Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Şubat '09

 
Kategori
Fotoğraf
Okunma Sayısı
217
 

Fotoğraf ve şeyselleşme

Önbilgi: Şeyselleşme (reification) sözcüğü Almanca kökenlidir, İngilizce değil. Marksist estetikçi Lukacs 1920’lerde şeyselleşmeyi, kapitalist toplumun metacı doğası nedeniyle, sınıf bilincinin ortaya çıkışını imkansız kılan bir biçimde, toplumsal ilişkilerin nesneleşmesi (‘nesnelleşmesi’ değil) olarak tanımlar. Bu durumda sanat eseri de alınıp satılan bir metadır, manevi yanı yoktur. Aynı izlek üzerindeki Walter Benjamin’e göre ise, fotoğraf gibi teknolojik olarak kezlerce çoğaltılabilen ürünler daha da şeyselleştiricidir.


Fotoğraf şeyselleştirir.


Neden? Çünkü güzelleştirme metalaştırmadır, güzele yabancılaştırıcıdır, özellikle de fotoğrafınki, özellikle de reklam fotoğrafınınki…


Fotoğraf şeyselleştirmeyebilir.


Nasıl mı?


Diane Arbus’un ‘New York Acuzeleri’ gibi… Bizim salya sümük çocuk, bumburuş ihtiyar, sofrada yeri öküzümüzden sonra gelen kadın fotoğraflarımız gibi değil…


Fotoğraf şeyselleştirmeye çok yatkındır, çünkü kitlesel üretimi giderek kolaylaştırılmaktadır, popüler kültüre daima hitap eder (özellikle medyadaki kullanımı nedeniyle), görünen olan değildir, vd…


Fotoğrafın şeyselleştirmesinden asla ve kata kaçınılamayacağını önesürenler vardır, Susan Sontag ve Roland Barthes gibi… Bundan emin değilim, çünkü kendim de bir fotoğrafçıyım. Öncelikle çok az kare çekerim, yılda maksimum 100 kare. Ardından çok dar konulara yoğunlaştım: Biri Boğaz’daki ayna, ikincisi İstanbul’daki bulutlar; onların da belleğimden önceden çok daraltılmış örneklerini arar ve bulurum. Sonra fotoğrafımı güzelleştirmem. Örneğin otoportremi çekerken kolumu ve çok ucuz bir makinayı kullanırım, yakınlık nedeniyle kare flu çıkar ama yüzümün enstantanesini yakalayabilme yetisini kullandığım için görsel ifade tam ben olur. En sonunda da Üçüncü Dünyalı’yım, kapitalist mülkiyetçi altkültürüm yok. Tüm bunları düşününce, ben fotoğrafı ‘shoot’ etmem, sonuca, yani ürüne sahip olmam, ait olurum.


Reklamcıların şeyselleştirmeden kaçınamayacağı yargısına % 99, 99 katılırım ama bir istisna payı da bırakırım. En son denenen (burada savaşa ilişkin) fotoğraflardan klip yapma yolunun, klibi ticari şeyselleştirmeden kurtarabileceği kanısındayım. Bunu o klibi görmeden yazıyorum, gördükten sonra düşüncem değişebilir.


Şeyselleştirme özü itibarıyla bence metalaştırmadan çok, ruhsuzlaştırmadır, ‘libidosuzlaştırma’ da denebilir. Nasıl ki Holywood filmlerindeki aşk ölüyse, reklam fotoğraflarındaki güzellik de ölüdür. O nedenle, karşı şeyselleştirme veya panzehir fotoğrafçının işe canını katmasıdır ki Diane Arbus öyle yapmıştır. Haa, bir de duygusaldan çok, düşüncesel, yani kognitif olup, bunu zihinden kültüre informatiğe dönüştürebilir olmak daha evladır.


Bu yalnızca bir yol, başka yollar da olabilir. Ancak, henüz onları bilmiyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2217
Toplam yorum
: 1121
Toplam mesaj
: 127
Ort. okunma sayısı
: 495
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Serbest yazarım. 1960 doğumluyum. BÜ İşletme mezunuyum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster