Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Kasım '10

 
Kategori
Fotoğraf
Okunma Sayısı
761
 

Fotoğraf ve sanatçı

Fotoğraf ve sanatçı
 

Eline fotoğraf makinesi almakla ‘fotoğrafçı’; bu işten geçinmekle ‘fotoğraf sanatçısı’ olunmuyor!


Fotoğraf, yazının bulunmasından bu yana belgeleme tekniğinde yaşanan en büyük devrimdir. Bu tekniğin 150 yılı aşan geçmişine bakıldığında çok büyük bir ilerleme yaşandığı görülür. Fotoğraf oluşturmakta kullanılan teknikler ve yöntemler yıllar içerisinde hızla evrimleşmiş ve bugün içinde yaşadığımız dönemde kullanılan dijital teknoloji ürünlerine kadar gelinmiştir.

Jacques BORGE ve Nicolas VIASNOFF, ‘Histoire de la Photo de Reportage’ isimli eserlerinde Fotoğrafın başlangıcını: “Avrupa’da XVIII. ve XIX. Yüzyıllardaki birçok buluşta olduğu gibi, değişik yerlerde, değişik kişiler tarafından aynı sıralarda sürdürülen başarılı kimyasal çalışmalar, 1839’da resmin hassas cam yada plak üzerine basılmasını sağladı. Daguerre’nin buluşu ile birlikte durağan şeylerden devigen şeylerin fotoğrafının çekilmesine başlandı.” Şeklinde tanımlıyor. (Edition Fernand Nathan, Paris, 1982, Sayfa 10-12)

Karanlık odalarda siyah beyaz filmleri, kalitesini düşürmeden yıkamak, boyutlandırmak, kartlara basmak zor bir uğraştı. Fotoğrafçılık sadece çekmek değil, kimyasallar ve hassas ekipmanları kullanmak gerektiren önemli bir beceriydi. Fotoğraf ekipmanları ve sarf malzemelerinin seri şekilde üretilmesi ile meslek olarak, fotoğrafçılar geniş bir kitleye hizmet eder hale geldi. Kırım Savaşı, ülkemiz fotoğrafçılığında bir sıçramaya da sebep oldu. Böylece Türkiye’de 1870’lerde gazetelerde, XX. Yüzyıl başlarında resmi belgelerde fotoğraf kullanılması yaygınlaştı.

Fotoğraf makinelerinin elde taşınabilir, kolay kullanılabilir olması ile birlikte herkesin ulaşabildiği bir ürün haine geldi. Toplumun tümüne doğru genişleyen bir kullanım sahasına ulaştı. Yakın zamana kadar filmli makineleri kullananlar, bir profesyonelden hizmet almak, çektiği fotoğrafları karta bastırmak zorunda idiler. Ama dijital makineler ile buna gerek kalmadı. Aslında fotoğraf çekiminin profesyonelliği gitgide azalmış gibi gözükse de; öyle değildir.

Fotoğraf özelinde sanatçı, ‘an’ı yakalayan, donduran bir konumdadır. Ortaya çıkan iki boyutlu görsel, aslında bir belgedir. Sanatsal değer, belgenin içeriği değil, belgenin kendisindedir. Dolayısıyla sanatçının meselesi; elde edilecek görselin, her güzel sanat dalında olduğu gibi; taşıdığı (yada taşıması amaçlanan) anlam, oluşturduğu (yada oluşturması amaçlanan) duygu ve ilettiği (yada iletmesi amaçlanan) mesajdır.

Bu üç meseleyi (anlam, duygu ve mesaj) gözeterek yola çıkan sanatçı kendisinin kurguladığı bir kompozisyonun fotoğrafını çekebilir. Yada çevresinde süregelen doğal kurgunun bir kösesine odaklanır. Sanatçının eserinde anlam ve duygu olmalıdır. Ama bazı sanatçılara göre mesaj bir sanat eseri için zorunluluk değildir.

Büyük tartışmada süregelen ‘sanat için sanat’ ve ‘amaç için sanat’ düşünceleri bir sanat olarak ‘fotoğraf’ için de geçerlidir.

Her sanat gibi fotoğraf da metodolojisinde; mühendislik ve estetik unsurlarını içerir:

MÜHENDİSLİK BOYUTU:

Kelime anlamı hesap etmek olan mühendisliğin fotoğrafta olmaması zaten imkansızdır. Ölçeklendirme, boyutlandırma, kimya ve optik bilimleri ile iç içe girmiş bir bilimsel yanı olduğunu söylemeye gerek bile yok.

Dijital teknolojiler içeren yeni ürünler ile kullanıcının belli hesapları yapmadan çekim yapması mümkün hale gelmiştir. Fotoğraf makinelerinin içerisindeki işlemciler ve yazılımlar sayesinde ışığa göre otomatik olarak kontrol edilebilen diyafram ve poz alma süresi gibi klasik fotoğrafçılığın önemli kriterleri ortadan kalkmıştır. Ayrıca mesafe ayarlama, odak uzaklığı tayini ve çift odaklı objektiflerde odakları örtüştürme işleri mevcut yazılımlar tarafından halledilmektedir. Kullanıcıya sadece istediği objeyi vizörden görüp deklanşöre basmak kalmıştır. Ama iş burada bitmiyor!

Ayrıca fizik biliminin, renk mühendisliği açısından da fotoğraf teknolojisi ile yakından ilgilendiğini söylemek gerekir. İstediğiniz kadar yüksek çözünürlük ve optik netlik sağlayın; o piksellerin doğru renklerde olması gibi bir derdiniz daha olmalıdır. Bunu da ancak yüksek kalitede renk okuma yeteneği olan bir iris ile çözebilirsiniz. Renkleri ve detayları iyi gösteren bir makine: Görevini iyi yapıyor demektir.

Gerisi o makineyi elinde tutan kişinin maharetine kalıyor.

ESTETİK BOYUTUNA GELİNCE:

Estetik olgusu çeşitli sanat dalları için küçük değişimler gösterse de sanatın omurgasını oluşturan felsefe; estetiktir!... Hegel’e göre estetik; güzel sanatlar felsefesi yada bilimidir ve üç ana bölüme ayrılır: 1- Sanatta ideal olanın incelenmesi, 2- Simgesel sanat, klasik sanat, romantik sanat, 3- Sanat alanları olarak da yontu, resim, şiir ve mimarlık.

İnsanın bir gereksinmesi olarak ortaya çıkan sanat, tinselin (ruhsalın) ve duygusalın uzlaşmasından doğan uyumdur. Sanata duyulan bu gereksinmeyi doğuran da insanın düşünen bir bilinç olmasıdır.

Eline fotoğraf makinesi almakla ‘fotoğrafçı’; fotoğraf işinden geçinmekle ‘fotoğraf sanatçısı’ olunmuyor.

Hep sevgi ile kalın.

Murat SEVGİ
msevgi@mental.com.tr

Not: Devam edecek...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 369
Toplam yorum
: 214
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 1063
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

1969 doğumlu. Tasarımcı, endüstriyel otomasyon sistemleri için yazılım geliştiriyor. Yüksek öğren..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster