasıl sunulacakları, temsil edilecekleri ya da anlaşılacakları ciddi biçimde ele alınmalıdır.


 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 33
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 33
Kayıt tarihi
: 25.03.19
 
 

Prof. Dr. Hakan YAMAN,ANFAD (Antalya Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği), Sille Sanat Sarayı, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster